görmek

torrasctik torrasctik
bazen düşünmek yetmez, yorum yapmak yetmez, bakmak yetmez değil mi?

evet, işte bu zamanlarda görmek lazım doğruyu yanlışı, sevgiyi nefreti, iyiyi kötüyü… çoğu zaman bazı şeyleri hep sonradan fark ediyoruz -şüphesiz- . i̇ş işten geçtikten sonra derler ya. i̇şte o zamanlarda. aslında bu da yanlış bir tabir bence. i̇ş işten geçmez bana kalırsa. her zaman, her durumda bir çıkış noktası bulunur. tabi bütün yolları kapamamışsak kendimize. eğer kendimizi dar kalıplar içine koymuşsak zaten iş işindeyken de bizim için yapılacak bir şey yok demektir.

bazen kendimizi hayatın keşmekeşliğine o kadar kaptırırız ki her şeyi görev edasıyla yapar hale geliriz. burnumuzun dibinde biten ottan bile bihaber yaşarız. en basitinden şöyle bir örnek verebilirim sizlere: her gün işe, okula, çarşıya vs. gittiğiniz yolu düşünün. yolda olup bitenlerden ne kadar haberdarsınız. kaldırım kenarına ekilen çiçekleri ne zaman fark ettiniz.

aslında insani ilişkilerimizde aynen böyle biliyor musunuz? bir an kendinizi bulunduğunuz ortamdan çekip olağan fotoğrafa dışarıdan bakın! i̇şte o an, görmediğiniz birçok şeyi göreceksinizdir. gizemi bozmuş olacak ve gizemin arkasındaki saklı olan sırlar tek tek gözükecektir. görmek yetmeyecek bu defa size, anlamaya ve görüp anladıklarınızı yargılamaya başlayacaksınız. eğer başarılı bir şekilde bu evreleri atlatabilirseniz acımasız, intikamcı diye adlandırdığınız “hayat” sizin karşınızda ezik bir hal alacaktır. yetmezmiş gibi birde mutluluk denen kavramı da artık siz yöneteceksinizdir!

evet, hayat labirentinin içinde kaybolmak mı yoksa kendi labirentinizi oluşturmak mı istiyorsunuz? cevaplarınızı duyar gibiyim. elbette size sunulan yaşamın tek patronu olmak istediğinizi söyleyeceksiniz hepiniz. i̇nsanoğlu tuhaf bir mahlûk! her şeyi ister. haddini bilmezdir âdemin çocukları. her elmadan yemek isterler. sahip olduklarını değil olamadıklarını düşünürler hep. önce sahip olduklarımızı elimizde tutmaya çalışalım. mutluluklarımızı, acılarımızı, üzüntülerimizi... demek istediğim şey sahip olduklarınıza sıkı sıkıya sarılın. mutluluğa sarıldığınız gibi acınızı da özümseyin. onu isyana dönüştürmeyin. ondan yeni mutluluklar türetin.

çünkü hayatın sırrı görmekte gizlidir, dili yoktur, sesi çıkmaz. bakmakla görmek arasındaki farktadır kimi insan ya da kimi insan(dışı)’yı anlamak.

sen sen olursun ya da biz biz ne fark eder. görünmeyen olarak kabul edilen ikinci yüzde gerçekler gizlidir bağıra bağıra.

yaşamın tadını görerek çıkarma dileğiyle…!
bu başlıktaki 22 giriyi daha gör