giden

1 /
esdora esdora
sizi olduğunuz yerde bırakıp giden, ne söylerseniz söyleyin gitmesini engelleyemeyeceğiniz kişidir. eğer giden kişi sizin sevgiliniz ya da ona eş değer bir yakınınızsa gözyaşlarınıza hakim olamazsınız*.
neverland neverland
kişi eğer geri döndürülebilinecek durumdaysa ve bu isteniyorsa hemen harekete geçilmelidir...

ve kişi tek durumda geri döndürülemez...*

bu durumda gidene en çok yakışan söz mezar taşına yazılmalıdır. mezarına gittiğinizde onu hayatındaki haliyle düşünebilmeniz için...
esdora esdora
fatoş yıldız'ın yazdığı ve giden birinin ağzından anlatılan bir hikaye..

"kal" deseydin, kalırdım.

demedin oysa...
kuru bir "bitmesin"den başka hiçbir şey demedin. öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki ondaki anlam! bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma? savunmayacak mıydın sevgimizi? "kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan?

düşündüğüm bu değildi...

hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden... mücadele beklemiştim oysa, yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... kıyıya
ulaştırırsın sanmıştım... oysa o'nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... bu kadar yıpratıcı olamazsın...

oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!

paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.

yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.

beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.

duygularımızın bir anlamı olmalıydı.

yüreğimdeki tüm martılar'ı uçurdun şimdi...

hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi bilmiyorum.

dünya boşaldı mı ne! neden bu kadar sessizleşti birden yaşam, neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde, neden artık rüzgar esmiyor... her şey seninle mi kaldı yoksa... mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var. bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!

evet!

ben istedim ayrılığı,

çıkmaz yollara yönelen bendim,

kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...

kahretsin bunu neden yaptığımı bilmiyorum

ve

senin buna nasıl göz yumduğunu...

tıpkı

balkondaki akasyaları sularken, fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi...su onun için hayat olmalıydı oysa..ve...sen de benim tutunacak dalım!

bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması gereken ama daima varolan. farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda....sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile ürküyordum.. oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, daha doğrusu öyle sanıyordum...

binlerce yıldız arasında, ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım...yıldızları söndürmekti...sorunları yok etmekti...

"bitti" deyişim öylesine bir şeydi, öylesine sıradan, şakacıktan...

"hayır" demeliydin!

hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde,

hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.

sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...

beni yolumdan alıkoymalıydın...

"kal" demeliydin... defalarca "kal" demeliydin...

oysa demedin...

belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim...belki böylesi daha iyi oldu...

"kal" deseydin kalırdım...

hem de seve seve kalırdım.

martılarla kalırdım

yakamozlarla kalırdım

demedin oysa!


bilir misin

kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...

bilir misin

nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek...

bilir misin

nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...



"kal" desen kalacaktım...


demedin oysa!
sorunsal sorunsal
yalnız giden değil kalandır terkeden gidende bu yüzden gitmiştir zaten..
gideni suçlamamak lazım kalan aslında gideni özlemez çoğu zaman sadecepişmanlık duyar elindekini kaybettiği için
enterprise enterprise
giden, bazen istemeden ayrılan kişi,bazen koşarcasına uzaklaşan kişi,bazen de ayrılırken yeniden dönmeyi planlayandır.kalan ise gideni özleyebilir veya hiç aramaz.bazı durumlarda sevinen bile vardır.
giden kişinin sevilme,sevme ve yakınlık derecesine göre kalanda özleme ,memnuniyet,merak etme,onu hissetme,bekleme,yanına varma gibi çeşitli duygu ve düşünceler meydana gelir.
örümücek örümücek
hani bazen gitmek zorunda olduğunuz zamanlar ..
bırakmak istemediğiniz .. kal bile diyemediğiniz ..
öyle anlar vardır ki hiç unutamadığınız .. aslında bir kere bile sarılmadığınız ..
uzaktan bakıp gidip sarılmak istediğiniz saatlerce belki sonsuza.. öyle kalmak istediğiniz ..
ama bir türlü beceremediğiniz
sadece onu düşündüğünüz sadece gitmesinin onun için sizden daha iyi olacağını düşündüğünüz ..
bu yüzden __hiç sarılamadığınız ..
hiç sevdiğinizi söyleyemediğiniz ..
gözlerine bakamadığınız...
öyle anlar vardır ki aklınıza geldiğinde gözyaşlarınızı tutamadığınız
belkide her şeyi ikinci kez mahvettiğiniz ..
evet gidendir hayatınızdan
pek çok duygularınızıda yanına alıp giden
hayatınızın büyük bir bölümünde olacak olan ancak hiç bir zaman sarılamayacağınız gidendir..
ve siz ..
geride yarım kalan ..
neva neva
arkasından "hoşçakal" denmesi gereken kişidir diye bildim hep bugüne kadar. hiç kal demedim gidene. gitmeye karar verdiyse yapılacak birşey yoktu, zaten o kararı verdiyse bir kere gitmeliydi artık.

şimdi diyorum ki belki de gitmek istemedi aslında "kal" dememi bekledi.
kal demedim diye gitti belki.
"kal dememi istemiyorsa gitmeliyim" diye düşündü belki.

kal demedim ben hiç gidene ve hep arkasından baktım gidenin gözyaşlarımı içime atarak. tek bir şey söyledim hep

elveda
keditör keditör
nazım hikmet şiiridir

camların üstünde gece ve kar.
bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar -
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.
istasyonun
üçüncü mevki bekleme salonunda
siyah başörtülü,
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor.
ben dolaşıyorum...
gece ve kar pencerelerde.
bir şarkı söylüyorlar içerde.
bu, giden kardeşimin en sevdiği şarkıydı.
en sevdiği şarkı...
en sevdiği...
en...
kardeşler, bakmayın gözlerime
ağlamak geliyor içimden...
bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.
istasyonun
üçüncü mevki bekleme salonunda
siyah başörtülü,
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor..
gece ve kar pencerelerde.
bir şarkı söylüyorlar içerde!
1 /