güler yücel

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
sezenehir
her erkek öldükten sonra hayatını paylaştığı kadının, kendisini böyle anlatmasını ister heralde. o adamın, mezarda kemikleri eriyordur. zevkten! 40 yıl düşünsem, 40 yıl boyunca birlikte yaşayan insanların birbirine bu kadar bağlı kalabileceklerine, sevgilerini bu kadar canlı, diri tutabileceklerine inanmazdım. o kadın o adamı öyle bir anlattı ki, öyle çok güldü, o kadar az ağladı ki. ben kamyon çarpmıştan beter oldum. zorlanıyorum. hissettiklerimi size anlatmanın kabızlığını çekiyorum.

nasıl olsa herkes ölüyor, toprağın altına giriyor, nasıl olsa her şey er ya da geç bitiyor, herkes kaybediyordu. ama bir şey önemliydi, süre ne kadar olursa olsun fark etmez: sende ondan kalan!
giden için, karşısındakine bıraktığı. kalan için ise gidenden ona kalan. buna sevgi deniyor. ve biliyor musunuz, toprağın altı üstü fark etmiyor. o kadar çok şey kalmış ki güler yücel'e, can yücel'den. insan duyduklarına inanamıyor. gülüyor, imreniyor. daha ileri gidiyor, pis pis kıskanıyor.
"ulan şu boktan dünyada hepimizin istediği aslında onların yaşadığı gibi bir aşk" diyor...
cohen
"yaşamak düğünse, sen orda gelindin
seni soydum, güler, dünyayı giyindim."

"hayatta yattık dün gece
üstümüzde meltem
kekik kokuyor ellerim hâlâ
seninle yatmadım sanki
dağları dolaştım."

can yücel
ben ruhi bey nasılım
eşber yağmurdereli anlattıydı, nakledeyim;
can baba * hastanede yattığı zamanların sonunda taburcu olup çıktığı sabah eve hiç girmeden geceye kadar içmiş dışarda. özlemiş vesselam şarabı, özler de... akşam eve geldiğinde, güler'e hesap vereceğini bildiğinden, ürkek ve çocuk gibi sessizce girmiş içeri, kapıyı açan güler hanım hiçbir şey söylememiş. tek bir kelime etmemiş can baba'ya, sonra da usta oturmuş sedire, bir kağıt parçası çıkarmış cebinden, o kocaman cüssesiyle ufacık bir çocuk gibi, kağıdın üstüne kapaklanmış bir yandan ağlayıp bir yandan bir şeyler yazmış. kalkmış sonra, uzatmış kağıdı güler'e... güler kağıdı almış, okumuş, yüzünde yine hafif bir gülümseme belirmiş. her zamanki gibi kanmış can baba'nın kelimelerine, kanılması imkansız sözlerine... kağıtta yazan mı?

"karıcığım
seni en çok seven 3 yerim arızalandı
bugün içmeyeceksem
ne zaman içerim"

not: can baba o dönemde prostat kanseri olmanın yanında, gözlerinden ve akciğerinden rahatsızdı...
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın