gone with the wind

1 /
esdora esdora
bir ara türk versiyonunu çekmek için oyuncu seçimleri televizyondan yapılmış ancak sonradan çevrilmemiş olan efsanevi film.
pandora pandora
1939 yapımı, bir zencinin oscar kazandığı (dadı rolüyle hattie mcdaniel) ilk yapım.karakterleri ve öyküsüyle çok farklı ve başarılı, 4 saat olduğu halde ilgiyle ve beğeniyle izlenebilecek bir klasik.
scarlet scarlet
roman ve aynı zamanda filme uyarlanan harika bir yapıt. baş kahramanı asi ve güzel scarlet, yumuşak huylu ashley e aşıktır. fakat o sırada ortaya çıkan scarlet gibi asi, vahşi ,kendini beğenmiş rhett butler da scarlete aşık olur. ashley nin başkasıyla evlenmesiyle olaylar ve kovalamaca başlar. en dikkat çeken ve en heyecanlı kısımları savaş yıllarında yaşanan inatlaşmalar ve ihtiraslardır. en sonunda scarlet doğru yolu bulur ve rhett i sevdiğini anlar fakat rhett artık çoktan gitmiştir.
(bkz: ağlatan filmler)
aqua aqua
blackmore s night'ın under a violet moon albümünden harika bir parça.

twisting turning
the winds are burning
leaving me without a name
how will we ever find our way.

snow was falling
i could hear the frightened calling
fear taking over every man
life meaning nothing more than sand.

wind will sweep away
the traces i was here
a story in a teardrop
that's all i have to give.

rage inferno swallowing the life that i know
strength is the only way to fight
you must look up to see the light.

gone with the wind...

take all i know
turn it into darkened shadows
they'll disappear in the sun
when a new story has begun.

she survived the nightmare
began a whole new life here
but i can see behind those eyes
she still sees those fires in the night.

twisting and turning
oh, the winds are burning
leaving me without a name
how will we ever find our way.
dearmarlon dearmarlon
izlemek için büyük heves barindirdiğim; fakat, sonunu getiremediğim, bayıcı film. bu film, aynı isimli kitaptan uyarlanmıştır ve bu kitap da dünya genelinde hergün 25 bin adet satılmaktadır.
andreyrublyov andreyrublyov
film her yönüyle efsane bir film. clark gable’ ı filmde oynatmak için mgm’ye ödenen yüklü paradan tutun, scarlet o’hara’yı oynayacak kadının seçimine, filmi çekerken üç yönetmenin değişmesine, senaryosunun yanılmıyorsam 25 kişi tarafından yazılmasına kadar…

sinema tarihinin en iyi epik filmlerinden birisidir. zamana meydan okuyan yapısı ile bugün dahi büyük bir zevkle izlenen muhteşem bir klasiktir.

film gerilimli bir aşk öyküsü (dört kişi arasında geçen) anlatmasına rağmen. fonda birçok şeyi anlatmakta; kuzey-güney savaşı, ırkçılık, yeniden yapılanan bir ülkenin yaşadığı zorluklar…
wondrous wondrous
margaret mitchell'in yayınlanan tek romanı imiş. romanı 3 yılda yazmış ancak yayınlatmak gibi bir fikir aklından bile geçmiyormuş. sonra birisi yayınlaması için onu teşvik etmiş, o da çekingen biçimde romanı yayıncılardan birine göndermiş.

ortaya bir günde 50 bin satan, 25 dile çevrilmiş ve efsane haline gelmiş bir de filmi çekilen bir roman çıkmış.
feklavye feklavye
ilk kez 10 yaşımdayken izlediğim, babamın klasik bir film olduğu düşüncesiyle videoya kaydetme hatasını göstermesi hasebiyle her gün izlemeye başladığım, bir süre sonra tüm repliklerini ezberlediğim ve üzerinde kendi kendime dublajcılık oynadığım filmdir. hala severim, herhangi bir kanalda denk geldiğimde mutlaka izlerim.

filmle ilgili, bizimle de alakalı olan ufak bir bilgi: 1992 yılında ikincisinin çekilmesi kararının alınmasının ardından, dünya çapında scarlet o'hara'yı oynayacak aktristin bulunması için yarışma açılmış (ön şart vivien leigh'e benzemek idi, bir de mümkünse iyi kötü rol yapabilmek ) ve türkiye'yi bu yarışmada geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden derya arbaş temsil etmişti.

izlenemeyecek kadar sıkıcı olan ikinci filminde scarlet tara'ya gidip orayı eski haline getiriyor ve rhett butler ile tekrar görüşmeye başlıyordu, falan filan...
1 /