gönül yarası

6 /
kesik saç kesik saç
muazzam bir hüsnü arkan şarkısı. dinlerken tepeden tırnağa acı doldum. yaşlar oluk oluk akıyor. bir taraftan da çok cahilim daha dün dinledim ilk defa.

marseille marseille
hani bazı şarkılar vardır, sizi yorumladığını falan düşünürsünüz. "tam benlik yeaa" tadında değil, es verilen anlarda bile nefes alamadığınız şarkılardan bahsediyorum. ben bu şarkıyı her dinlediğimde yumruk yumruk olur boğazım. bildiğin yutkunamam bir süre, bir kadını çok sevip kaybetmek için her şeyi yapmış bir eşek düşünün. ya da düşünmeyin, ben o eşeği öldürdüm. ama giden gitti, elde değil. yüreği hoş, hayatı da gözleri kadar güzel olsun başka da bir şey istemem...

"ben allah bilmezdim dergâhım oldun
nasıl cehennemsin yanmaya geldim"
eflakinyas eflakinyas
ne de güzel söylemis hüsnü arkan hele cem adrianin sesi ne de guzel gitmiş. rakıyla güzel gidecek şarkılardan, bir de bi tutam gözyaşıyla. eski anıları hatırlatan şarkılardan,tekrar tekrar dinleyip ağlayısım var. neyse uyuyum ben.
tajabone tajabone
"devrimciden baba olmaz" demişti babasının yarı yolda bıraktığı bir arkadaşım..ne çok karşı koymuştum ona..izlerken bir ürperti sardı bedenimi..olmazdı..olamazdı..babalar bırakmazlardı çocuklarını..idealist öğretmenler hele hiç bırakmazlardı..olmadı..
boş hayaller peşinde.. dedi nazım kızına..sahi boş hayaller miydi??
değildi..hiç değildi..
nasılsa oyle nasılsa oyle
yavuz turgul'un yönettiği, başrollerinde şener şen, meltem cumbul ve timuçin esen'in oynadığı 2005 yapımı dram filmi. idealist bir öğretmen olan nazım, pavyonlarda şarkı söyleyen dünya ve onun eski kocası olan halil'in hayatları kesişiyor ve hikayemiz başlıyor.

----filmi izlemediseniz okumamanız gereken kısım----

hayat son ana kadar sürprizlerle doluymuş... son ana kadar.

arabesk değil, yeşilçam değil, hikayeyi anlatmak yerine bir şeylerin ucuz edebiyatını yapmak değil, sadece yansıtılan hayatlar var. ince ince işlenmiş her şey; başka şeyler katmadan, çıkarmadan olduğu gibi gösterilmiş.
ideallerinin peşinde ömrünü harcamış aydın öğretmen nazım'ı canlandırıyor şener şen. emekli olup istanbul'a dönüyor, arkadaşının (sümer tilmaç) taksisinde işe başlamasıyla dünya'yla tanışıyor.
dünya hayatın ona verdikleriyle birlikte kendini pavyonlarda bulmuş bir kadın. onun kalbi ne kadar temiz olsa da ondan daha namuslu bir hayat yaşadığını düşünen yetersizler her fırsatta üzüyor onu. bir kızı var ismi melek.
melek babasının annesine yaptıklarını kaldıramıyor ve travmalar neticesinde konuşamıyor.
melek'in babası halil. halil psikopat, takıntılı bir manyak.

nazım öğretmen dünya ve melek'e kol kanat geriyor, evine alıp sahip çıkıyor onlara. halil nereden haber aldıysa istanbul'a gidiyor ve onlara rahat vermiyor, bütün olanlardan sonra nazım öğretmen ya pavyon ya kocan demek zorunda kalıyor ve dünya da halil'e dönmeye karar veriyor. ama halil aynı halil.
etek sarı sen etekten sarısın sarısıın, kurban olam beydağının karısın karısıın..

