görünen adam

1 /
moroccansipahi
onur ünlü'nün ve erkan kolçak köstendil'in hastasıyım zaten. bir projede bir araya gelmeleri çok hoşuma gitti.

ilk üç bölüm vasatın üzerinde. 15 dakikalık bölümler, sıkmadan izletiyor. bakalım dizi nereye ilerleyecek?

ürün yerleştirmeyi de çok sevdim bu arada. internet üzerinden yayınlama sayesinde dizim yayından kalkacak mı kalkmayacak mı baskısı da yok. yeni bölümleri merakla bekliyoruz.
doomcollector
hepsini izledim. an itibarıyla pek bir şey yok. nihayetinde bu 3 bölüm, "başlangıç" olarak görülebilir. umarım sonraki bölümlerde daha iyi olur. yoksa fikir güzel, mekanlar da hoş. reklam yerleştirme olayı da akıllıca olmuş bence. bakalım
kahlolası frıda
bugün yayınlanan üç bölümünü de izledim. aşıklar geleneğini unutmayan, ürün yerleştirmeyi gayet zekice kullanan, dizi müzikleri ile olmuş gibi bir dizi. sonuçta bir youtube dizisi ve kısa bölümler ile bu kadar olur. zaten bölümleri izledikçe kafa açılıyor ve ne diyor bu absürd adam diye daha iyi anlıyorsunuz. her yapıtında bir yenilik var. mekan, senaryo , dekor gibi konularda kendini tekrara düşmüyor.
insanların birbirini kıyafetten ibaret saydığı ama öperek görünür olduğu bir dizi. sevin,sevilin, öpün diyor adam daha ne desin. anlamazsanız size cevabını 3. bölümdeki 5.10'daki sahne ile verecektir.
vitriol
yine farklı kafalarda bir onur ünlü dizisi. röportajında dediğine göre başta film olarak düşünülmüş ancak daha sonra başka karakterler ve her karaktere ayrı hikayelerin eklenmesi üzerine projenin yaklaşık 150 dakikaya çıkmasıyla birlikte film olarak yayınlanmasındansa televizyon ve sinemaya alternatif 3. bir sektör olarak gördükleri internet dizisi haline getirilmiş. projenin düşünüldüğü süre ve her bölümün de 15 dakika civarında olması gözetildiğinde dizi, eklemeler çıkarmalarla aşağı yukarı 10-13 bölüm arası olacağa benziyor. dizinin içerisindeki absürdlükler dışında bir de bölümü sonuna kadar izleyenlere ayrıca şöyle bir mesaj (her bölümde farklı bir şeyler yazılırsa daha da dikkat çekebileceği düşüncesindeyim) çakılması ile de onur ünlü yine farkını gösteriyor:
bi daakine grşrz bye
electronicp
yapılacak bir hayli işim olmasından dolayı çok dikkatli izleyemedim malesef. biliyorum bolca ayıp olmuştur fakat öyle başı, çeyreği, ortası, son çeyrek, sona yakın kısmı diye (hızlı izleme teknikleri 101) geçiştiriverdim. bundan dolayı yapımda ve diğer şeylerde emeği geçen bütün arkadaşlardan özür dilerim.

- sonuna kadar insanları çoğunlukla yansımalardan görecek olmamız biraz sıkabilir belki. bilemiyorum, heryerde uçuşan gözlükler, papyonlar, saç bantları takibi biraz zorlaştırıyor. ne yani adamın gözlüğü ya da papyonu yoksa o adam yok mudur? ya da görünür olan tek şey saç bandı ve gözlük müdür? e terlik de görünür, fakat adamların ayakkabıları görünmüyor. inanılmaz mantık hatası değil tabi, yani yapmak istedikleri şeyi anladım okey, fakat biraz kafa karıştırabilir. bu arada tabi daha az oyuncu kullanmak gerektiğinden bir hayli cost effective.

- asıl değinmek istediğim konu bazı yerlerdeki steampunk zımbırtıların acayip hoşuma gitmesi. kahve makinası mesela. çalıştıkları ortam. gözlükler. travesti'nin kıyafetleri... kimin aklına gelmiş bilmiyorum ama hakikaten çok şık duruyor ve beyindeki sanatsal şeyi tetikliyor. bi ben mi en çok bu yönünü sevdim bilemiyorum ama espiriler, şakalar falan derken en çok gözüme batan nokta buydu.

- sanki biraz istanbul efsaneleri (lale savaşçıları) hissi yaşadım. sanırım o zamanları özlemişim. ne internette ne televizyonda ne de sinemada artık güzel hayalgücü görmek pek mümkün olmuyor malesef. yavan şeyleri tüketip yavan kalıyoruz. bu yüzden bu diziyi yapan insanların kendi alanında el üstünde tutulması, ellerinin de sıcak sudan soğuk suya sokulmaması gerektiğini düşünüyorum. şık olmuş.
yahudicowboy
internet dizisidir. bu aralar adından söz ettiren fi gibi kaliteli bir iş olduğunu kanıtlamıştır ilk üç bölümüyle. ayrıca fi' den ayrılan en güzel yönü; ürün yerleştirmeyi daha güzel yapmış olması... çünkü fi' yi izlerken samsung ve vodafone markalarından uzaklaşmak isterken, görünen adam' ı izlerken denizbank' tan kredi çekesim geldi.
flaws
bölüm izlenip bittikten sonra kafada "bütün sahneleri misinayla mı çektiler acaba" sorusu oluşturan dizi. erkan kolçak'ın röportajını da izleyince ciddi ciddi düşündüm bir de bunu heheh. fikir olarak orijinal evet, mekanlar da özenerek yaratılmış belli. ama senaryo biraz yavan gidiyor sanki. kurtuluş'un o sakin konuşması, tepkisiz tepkileri güzel fakat çoğu yerde gereksiz replik var gibi. tabii daha 3 bölüm olmuş, devamını görmeden de hede hödö demek ne kadar doğdu olur... bir de kel alaka, kurtuluş'un saçı dağınık, gömlek-kravat derbeder hali, "bana şans dile" filmindeki bahadır'ı hatırlatıyor.
cocakoala
çok sevdiğimiz barış özcan ağabeyimizin de incelemelerini sunduğu ve şiddetle önerdiği yeni internet dizimiz. izleyin efendim izleyin ki bu işler televizyonlarda, sinemalarda daha rahat gösterime girsin...

1 /