gölgesizler

1 /
araftaki araftaki
yapımını sevgilisi hakan karahanın üstlenmesi vesilesiyle müziklerini de candan erçetinin yapacağı açıklanan roman uyarlaması film.
nvr ws a crnflk grl nvr ws a crnflk grl
spoil it baby!

büyük beklentilerle okunmaması gereken kitap. vasat mı? hayır vasatın epeyce üstünde aslında. yine de eksik bir şeyler var, ya da bir şeyler yok.

kurgusu anlamsız her şeyden önce. evet kitabın hemen hemen bütün cümleleri, kitap içindeki bütün betimlemeler şahane. cıngıl nuri'nin köye dönüşüne kadar yazarın yapmaya çalıştığı şey, varlıkla yokluğun bu denli birbirine geçmesi ve kayboluş teması da son derece ilginç. ancak cıngıl nuri'nin köye dönüşünden sonraki olayların hemen hemen bütünü bana göre pek anlamsız, bağlantılar yeteri kadar şaşırtıcı değil.

mesela cennet'in oğlunun mektupları ne işti, bir türlü çözemedim. berber dükkanındaki güvercin resmiyle saçma sapan bir kaçırılış öyküsünün kahramanı olan güvercin'in bağlantısı nedir, güldeben'le katil atın olayı nedir? ve yahu, nedeeen yağaaaar bu kaarrr?

bunların dışında "sadece hasan ali toptaş okumak için bile türkçe öğrenmeye değer" gibi abartılı bir yorum gerektirecek bir şey yok kitapta, ama bolca özenle kurulmuş cümle var. sadece bununla tatmin olacaksanız okuyunuz bu kitabı.

"ola ki başka bir yerde yaşıyorduk o an, başka bir zamanda yaşıyor ve oradan burayı düşlüyorduk düşlediğimizin farkına bile varmadan."

"sayfalarda aşk yüklü iki hamaldan söz ediliyordu sürekli, aşkın saksısından gölgesinden, kır çiçeklerinin nereye yürüdüğünden, aşkların ölümü ölümlerinden çok sonra kabullenişinden ve bu nedenle insanların ölü aşk hamalı olduğundan söz ediliyordu."

"belki de hayal gördün... insan cama uzun süre bakınca hep böyle olur, mutlaka bir yüz görür. daha doğrusu herkesin, asla göremeyeceği halde görmek istediği kayıp bir yüzü vardır."

"bazen bir kere bile haykırmadan akşam karanlığı çökene dek öylece bekliyor, sonra ya kalkıp gidiyor, ya da yıllardır kimseye sezdirmeden içinde uyuz bir köpek besliyormuş da şimdi ona dönüşmüş gibi kapının önüne kıvrılıp uyuyakalıyordu."
hürrem hürrem
kitaptaki şu cümle hariç herşeyini anladığımı düşünüyorum:

"lanet olsun sana"

anadolu'da ücra ve kayıp bir köyün muhtarı lanet olsun der mi ki acaba? bana sanki "allah belanı versin" der işin içinden çıkar gibi geliyor.
mabel mabel
"kent üst üste yüzlerce kez kurulup yüzlerce kez yıkıldıktan sonra,

penceredeki insanın varlığını fark ettim birden;

upuzun boyuyla,neredeyse kenara toplanan bir perde duruşunun içine dikilmiş,

berber dükkanına bakıyordu.

belki de,ben dükkana tıraş olmaya geldiğimden beri oradaydı ve

gözlerinde cellat gözleri varsa,onları aramızdaki uzaklıkla örtmüştü.

bu konuda hiç kuşkum yoktu,

çünkü hemen caddenin karşısındaki apartmanın üçüncü katında olmasına karşın

öyle uzak bakıyordu ki,

bedenini boşlukta yüzen bir pencerede bırakarak bu kentten çekip gittiği sanılabilirdi.

ona göre içeride mi yoksa dışarıda mı oturduğumu hala bilemediğimden şaşkındım tabii;

bakışın da içerdeni,dışardanı olduğunu düşünerek gözlerimi yere indirmiştim.


belki de iki yüzlü bir pencereydi benim gördüğüm;

ondan geçen bakışın hangi taraftan geldiği

hem görenin hem de görülenin yaşadığı duygulara bağlıydı.

üstelik ona ille içeriden ya da dışarıdan bakılacak diye kesin bir kural da yoktu,

göz yetiyorsa aynı anda iki taraftan da bakılabilirdi.

hiç kuşkusuz bu durumda kendisiyle karşılaşırdı insan;

görse görse,bir pencereden eğilip bakan kendisini görürdü

düş kadar yakın bir uzaklıktan...

ola ki şaşırırdı önce;

bir yanıyla,yüz yüze geldiği insanın kendisi olduğuna inanmak istemezdi.


peki, ya pencerenin karşı tarafındaki;

o inanır mıydı aslında kendisinin öteki olduğuna!"




hamiş: kitaptan yapılan bu alıntıda, pencerede bir anlığına görünen kişiyi

film için hasan ali toptaş canlandırmıştır.
kurremkamerruk kurremkamerruk
seyredilesi filmdir. türk sineması için oldukça güzel bir adımdır. filmin ilk yarısında ki ne oluyor hissi ile birlikte başından itibaren sonunda ne olacak merağı tüm filmi sonuna kadar izlettiriyor. oyunculuk çok güzel ve özellikle selçuk yöntem, ahmet mümtaz taylan ve hakan karahan analar ne oyuncular doğururmuş bea dedirtecek kadar iyi oynuyorlar. arada uzatılmış gibigelen sahneler filmin sonunda anlamlanıyor tek eleştirim olabilir o da kitap kadar iyi değil, ama hangi film öyle ki? umarım gişesi bol kazancı çok olurda bu tarz filmler çekilmeye devam eder.
1 /