gün zileli

3 /
dumrul dumrul
eleman o anki ruhsal durumuna göre sürekli yeni bir anarşi tarifi yapıyor.

şimdi bunun kafasındaki anarşi şöyle bir şey: her koşulda şiddete karşı fakat öncü parti fikri anarşizme o kadar da aykırı değil. bu arada anarşistlerin tatava yapmayıp mhp ve bbpye oy vermeleri dahi sıkıntı değil.

twitter.com

twitter.com

twitter.com

twitter.com

bir kişinin kafasına göre her şeyi eğip bükmesinde sıkıntı yok. sonuçta insanın ağzı torba olmadığı için büzemiyorsun. sıkıntı, bir yığın insanın bunu anarşist diye muhatap alabilmesi. bir de bu adam üzerinden anarşizm eleştirisi yapmaya çalışan dangalaklar var.

kendisinin en başından itibaren yaptığı ilk tahrifat, geldiği yere ilişkin. doğu perinçek cemaatindeki pozisyonuna ilişkin sözde özeleştirilerinde bu cemaati otoriter sol örgüt olarak tarif edip bunun üzerinden verdiği sözde özeleştiri ile kendisini aklayabiliyor. önce bunu düzeltelim: gün zileli otoriter bir sol örgütün ikinci adamı değildi. nasyonal sosyalist, yani bildiğiniz nazi, yani bir parça maoizm sosuna bulanmış faşist bir çetenin ikinci adamı idi.

şimdi de 68li devrimcileri tip yıkıcılığı ile suçluyor.

twitter.com

denizler, mahirler iyi hiçbir şey yapmadılarsa bile, tip denen düzen partisinin gençlik üzerindeki etkisini tamamen kırarak sola da ülkeye de büyük bir hizmette bulunmuşlardır. 68 hareketi avrupada da aynısını yapmış ve sosyal hareketleri sscb etkisi altındaki zehirli partilerin etkisinden kurtarmıştı. zaten bu partilerin tamamının o dönemdeki tek dertleri işçi hareketini sendikalizm batağının içinde tutmaktı. öğrenci, köylü vs hareketlerini etkileri altında tuttukları işçi sınıfı hareketinden yalıtmaya çalışıyorlardı. doğrudan sscb güdümündeki tkp denen şer çetesini o dönemin ılıklı (reformist) solunun temsilcisi tip ile yakınlaştıran da bu ayrışmadır.

biz kendimize anarşizmin pasaport polisi rolünü biçmiyoruz. o işi yapanlar da gün gibiler. (elinden gelse emile henryleri, ravacholları, unabomberları anarşi dışı ilan edecek.) dolayısıyla ben gün anarşisttir ya da değildir gibi bir yargıda bulunmam ancak gün zilelinin ortaya saçtığı yığınla zırvanın anarşizmle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok. eleman mhpye, chpye oy isterken en önde, denizlere karşı tipi savunurken en önde, türkiyede üç kişi toplanıp anarşist bir topluluk kurmaya kalkıştığında bunları gömmeye çalışırken de en önde ama anarşizmi kimselere de bırakmıyor.

lan bu doğu perinçek cemaati ne lanetli, ne melanet şeymiş ki üzerine çöküp kurutmaya kalkışmadıkları hiçbir şey yok şu ülkede.
anabacı vokke anabacı vokke
bu adam öyle bir ılıklı anarşist ki burada daha önce anlattığım anarşi kollektifi ankara'lılara bile fazla ılıklı gelirdi. hatta benim eski manituyla da bir mail grubunda tartışmışlardı, "anarko yavşakist" demişti kız ahjsdssss... ama gelgelelim muhabbeti iyi, otur bir rakı aç. saatlerce konuş...

bu adama ve birçok eski aydınlıkçıya baktığımda gördüğüm şey şu, abi siz neden solcu oldunuz? hadi oldunuz da neden maocu oldunuz? tamam, kampüs maocusuydunuz. sonuçta revizyonist dediğiniz tip'lilerden fazla bir farkınız yoktu eylemde ama hiç değilse söylemde neden soluna geçme ihtiyacı hissettiniz peki?

