goya s ghosts

1 /
serpico serpico
filmi seyrettikten sonra düşündüm. şimdi bu film ne anlattı?
her şey bir yana sırf javier bardem için seyrederdim zaten ki öyle oldu sayılır.
ama filmin içeriğini tanımlamak için bir şeyler düşündüğümde aklıma spesifik bir şey gelmiyor.
filmin başında engizisyon mahkemelerinin ne kadar korkunç şeyler yapabileceğini görüyoruz. sonra fransızlar geliyor ve mahkemeleri kapatıp baş rahibi ölüm cezasına çarptırıyorlar.
sonra ingilizler geliyor ve engizisyon mahkemelerini tekrar açıyorlar, ölüm cezasını bekleyen rahibi kilisenin başına getiriyorlar.
tarihi olaylara tanıklık eden goya da resimlerini çiziyor.
kötü adam sayılacak bir rolde oynayan javier bardem müthiş, her zamanki gibi.
iki ayrı rolde oynayan natalie portman da döktürüyor.
stellan skarsgard goya rolünde baya iyi.
film peşpeşe görüntülerin ve tarihi olayların sıralandığı ve bu olaylardan etkilenen birkaç kişinin çektiği acılara şöyle bir dokunup geçiyor.
mümtaz mümtaz
uğur vardan'ın 14 eylül tarihli radikal gazetesindeki köşesinde kıyasıya eleştirdiği filmdir. kusura bakmasın ama, olayı abartmıştır. neymiş efendim, film amadeus'a benzemekteymiş, mozart'tan çok onun rakibi ve düşmanı olan salieri'yi anlatan amadeus gibi, goya'nın hayaletleri de ressam goya'dan çok rahip lorenzo'yu, onun üçkağıtçılığını anlatmaktaymış. biyografi filmlerinin merkeze aldığı şahsiyetten başka herkese ve her şeye kapalı olması gerekmiyor bir kere. tam tersine, dengeli bir dağıtımla biyografik bir film, aynı zamanda tarihi bir yapıta dönüştürülebilir. (goya'nın hayaletleri'nde olduğu gibi, amadeus'ta olduğu gibi.) kaldı ki amadeus'ta anlatım zaten salieri'nin ağzındandı ve hadiselere bakış onun gözünden verilmekteydi. merkezde mozart olsa da salieri de başat bir karakterdi. orta yerde bir rekabet vardı ve hiç şüphe edilemez ki bu rekabetin de tarafları olacaktı. goya'nın hayaletleri'nde de durum benzerdir. merkezde bir ressam vardır. ancak bu adam yalnızca bir ressam değildir. sabahtan akşama kadar elinde fırça, tüm hayattan izole bir biçimde yaşıyor değildir. tarihin en çalkantılı döneminde yaşamış bir figürdür aynı zamanda. tarihin bir tanığıdır. dolayısıyla biz de onun tanıklığında tarihe şöylece bir göz atmaktayız. filmdeki tarihi arka planın rahatsız edici bir tarafı da yoktur. fransız ihtilali'nin görkemli ve dehşetli havasını filmde en azından hissetmek, ayrı bir havayı da beraberinde getirmektedir. filmleri sadece bir görsel şölenmiş gibi düşünmek, onları besleyecek her türlü siyasi, tarihi ve sosyal dokuya karşı çıkmak, bazı şeylerin içini boşaltmaktan başka bir işe de yaramıyor ne yazık ki. goya'nın hayaletleri, her türlü eleştiriye açık olmakla birlikte, güzel ve etkileyici bir film. birçok işi birden başarırken natalie portman'ın performansıyla da ayrıca kendisine baktırıyor.
jenesaispas jenesaispas
uzun zamandır izlediğim en iyi tarihi dram filmi. javier bardem, eski papaz yeni devrimci rolünde çok başarılı. traffic ten bile iyi. natalie portman, güzelliğinin bedelini bu filmde de ödüyor. engizisyonun cadı avına yenik düşüyor. ve stellan skarsgard, goya rolünde mükemmel. dinde radikalliğin sonuçlarını gözler önüne seriyor film. engizisyon mahkemelerindeki vahşeti sergiliyor. fransa da başlayan özgürlük dalgası ispanya ya da geliyor ve kilise mahkumları kurtuluyor. karşılığı şehrin talanı, sivil halkın ölümü ve tecavüzler oluyor. boşuna dememişler, tarih tekerrürden ibarettir diye. bu tür filmler gösteriyor ki, hiç bir millet temiz değil. hepimiz birbirimizden insanız. katil uşak demek istemem filmi izlemeyenler için. kurgusu çok başarılı bir film. bir insanın işkence karşısında neler itiraf edebileceğine dair bir hikayesi de var ki, kurgunun temel taşlarından.
acayip biri acayip biri
filmin en gıcık kahramanı da şüphesiz peder lorenzo olsa gerek. film boyunca yapmadığı döneklik kalmıyor. hadi dua edelim diyerek ines'e tecavüz etmesi de berbat bir sahneydi, ama gayet keyifle izledim filmi.
12monkeys 12monkeys
guguk kuşu ve amadeus ile oscar kazanan milos forman imzalı 2006 yapımı film..

