grease

2 /
ezgi ezgi
an itibariyle filmde dinlediğim bir şarkıyı saatlerce aramamla sonunda refaha erdiğim filmdir. şarkıyı dinlerken bir yandan da sözleri açarak söylemeye çalışmamla kendime ve ev ortamında bulunan herkese işkence etmiş bulunmaktayım. dinlemek ve biraz da olsa geçmişe gitmek isterseniz buyurun efenim, video ve şarkı sözleri.





we go together like
rama lama lama
ke ding a de dinga a dong
remembered for ever like
shoo bop shoo wadda wadda yipitty boom de boom

[sandy, danny, rizzo & kenickie]
chang chang chang-it-ty chang
shoo-bop
that's the way it should be
wha oooh yeah!

[all]
we're one of a kind
like dip di-dip di-dip
doo-bop a doo-bee doo
our names are signed
boog-e-dy boog-e-dy boog-e-dy
boog-e-dy
shoo-by doo-wop she-bop
chang chang chang-it-ty chang
shoo-bop

we'll always be like one
wa-wa-wa-waaa!

when we go out at night
and stars are shinin' bright
up in the skies above
or at the high school dance
where you can find romance
maybe it might be lo-oh oh oh-oh oh-ove

[can be broken up into groups]
ra-ma la-ma la-ma ka ding a da ding de dong
shoo-bop sha wad-da wad-da yipp-it-y boom de boom
chang chang chang-it-ty chang shoo-bop
dip da-dip da-dip doo-wop da doo-bee doo
boog-e-dy boog-e-dy boog-e-dy boog-ed-y
shoo-by doo-wop she-bop
sha-na-na-na-na-na-na-na yip-pit-y boom de boom
ra-ma la-ma la-ma ka ding-a de ding de dong
shoo-bop sha wad-da wad-da yipp-it-y boom de boom
chang chang chang-it-ty chang shoo-bop
dip da-dip da-dip doo-wop da doo-bee doo
boog-e-dy boog-e-dy boog-e-dy boog-e-dy
shoo-by doo-wop she-bop
sha-na-na-na-na-na-na-na yip-pit-ty boom de boom

[guys]
a wop ba-ba lu-mop

[girls]
a wop bam boom

we're for each other like
a wop ba-ba lu-mop and wop bam boom
just like my brother is
sha na na na na na yip-pit-y dip de boom
chang chang chang-it-ty chang shoo-bop
we'll always be together
wha oooh yeah!
we'll always, be together
we'll always be together
we'll always be together
a wop ba-ba lu-mop a wop bam boom!
maximus maximus
baştan sona video klip havasında geçen neseli film. yakışıklı erkekler, güzel kızlar eşliğinde 50'li, 60'li yılların amerikan yaşam tarzını anlatıyor. mesela hiç siyah veya latin öğrenci yok dikkatimi çekti. john travolta abimiz gençliği, tarzı ve güzel danslarıyla çok genç kızın gönlünü yakmıştır bu filmle.
thegirlwhosoldtheworld thegirlwhosoldtheworld
john travolta hatrına izlenebilecek film. müzikleri ve dansları da eğlenceli ama konusu hiç açık değil. bir kere o kadar öküzlüğe rağmen sandy, danny'yi nasıl affeder? arkadaşlarının yanında kızı siklememeler, dansta bırakıp başkasıyla partner olmalar... kız azıcık tarzını değiştirdi diye de köpeği oldu hemen.
ayrıca liseli diye kart kart karıları oynatmışlar. bir de gençlik filmlerinde yakışıklı esas oğlanın yancısı, götü başı oynayan ergen arkadaş furyasının öncüsü bu film galiba.
theokoles theokoles
"1950'lerin sonu 60'ların başını anlatan, 70'ler yapımı bir 90'lar filmi" diye tanımlanan ve eleştirmenlerce zamanın ötesinde olarak görülen müzikal. ve de romantik komedi. john travolta'nın fazlaca hayranı olmasam da bu filmdeki oyunculuğu oldukça klas sayılabilir. dans sahneleri muhteşem. ama bazı sahneler karmaşa yaratacak ölçüde kalabalık.
filmin kendi kadar ünlü müziklerinin ise tam listesi şöyle:

