gitmek

1 /
tenekeci tenekeci
türkçemizde en çok kullandığımız fiillerden basit bir tanesi gibi gözükse de ilk başta, bazen göründüğünden çok daha fazla anlam taşıyabilmektedir..bu bazenlerin tümünü sıralamak mümkün değil belki; ama bunlardan bir tanesi kişinin uzaklara aşık olması durumudur..olduğu yer, yaptığı iş, çevresindeki insanlar...her şeyin anlamsız olduğu bir andır..hayatın anlamsızlaşması şeklinde de tanımlanabilir bu durum.ne nedeni bilinir bu halin, ne de artık çözüm aramaya dermanı kalmıştır kişinin..tek bildiği vardır, tek istediği; gitmek..kaçmak belki de..
yuziko yuziko
bazı şeylere yakınlaşmak, bazılarına uzaklaşmaktır. pencere ya da koridor kenarıdır, soğuk bir tuvalette, hoparlörden gelen "mola süreniz bitti" sesidir. kafanız titreşirken camda, sevgiliyi düşünmektir. gidişi düşünmektir bazen, bazen de dönüşü. ara ara saate bakmaktır... sağ salim olanı ve hayırlısıyla dönüleni güzeldir.*
whisper whisper
bugünlerde herkes gitmek istiyor. küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara... hayatından memnun olan yok. kiminle konuşsam aynı sey... her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. öyle "yanına almak istediği üç sey" falan yok. bir kendisi. bu yeter zaten. her şeyi, herkesi götürdün demektir. keşke kendini bırakıp gidebilse insan. ama olmuyor. hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor. böyle gidiyor işte. bir yanımız "kalk gidelim", öbür yanımız "otur" diyor. "otur" diyen kazanıyor. o yan kalabalık zira. iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu... en kötüsü alışkanlık. alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. kalıyoruz. kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz. evlenmeler... bir çocuk daha doğurmalar... borçlara girmeler...işi büyütmeler... bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor. misal, ben... kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum. değil bu şehirden gitmek, iki sokak öteye taşınamıyorum. alıp götürsem gelmez ki... bütün sokağın köpeği olduğunun farkında. herkes onu, o herkesi seviyor. hangi birimizle gitsin? "sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin. kendi imalatımız küfeler. ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. ölüm var zira. ölüme inat tutunmak lazım. inadına kök salmak lazım. bari ufak kaçışlar yapabilsek. var tabii yapanlar. ama az. sadece kaymak tabakası. hepimiz kaçabilsek... bütçe, zaman, keyif...denk olsa. gün içinde mesela... küçücük gitmeler yapabilsek. ne mümkün. sabah 09.00, aksam 18.00. sonra başka mecburiyetler. sıkışıp kaldık. sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı. hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. bir ömür karşılığı bir ömür yani. ne saçma. bahar mıdır bizi bu hale getiren? galiba. ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim. gittiğim olmadı hiç. ama olsun... istemek de güzel.

can yücel
whisper whisper
gitmek. bir hançeri inceltip
okyanusa daldırmak isteği
ya da düşebilmek atlasların
dışına ki ey kalbim
yalnızsın bu yolculukta da

gitmek. o kaos duygusu, aklın
sarsıntılarla yorgun düşüşü
bilincin kamaşması belki de.
rehin bırakılacak bir şey yok
unuttuklarından başka.

gitmek. bir büyü gibi saran
ağrılar yumağı, kışkırtılmış
düşlerdir ki sen şimdi
esirgeme kendini kalbim
kederin o derin yalnızlığından

ahmet telli
gülümsün gülümsün
gitmek, mecbur kalmaktır bazen. gitmen gerekir, çok önceleri bir yerlerde bıraktıklarını unutmadıysan gitmeye mecbursundur. gidersin, gittiğine sevinenler kadar üzülenler de olur elbet. çok değil, az bir zaman sonra döneceğini umut ederek gidersin.
gitmek unutmak veya unutulmak değilse, gözün arkada kalmadan gidersin ve dönersin, en azından bunun için dua edersin.
1 /