gregory house

1 /
pedagojik formasyon pedagojik formasyon
genel konunun çok az devam ettiği her bölüm ayrı bir hikaye olan dizilerin karakterlerinden üzerine en çok düşünülmüş olanı.

şimdi bakalım biz bu adamı neden seviyoruz. yalan söyler, karşısındaki ile dalga geçer, bencil, megaloman, huysuz, çıkarcı, başına buyruk, her zaman doğruyu bildiğini düşünür ve ona göre hareket eder. daha çok da sayılabilir aslında. kabul edelim ki adam korkunc gerçekten. yolda görsem bir tokat atasım gelir herhalde, ağız dalaşına da girilmez bu adamla.

gelin görün ki halen seviyoruz house u. neden peki iyi huyları yok mu? öncelikle çok zeki, ve de süper bir doktor gibi gözüküyo (en azından tıptan zerre anlamayan benim için öyle). ama onu sevmemizi sağlayan aslında bu tarz bir karakterin gerçekte olamayacak olması ve aykırılığı. aykırı karakterler hep sevilmiştir televizyonda. izlerken "olm baksana herif ne dedi yine, ohaa, çüşş" narası atıp bi de üstüne salya akıtıyoruz.

ne olursa olsun gregory house televizyonda takip etmek istedigim bir karakter, tad veriyor.

iyi düşünülmüş, yazılmış başka bir dizi karakteri için
(bkz: adrian monk)
özgürlük özgürlük
tek kelimeyle fevkalade bir karakter.
herkes yalancıdır mantığıyla hareket eder hep.
bencildir, kendi çıkarlarından başka pek bir şeyi umursamaz.
içinden bir şey geçiyorsa, hele de birine edecek bir laf bulduysa, bunu asla kendine saklamaz.
izledikçe hayran kalıyor insan onun felsefesine ve kararlılığına.
sereia sereia
izlediğim bölümlerde elinde bastonla gezen ve önlük giymeme konusunda ısrar eden hugh laurie tarafından canlandırılan doktor.
kendisiyle scrubs adlı dizide de hafiften dalga geçilmiştir.
dirk pitt dirk pitt
ya hastası olmalısın yada kendisi ötesi yok, bedenini onun ellerine bırakmak ; boşanmayla sonuçlanması imkansız bir evlilik gibi...
serpico serpico
birinci sezon fidelity adlı 7. bölümde cameron'la aralarında şöyle bir diyalog geçip beni oturduğum kanepeden yere düşüren, tv tarihinin en iyi karakterleri arasına girmeye hak kazanan karakterdir kendisi.
cameron: (yüzünde her zamanki şefkatli, şaşkın ifadesiyle) "karısı ölmek üzere olan bir adama onu aldatıp aldatmadığını sormamı mı istiyorsun? " der
house: (her zamanki hınzır ifadeyle) "hayır, nazik olup kadının ölmesine izin vermeni istiyorum."
kanepeden düştüğüm nokta tam burası...
restless times restless times
dizinin* yaratıcısı david shore karakteri yaratırken sherlock holmes 'ten esinlendiğini belirtmiştir. house'ın insani ilişkileri pek kuvvetli değildir ki iyi iletişim kurma gibi bir isteği de yoktur. genelde iğneleyici bir üslup takınır. gitar ve piyano çalabilmektedir. onkolog dr. wilson en yakın arkadaşıdır. vicodin bağımlısıdır. geç gelen bir teşhis yüzünden kas ölümü ile yüz yüze kalmış ve dinmek bilmeyen ağrılara sahip olmuştur ki bu yüzden vicodini çerez gibi yutar. dr. lisa cuddy ile zıtlaşmalı bir ilişkileri vardır. birbirlerine kur yapma ile karışık laf sokma tarzında gelişen değişik bir ilişkileri vardır. 4. sezonda bu konu ile ilgili gelişmelerin olacağı kanaatindeyim. çocukken pek çok ülke gezdiği için değişik dillerde az da olsa konuşabilmektedir. zekidir ve bunu da her fırsatta göstermekten kendini alıkoymaz.
malpolitikası malpolitikası
kendisini zorla sevdiren karakter. 3x11'de rehabilitasyona katılıp, ilaçları getir-götür yapan hasta bakıcısına yaptığı voldemort benzetmesini ayakta alkışlamışlığım vardır. tabi o arada space'e basıp diziyi durdurdum, sonra devam ettim..
hüzünden bozma mutluluk hüzünden bozma mutluluk
house md dizisinin megaloman baş karakteri.ilginç olan megalomanlığın kensidisini sevmemizde çok büyük pay sahibi olmasıdır.
ünlü bir şirketin ceosunu tedavi etmesi kararı 3 asistan ve 15 başkan yardımcısı tarafından verildikten sonra,kendisine olan hayranlığını şu sözlerle dile getirir:" who the man?i the man...i always suspected."(bkz: ötesi yok).
maglor maglor
izlerken ağzımın suyunun akmasını sağlayan karakter. hatta rahatlıkla diyebilirim şu ana kadar izlediğim en karizmatik, en gral dizi/film karakteridir. aynı zamanda usta bir ayarmatördür. kız olsam vermeden ölürsem gözüm açık gider dediğim*.

(bkz: idol)
stockton to malone stockton to malone
ar-ge'sine onlarca sosyal ilişki gömdüğüm muhatabına bağırmadan muhatabını aşağılama konseptinin hakkını veren cihaz. dünyada kaç tane doktor muayene etmesi gereken hastanın özelliklerini sayan başhekime gibson'dan solo atarak karşılık verir ya?
1 /