gökyüzü

1 /
aqua aqua
içinde bulut, kuş, uçak, çeşitli gazlar ve uçan böcekler olan mekandır. uçan kaz ve nill'deki uçan kaz da orada uçar. nefes alırız ya, işte o zaman gökyüzünü emeriz. gökyüzü yer yer seyrek, yer yer de sıktır. hatta bazı yerlerde gökyüzü olmaz. mesela biri boğulursa anlayın ki, orada gökyüzü bitmiştir.
(bkz: hancı)
battal boy cekirge battal boy cekirge
denize rengini veren ve insanoğlu için her zaman mistik ve çekici olmuş yerdir. gökyüzü hüzünlüyse deniz üzer,gökyüzü kızgınsa deniz korkutur,gökyüzü neşeliyse deniz şenlendirir. deniz,gökyüzü olmadan yavan kalır;gökyüzü ile birleşince oluşturduğu manzara ile de sigara üzerine sigara yaktırır.
mavio mavio
iyi ki mavi... gerçekten bazen seviniyorum gökyüzü mavi olduğu için. başka bir renk olsaydı daha güzel olamazdı diye düşünüyorum. bunu dile getirdim bir gün gökyüzüne bakarken. " iyi de abi o zaman senin algın da değişik olurdu." dedi arkadaşım. gölge etmesin istedim o an, mavi güzeldi. amcık ağızlı.
yalnızlık senfonisi yalnızlık senfonisi
gökyüzünün mavi olduğunu çoğu zaman görsekte aslında bir çok rengi kendi içinde barındırır. bazen alabildiğine beyaz, uçuk bir maviyle birleşir.
güneş ile bir araya geldiğinde o uçsuz bucaksız göğün renkleri adeta bir tualdeki gibi karıştığına tanıklık edebiliriz.
yada tamam tersine yağışlı bir gün de gri bir gökyüzü olduğuda bir gerçektir.
sonsuz bir camekanda başlangıçsız bir çiçek sonsuz bir camekanda başlangıçsız bir çiçek
soner yalçının ve yalçın küçüğün sabetaycılık konusunda yazdığı kitaplarda adı geçen yazılarının çoğunun bu yazarlar tarafından çalındığını yeni harman dergisinde kanıtlayan, türkiyedeki yönetici sınıfının hepsiyle hemen hemen akraba olduğunu belgeleyen sandal formunda bir dönem yazan yazar.
sonra yazsam olmaz mi sonra yazsam olmaz mi
gökyüzü insanın kopyasıdır. bazı farkları vardır insandan ama bu onun kopyası olmasını etkilemez. eksik çekilmiş bir fotokobi düşünün.

gökyüzü, büyük bir zevkle oturup insanları izler, tıpkı insanların gökyüzüne bakması gibi. çoğu zaman büyülenip dikkatle izler. bazı zamanlarda da acıyla izler. kimi zaman ağlar. insanlar onu yağmur sanarlar ama öyle değildir. insanlar gibi büyüleyici varlığın nasıl olup da böyle kötü olduğunu anlayamaz. acısını, üzüntüsünü bu şekilde ortaya çıkartır.

dünyada her zaman bir yerlerde yağmur yağar ve insanlar her zaman büyüleyiciliğini bozar. yaradılışından gelen kötülüğü her zaman uygular. tıpkı nefes alması gibidir. bu devamlılığını sürdürecek bir durumdur.

gökyüzü devamlılığını hep sürdürecektir. işte insanlardan tek farkı budur.
bulentilgaz bulentilgaz
kalahari çölünün kuzey ucunda dobe olarak bilinen bölgede toplayıcı-avcı bir yaşam biçimini hala sürdüren kung san kabilesi samanyolu'na gecenin belkemiği adını verir ve samanyolu'nun geceyi yukarıda tutup karanlığın üzerimize dökülmesini önlediğine inanırlar. gökyüzünün gözlenmesi olgusu geçmişteki bütün kültürlerin ortak bir özelliğidir. insan gökyüzüne öylesine bakmaktan bile hoşlanır. yıldızlar kimi soluk, kimi parlak göz kırpar durur; hele zifiri karanlık bir gecede, şehrin parlak ışıklarından uzak bir yerde, yere uzanıp gökyüzüne bakmak olağanüstü bir keyiftir. yıldızlar hep aynı yerdedir; gökyüzü hiç değişmiyormuş gibi görünür ama düzenli olarak gökyüzüne bakan bir insanin kimi değişiklikleri fark etmemesi imkânsızdır. özellikle kendi güneş sistemimizin çıplak gözle görülebilen kimi gezegenlerini gözlemek; bir süre sonra bu gezegenlerin belli yörüngelerde hareket ettikleri çıkarımına yol açacaktır. antikçağ’da güneş ve ay ile yunan tanrılarının adı verilen gökyüzündeki en parlak beş gezegen -merkür, venüs, mars, satürn ve jüpiter- olmak üzere toplam yedi gök cisminin hareketli olduğu belirlenmişti. sabit yıldızlar arasında dolaşıp duran bu gök cisimlerine yunanlı gökbilimciler gezen, gezgin anlamına gelen planet adini vermişlerdir. bugün türkçede bu sözcüğün karşılığı olarak gezegen sözcüğünü kullanıyoruz. bir haftanın yedi gün olması ile sunday, monday, saturday gibi ingilizce' deki kimi gün isimlerinin, bu hareketli yedi gök cismi ile olan bağlantısı çok belirgindir.
kybiss kybiss
bir ağaçla birlikte hayallere yuva olur gökyüzü.
sonbahar geldiğinde, dallar kuruyup gökyüzünün damarları haline geldiğinde, aradaki boşluklara sığar her hayal, bir bir.
1 /