(bkz: grease)
(bkz: summer nights)
(bkz: hopelessly devoted to you)
(bkz: you re the one that i want)
(bkz: sandy)
(bkz: beauty school drop out)
(bkz: look at me i m sandra dee)
(bkz: greased lightning)
(bkz: it s raining on prom night)
(bkz: alone at the drive in movie)
(bkz: blue moon)
(bkz: rock n roll is here to stay)
(bkz: those magic changes)
(bkz: hound dog)
(bkz: born to hand jive)
(bkz: tears on my pillow)
(bkz: mooning)
(bkz: tell me more)
(bkz: freddy my love)
(bkz: rock n roll party queen)
(bkz: there are worse things i could do)
(bkz: look at me i m sandra dee)
(bkz: we go together)
(bkz: love is a many splendored thing)
tekil kişilik tekil kişilik
arkadaşlar bu filmin ismi hani şu bildiğimiz gres yağı var ya oradan geliyor...
o zamanın arabaları ve o güne uygun spor tarzları ile yaşama katkıları düşünülürse bunu yadırgamamak gereklidir...
ali desidero ali desidero
danny ile sandy, finalde uçan arabayla bir banliyö hayatına doğru yola çıkıyor.

yakışıklı beyaz adam ile güzel sarışın kadının hayatına; beyaz bir erkek çocuk ile sarışın bir kız çocuk girecek. çocuklar her sabah, taze fındık ezmesinin sürüldüğü ekmekleri ile büyük ağaçların bulunduğu geniş sokakta, sarı otobüsün gelmesini bekleyecekler. evlerinin önündeki taze kesilmiş yeşil çimlerde golden retriever köpekleri koşacak. komşular ile her haftasonu ve 4 temmuzda barbekü yapacaklar.

adam, kolej zamanlarında oynadığı futbolla övünürken, kadın aslında nasıl zorla tavlandığını anlatacak. adam belki gizlice, garajda tuttuğu biralardan ikram edecek. çalıştığı otomotiv fabrikasındaki zorluklardan, amerikan ekonomisinin gücünden bahsedecekler. nixon ve kennedy hakkında konuşacaklar.

her akşam evine dönerken kullandığı banliyö treninde günlük gazetesini okuyacak. kullandığı mortgage kredisi ve çocuklarının okul masraflarını düşünecek.

amerikan rüyası. orta-sınıfın hakimiyeti.

sonra, çin gibi ülkelerdeki ucuz üretim koşulları ve vergiler nedeniyle, bu fabrikalar denizaşırı ülkelere taşınacak. sağlık hizmetleri pahalışacak, mortgage kredileri iflas edecek, wall streetdeki adamların açıklamalarını anlamayacaklar. orta-sınıf batağa saplanacak, gelir uçurumu artacak...

tüm bunlar olurken, new yorkta, annesinin yanında yaşayan bir lavuk, ayağında terlikleriyle yola çıkacak. hedef; san francisco. üniversiteden tanıdığı bir hoca ile kendini peygamber ilan eden garip bir herifle bulaşmaya gidecek. kokan, tüten şehirlerin içinden geçecek, annesinden borç isteyecek, meksikalı kadının birisiyle sevişecek, onun oğlunu da alıp çadırda yaşayacak. pamuk tarlalarında elini kesecek. sonra bir başka delinin peşinde orta-batıya gidecekler. otostop çekecekler, polisle uğraşacaklar. bir kadın kürtaj yapacak. çok güzel bir kadın. öyle güzel ki, kitap olacak. domatese karabiber ekecek bir çiftçi, birisi çıkıp nehirlere şarkı okuyacak. birileri de kanundan kaçacak. o yolculuktan döndüğünde amerikan rüyası artık bir kabus olmuş olacak...

"nothing behind me, everything ahead of me, as is ever so on the road."
2 /