-bence iyi gösteri oldu. tolga hıyar gibi sülalesinin mesleğiyle övünmeye kalktı, sen de azının payını verdin. bence hak etti. ama benim söylemek istediğim başka, mehmet de abuk subuk konuştu ama kilit lafı da o söyledi. o kadını dedi bizden daha çok korudun.
unut öteki lafları parayı pulu evi mevi. işte hayatımızı özetleyen cümle, onları bizden daha çok korudun, sevdin. bu kadını, kızını, okuldaki öğrencini, dağdaki çobanı, mezradaki kadını bizden daha çok korudun sevdin.
sana olan nefretimi dizginlemeye çalışırken hep şöyle derdim; ama onu hayat böyle yaptı, dedesi istiklal madalyalı bir gazi, babası bir eğitim gönüllüsü halk partili solcu, öyle ki oğlunun adını bile bir şairden almış ve onu tam bir vatan sever olarak yetiştirmiş. kendini ülkene, milletine adayacaksın, şartlar ne olursa olsun. nazım bey vurmuş anadolu yollarına, kendini insanına adamış.
bütün bunları anlayabiliyordum da anlayamadığım şuydu, nasıl oluyor da böylesine sevgi dolu bir insan evlatlarına, özellikle de kızının ağır ağır yaklaşan hastalığına karşı ilgisiz kalabiliyordu? hatırla, dünyanın öbür ucunda bir köydeydik. annem sana hastalığımı söyledi, peritonit sancılarım başlamıştı hastaneye gitmem gerekiyordu, çünkü o lanet köye hiçbir doktor gelmiyordu. ama sen işlerinin çokluğu yüzünden, sevgili öğrencilerinin karne notları yüzünden beni şehre götürmedin, önemsemedin sancıları erteledin.
annemle ortalarda kaldım baba, peritonit yüzünden ölümden döndüm. e olabilir herkesin başına böyle şeyler gelebilir diyebilirsin ama bilmediğim bir şey var, peritonit bana bir armağan verdi baba, o hastalık yüzünden çocuk yaşta tüplerim tıkandı, yani türkçesi çocuğumun olması imkansızdı.
annem seni terk etti diye sakın suçlama, çocukların seni bırakıp gitti diye sakın suçlama çünkü bunu hak ettin sen. ideallerin ailemizin mahvına neden oldu. mehmet abim haklı baba sen bizi hiç sevmedin. sevgini öğrencilerine öylesine veriyordun ki eve geldiğinde verecek bir şey kalmıyordu. ben de çocukları çok seviyorum baba, hiç doğmayacak olan çocuklarımı çok seviyorum.

-bana çaresizlik mavalı atma her şey bizim elimizdedir.
+elimizde mi? elimizde mi? öyleyse iyi dinle. ben 13 yaşındayken 2 kişi tecavüz etti bana. ailem o herifleri yakalayacağı yerde beni kurşunladı, namuslarını temizlemek için. sokaklara atıldım ben, süründüm. pavyonlara düştüm ama her şey benim elimdeydi öyle mi? kocam sabah akşam hiç acımadan dövdü beni. üstelik de beni kurtarmak için evlenmişti.
bütün bunları ben mi yaşamak istedim. kim bana bunların hesabını verecek? asıl sen bana maval atma öğretmen! bak kızıma da aslanlar gibi bakıyorum işte. istediklerimiz olmuyor, n'apalım? kısmetimize bu kadar düşüyorsa yapacak bir şey yok.

-ben, ben bütün bunları niye yaptım hala bilmiyorum. niye kendimi bu yalnızlığa mahkum ettim, niye ailemin beni terk etmesini engelleyemedim, niye hayatımı boşa hayaller için yok ettim? bilmiyorum.
üstelik sonunda elime geçen ne biliyor musun? koskoca bir hiç. sadece üç beş öğrenci mektubu ve içinden çıkan fotoğraflar.
işin en acıklı yanı da şu kızım; bir daha dünyaya gelsem, gene aynı yollardan yürüyeceğimi biliyorum. demek ki yaşanan onca hayal kırıklığı, sürgünler, fişlenme, sorgular bana bir şey öğretememiş.
tuhaf bir durum; acı çekmeye gönüllü olmak, ruhunu o işten alamamak. bu bana hem keder verdi hem mutluluk.
acını katmerleştirmemek için artık sana da görünmeyeceğim kızım. beni affet demiyorum, evlat sahibi olamamak korkunç bir şey. kendi ideallerimin bedelini sana ödetmem affedilmez yavrum.
hepimiz hayallerimizin kurbanıyız. benim adım niye nazım, senin adın piraye, abin mehmet. niye?

----bitti---
6 /