görünen köy kılavuz istemez

derya derya
durum ortadadır.her şey ayan beyan bellidir.yapılacak şey bilinmektedir.arayışa gerek yoktur. durum her ne ise ona göre davranış sergilenmelidir.kılavuz, bilirkişi, yardımcı hiç bir şeye gereksinim duyma.''köy karşıda duruyor işte, ne yapacaksan yap, arayışa girme .''diyor.
ice age coming ice age coming
benim cevapsız sorularımdan biri.

görünen köy kılavuz ister mi istemez mi? her şey dış dünyaya açıkladığından ibaret olacak kadar yüzeysel midir ya da her şey/ herkes, içinde kendisinin bile haberdar olmadığı, bilgisine sahip olmadığı bir derinliği barındırıyor olabilir mi? farz edelim ki siz bir kişiye bir anlam atfediyorsunuz, fakat ondaki "anlam" diye tanımladığınız aslında kendi içinizdeki yoğunluğu bir biçimde ona taşırmanız olabilir mi, onda gördüğünüz/sevdiğiniz aslında kendi anlam arayışlarınızın, derinliğinizin yansıması olabilir mi? pek tabii olabilir. bu halde görünen köye bakıldığında karşılaşılan manzaranın görünen köye ait olup olmadığı bile şüpheli, bunu bile bilemiyoruz. belki "o" diye onun gıyabında kafamızın içinde onun için kurguladığımız senaryoyu okuyoruz, "o"nu okumuyoruz, "o"nu sevmiyoruz, "o"nu görmüyoruz, yine kendi etrafımızda dönüyoruz, o bu dönüşte bir aracı, onu umursadığımız yok, onun üzerinden kendi tanımımızı yapmaya gayret ediyoruz çünkü asıl ihtiyacımız olan bu.

şu halde "o"nun tanımını yapmak da pek mümkün değil, bu kadar uyarıcı arasında -ki en büyük uyarıcı kendimiz iken-. "o"nun tam olarak ne olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz, bir ikinci şey ya da şahıs şöyle dursun kendimizi bile asla tam olarak tanıyamayacağız, çünkü bir ömür müddetince kendi sınırlarımızın bile farkında olmamız ziyadesiyle güç.

berbat bir şiirde şiirin yazılışı esnasında şairin asla aklında ve gönlünde olmayan anlamlar buluyoruz, bir biçimde kendimizle ilişkilendirdiğimizden belki, bu sebeple şiire biz "güzel" diyoruz, kimisi berbatlığının farkına varıyor, kendisiyle ilişkilendiremiyor ve "berbat" diyor(o gerçeği görüyor, kendini kandırmıyor, kim bilir kendinden soyutlanıp uzak düştüğü oranda insan gerçeğe yaklaşabiliyor) belki görünen köyün kılavuzu her kişinin elinde farklı bir içeriğe bürünüyor, kişiye özgü bir yol haritası veriyor, belki güzellik de bu yüzden göreceli.

ama görünen köy de kılavuz istemez derler. bu nasıl oluyor? bu nasıl toplumda böylesi kabul görmüş bir genelleme olabiliyor? bir şey hakkında hükmü verip kalemi kırıyoruz, bize hep görünen köyün kılavuz istemeyeceği öğretildi çünkü. bir şey ne ise tam olarak o mudur? bu da bilinebilir mi? peki her şey bu kadar düz olabilir mi gerçekten? belki de olabilir. bir de bu açıdan bakalım, biz aslında o şeyde o şeyi değil de yine kendimizi mi arıyoruz? o şey aslında olduğu gibi, içi de dışından ibaret, akıl kurcalayıcı hiçbir kıvrımı yok; ancak biz bunu asla kabullenmiyoruz onun mutlaka gizli bölmeleri olmalı diye düşünüyoruz, keşfedilecek bir şeyler arıyoruz yoksa anlam açlığımızı dindiremeyeceğiz, öleceğiz. siyah beyaz, kupkuru bir dünyaya tahammülümüz yok, mutlaka bir ayrıntı olmalı diyoruz, mutlaka. ya bir ayrıntı yoksa? (kendimizi kandırıyoruz.)

