ghost in the shell

1 /
soulforged soulforged
cyberpunk bilimkurgunun mihenk taşlarından. 80 küsür dakika sürmesine rağmen diyalogları insanı saatlerce düşünmeye itiyor. matrix denen özgün senaryo yoksunu film de bu şaheserdeki pek çok yaratıcı fikri fütursuzca çalıp çırpıp sömürmüştür.
ayrıca;
vücut --> shell (kabuk)
ghost --> ruh
ayrıca burdaki "ghost" kelimesiyle asimov'un ghost in the machine sözüne bariz bir gönderme yapılmıştır.
jellicle jellicle
başlangıcındaki termokamuflaj sahnesi ile hayranlığınızı kazanıp, diyaloglardaki düşüncelerle bir kez daha dumur olmanıza yol açan manga. özellikle ilk filmin sonundaki değişim insanın kanını dondurur cinstendir.
dahi anlamındaki de kadar popülerim dahi anlamındaki de kadar popülerim
bir animeden çok daha fazlası olan.

izlerken gerçeği, bilgiyi ve yaşamı çok güzel bir şekilde sorguluyor.
entelektüel kaygılı filmlerin çok daha ötesinde bir anime ki içerisinde bulunan alıntılar cuk diye oturmuştur.
aslında hayatın ne kadar basit olduğunu çok iyi bir dille anlatmaktadır.

filmde geçen şu replik beni benden almıştır : 'kötü şansta hep 3 işaret vardır : göremedin çünkü istemedin. farketsen bile kabul etmezsin. eğer biri anlatacak olsa dinlemezsin'

kaybetmenin bu kabul etmek istemediğimiz üç şeklini kabak gibi ortaya sermiştir..
candır, tadından yenmeyendir.
timbuktu timbuktu
the matrix ile hem içerik hem de biçem olarak ziyadesiyle benzerlikler taşıması, ilk anda "taklitçi senaristler sizi" diye burun kıvırmanıza neden olsa da, sonrasında yapım tarihinin the matrix'den önce olduğu farkedilince "bak seen" şeklinde, animenin özgünlüğüne halel getiren şüpheler bir anda dağılır.
1 /