gök

yaşlı timsah yaşlı timsah
gök

sen ey yaşlanıp da ölmeyen
gök yıldızların varlığınca geniş;
güneşin her günkü eğlencesi bu,
bulut gemilerini sularına üflemiş.

sen ey yaşlanıp da ölmeyen gök
masmavi düğümünden çözersin sonsuzluğu,
ışıklı rüzgârlar estirirsin yıldızlarından
içimizin en kuytu yerine dokunduğu.



şair : sedat umran
quimica quimica
güzelsin.
üzerimdeki yıldızlar kadar güzel..
denizdeki dalgalar kadar güzel..
ve bir ay ışığı yansıması kadar özelsin.
göklerinden yansırken denizlerime
dalgalarıma karışan bir selsin.
isterim ki,
hiç bitmesin.
dumrul dumrul
gözlemcinin kendi konumuna göre tanımlanan şeylerden biridir. bir diğeri için bakınız: ufuk

gök, milyarlarca galaksi içinde kıyıda köşede kalmış bir galaksideki milyarlarca yıldız içinde kıyıda köşede kalmış bir yıldızın etrafında dönen 3. gezegende yaşayan bir yaşam formunun yukarı baktığı zaman çıplak gözle görebildiği bir yapıdır. orada havada asılı duran bir güneş, o ortadan kaybolduğunda ortaya çıkan bir ay, minicik minicik kandiller gibi parlayan yıldızlar vardır. bulutlar filan vardır. orada kuşlar uçar ve bunların hepsi aynı yapının içinde (gökte) bulunur.

bu gözlemciye göre gök dünyanın üzerindedir. gök arşın üzerine konulmuş, "yükseltilmiş", direksiz olarak kurulmuş bir şeydir. oysa fiziksel gerçeklik ile bu gözlemcinin gözlemi birbiriyle tamamen ilgisizdir. gök dünyanın "üzerinde" değildir. dünya bu sınırsız uzamın içindedir.