peki ya bir ayrıntı varsa, belki binlerce, milyonlarca ayrıntı varsa, belki en kuvvetli sezginin bile açamayacağı bir giz saklıysa, sadece tamamen kilitli kalmaya mahkumsa, tamamen kilitli kalmaya mahkum diye "yok" mu diyeceğiz ona ya da "sığ" mı diyeceğiz? biz sadece gördüğümüzle yetiniyorsak, daha fazlası elimizden gelmediği için ayrıntıları fark edemiyorsak? bu ayrıntı bulma, anlam yükleme çabası, görecelilik iddiası da insanın kendini kandırmasından ibaret olabilir mi? insanın önüne geçemediği derinliğinin insanı düşürdüğü bir tuzak, bir yanılgı olabilir mi? ya her şey göründüğü gibiyse? her şey herkese aynı biçimde görünüyorsa? "bana farklı görünüyor" iddiasında bulunanlar kendilerini kandıranlar, kendilerinden soyutlanıp uzak düşemeyenler, yanılgı içinde olanlarsa? her şey son derece şeffaf ve saydamsa? boşuna gözlerimizi kocaman açıp küçücük anlamlar yakalamaya uğraşıyorsak? ya anlam yoksa? ya varsa? ya görünen köyün ardında köyün görünen kısmındakinden bambaşka bir bitki örtüsü yükseliyorsa? ya yükselmiyorsa? umut fakirin ekmeği olduğundan insan en büyük düzenbazlığı kendine yapıyor, en büyük oyunu kendine oynuyorsa? bizim anlam diye adlandırdığımız kişisel bir kurgulamadan ya da kabulden ibaretse?

peki biz kafamızın içinde, hiç derinine dalmadığımız/ belki dalamadığımız bir şeye bile bir anlam kazandırma hevesindeysek, böylesi coşkun biçimde kendi içimizden taşıyorsak "biz olmayan"ın bir anlamının olmadığını nereden bileceğiz? biz anlamı kendimizden biliyoruz, çünkü ancak kendimizi tanıyabiliyoruz, içimizi biliyoruz, bu bilgi de oldukça kısıtlı, ama anlam diye bir şey var, ömür boyu onu arıyoruz kimi başkalarında kimi kendi içimizde, anlamın varlığından şüphe yok, o halde biz anlamlıysak "biz" olmayan başka bir şey de anlamlı olabilir, biz anlamlı bir varlık olarak mevcutsak biz olmayan başka bir şey de anlamlı bir varlık olarak mevcut olabilir. insan kendi anlamının boyutlarından bile emin değilken hiç bilmediği şeylerin/ kişilerin barındırdığı anlam konusunda nasıl tam bir neticeye varsın? o halde görünen köy de gayet tabii kılavuz isteyebilir, belki eldeki kılavuz bile köyü anlamlandırmak için yetmez, hiçbir akıl yürütme kafi gelmez. ama köy mutlaka anlamlıdır, anlamın içeriğine ya da sınırlarına dair bir bilgimiz yok, ancak kendi anlamımızdan yola çıkarak bir şeyler iddia edebiliyoruz, biz anlamı biliyoruz, biz anlamlıysak başka şeyler de anlamlı olabilir diyoruz. belki de bu bir kandırmaca. görünen köy kılavuz istemez. her şey/ herkes eşit derecede düzdür, olduğu gibidir, sığdır, yüzeyseldir. insanın içindeki anlam arayışı nedir o zaman? belki de böyle bir anlam arayışı da yoktur, bu bir sanrıdan ibarettir, yanılgıdır. anlam yoktur. görünen köy kılavuz istemez. anlam vardır. her şey bilinemeyecek kadar derindir. ya anlam yoktur ya da anlam vardır. ya yoksa? ya varsa?
kimsediil kimsediil
görünen köye gidilip muhtarına köyün ne istedigi sorulur. ardindan muhtar kılavuzla ilgili tezkereyi ihtiyar heyetine sunar ve heyet kilavuzu karga olanin burnunun boktan cikmayacagi fikri cevresinde kararini verir.
boşalançaycı2 boşalançaycı2
köy güzel bir şeydir, eğer bir köy görürseniz kılavuz istemeyin, zaten bizim köylümüz misafirperverdir. sizi son derece samimi bir şekilde karşılarlar. işte her şey bu kadar basit çokta kasmaya gerek yok...