natalie portman'dan başlamak isterim ki, kanımca gerçekten en iyi performanslarından biridir. 15 sene sonra kendi kızı rolünde oynaması gibi bence absürd bir seçime rağmen dahi sırıtmamıştır.

javier bardem özellikle peder lorenzo rolüyle aslında filmin bence sıkıcılıktan en uzak bölümlerinde at koşturmuş, harika da bir performans sergilemiştir. fransa'dan gelen dönek rolü altından kalkılabilir gibi görünse de, peder lorenzo halleriyle hayran bırakmıştır.

goya rolündeki stellan skarsgard konusunda belki de hayatımda ilk defa atilla dorsay ile aynı fikirleri paylaşacağım. kendisi ispanyol bir ressamı oynamak için fazlasıyla kuzeyli kaçmasına rağmen, herkesçe bilinen önemli filmelerde kilit roller oynamış isveçli aktör bu rolün de üstesinden gelmiş gözüktü. ama tip olarak seçimin karşısında oldupumu yine belirtmek isterim.

filmin anlatmak istedikleri ve anlatabildiklerine gelmek gerekirse, aslında ben de yönetmenin diğer filmelerindeki başarısından uzak olduğu kanaatindeyim. kanımca harika bir başlangıçla izleyiciyi sarmasına rağmen film tüm temposunu "15 yıl sonra" ibaresinden sonra kaybetmekteydi. kutsal engizisyon mahkemesine ve acımasızlığına ve hatta gereksiz uygulamalarına tam olarak eleştirel bir gözle bakıp herkesi havay sokmuşken, sonra birden yıllar sonrasında kendimiz bulup aslında ilk soktuğu sıkıntı havasından olabildiğine uzaklaştırmıştır.

başka bir eleştiri getirecek olursak aslında filmin üzerine kurulması istenen karakteri goya'ya çok da bağlantılı geçmemesiydi bence. adı goya'nın hayaletleri olan bir filmden o dönemde ressamın kilise eleştirilerine ayna tutan bir kaç resmi ve bir basım sahnesinin ötesinde şeyler görmeyi beklemekteydim açıkça söylemek gerekirse.

ama herşeye rağmen bence görülmesi gereken bir film. ilk bölümü için dahi izlenmeye değer. en azından insanı o dönemi merak edip okumaya, sanat tarihinin önemli isimlerinden birini de araştırıp bir kaç tablosuyla ilgili bilgi edinmeye sevkedebilir.
una furtiva lacrima una furtiva lacrima
spoiler içermektedir. engizisyon mahkemelerinin yaptıkları pislikleri gözler önüne süren, ve sırf 'yahudisin değilsin' uğruna bir ailenin paramparça oluşunu anlatan film. filmin çarpıcı sahnelerinden biri , ines'in babasının peder lorenzo'yu bir güzel benzettiği sahnedir, kısasa kısas yapmıştır. 2.sahne ise hadi dua edelim diyerek ' peder' lorenzonun ines'e sarkıntılık etmekle kalmayıp tecavüz etmesidir. pederliği bırakın tamamen karaktersiz bir kişiliği canlandıran javier bardem yine çok iyi. fakat bu filmde asıl övgüyü ines rolüyle natalie portman hakkediyor. kendisi hem ines hem de onun kızı alicia rolünü canlandırıyor). goya'nın da bu filmden modern resmin gelişmesini sağladığını ve bir çok ünlü ressama örnekse picasso'ya öncülük ettiğini görüyoruz. iyi oyuncular güzel film.
sakıncalı piyade sakıncalı piyade
doğru ve etik olanın tarihsel süreç içinde ne kadar çabuk değişebildiğini,dini inançların güç ve para uğruna kullanıldığını ve engizisyon mahkemelerinin dehşeti konu edilen filmdir.uzun bir süreci kapsadığı için,film herhangi bir konu üzerinde eğilmemiştir.vasat olarak nitelendirilebilecek bir filmdir.anlamlıdır,izlenilebilir.ancak izlenilmediğinde çok mu şeyler kaçırılır?pek de değil.
van den budenmayer van den budenmayer
özgürlüğünü kendisi kazanamamış, başkaları tarafından özgürleştirilmiş(!) milletlerin özgürlüğünü başkaları gelip geri alır...

filmden benim anladığım anafikir de babafikir de budur...
çatapat çatapat
hızlandırılmış kurs gibi filmdir. aynı anda birden fazla konuyu anlatıcam derken iyice birbirine girmiş. kopukluklar var sürekli. ha ama oyunculuklar oldukça güzel ona laf yok.
grand senyör grand senyör
engizisyon mahkemelerinin pisliğini, çıkarcılığını gözler önüne seren, suçsuz, temiz insanların nasıl da çeşitli kirli emeller uğruna hayatlarının karartıldığını, o dönemin karanlığını ünlü bir ressamın gözünden anlatan, ayrıca natalia portmanın da çok güzel bir iş çıkardığı izlenesi film.
seiken seiken
-dönem çok iyi yansıtılmış
-objektif eleştiriler dozunda
-i̇şkence sahneleri rahatsız eden türden
-javier bardemin performansı filmi izlemek için bile bir sebep
-kapanış sahnesine bayıldım
-fransa i̇ngiltere napolyon i̇spnya mevzuları biraz zorluyor geçiştirilmiş gibi geldi bana.
1 /