açıklamam şu, türkiye aslında hiç de müesses nizama aykırı olmayan istek ve özlemlere bile o kadar vahşice saldırıyor ki günün sonunda gayet statükocu tipler bile solcu olabiliyor. abdi ipekçi neden öldürüldü mesela? birçok sebebi olabilir ama bunlşardan birisi komünist olması olamaz. sosyal demokrat bile denemez... ama adam eni konu komünist diye vuruldu. aslında gün zileli dediğin adam, kendi haline bıraksan gündüz dil-tarih'te dersine girip akşam öğrenci barlarında hayata zerre değmeyen felsefi tartışmalarla vakit öldürecek bir adam. gidip adam örgütlemekle uğraşacağı zamanı da kızların peşinde koşmaya her türlü tercih edecek adam, bunu anılarını okuyan herkes görür. allah var, hiç adam kendini ağırdan da satmamış yazarken. o açıdan da takdir ederim... şimdi sen bu adamı iki mitingde elini kaldırıp, "gahrolsun amariga" diye bağırdı diye ankara'nın köylerinden topladığın magandalara günaşırı dövdürürsen bu adam maoist de olur. benzer bir hisse kardeşinin hayrettin eren'in anılarını anlattığı kitapta da kapılmıştım. fotoğraflara falan bakıyorsun, böyle ispanyol paçalı uzun saçlı gitar çalan janti çocuklar... ciddi bir dini taassuptan gelen, feodal ilişkilerden yeni kopmuş, memuriyet kaynaklı çevreye göre durumu biraz daha iyi olmakla beraber gene de nihayetinde yoksul bir çevrede büyümüş, çocukluğunda gazete satıcılığından tarım işçiliğine birçok işte çalışarak büyümüş bizim pedere hiç benzemiyorlar. muhtemelen işçi çocukları ama beyoğlu'nun göbeğindeler... ezilen bir halkın ve yoksul bir coğrafyanın çocuğu olan babama göre kültürel olarak da mkaddi olarak da zengin bir çevrede büyüdükleri kesin. yani latin amerikan solu'yla tanışmaları babamınki gibi politik bir arayıştan değil de gitar çalarken inti illimani'yi keşfetelerinden bile kaynaklanmış olabilir. ama şurası açık, mahallede politik görüş olarak che guevera-mahir çayan hattını ilk kez hayri benimsiyor. o örgütlüyor diğerlerini... ancak şunu da görüyorsun, genelde disk'li işçilerin oturduğu mahallede faşistlerle çatışmalar başlayana kadar hep azınlıkta kalıyorlar. gerek sendikada gerek kahvelerdeki politik tartışmalarda hep azınlıkta kaldıkları da anılardan belli oluyor. orada kapı gibi disk varken, disk sayesinde elde edilmiş dünya kadar hak varken orayı bırakıp romantik gençlerin peşinden gelmiyor işçi sınıfı... gençler içinde de ciddi bir azınlıklar. işler faşist terörle beraber biraz değişiyor. ama o zaman bile esas olarak gençlerden oluşan bir gruplar mahallede... kitabın kapağındaki fotoğrafa şöyle bir baktım, oradaki uzun saçlı çiçek gömlekli çocukların kurduğu örgüt bugün mahallelerde içki içti diye adam dövüyor, fahişelerin kafasını kazıtıp meydan dayağı atıyor falan. orada demiştim, "bu devlet bu adamları zorla dhkp/c yapmış" diye... aslında işin içine hiç faşistler karışmasa bunlar sendikada tkp'lilerle tartışıp durmaktan başka bir bok yapamayacaklar, orada da 3-5 kişi kalınca sonunda bıkıp istanbul'un hayatına geri döneceklerdi işte... şimdi bu hayrettin eren dev sol'un kurucularından biri. örgütün ilk karakol baskınlarında da yeralmış bir savaşçısı. onun bile altını kazıdığında aslında gitar çalan, eğlenmeyi seven bir istanbul çocuğu çıkıyor.

gün zileli bence bizim memlekete özgü bir anomali. avrupa'da, özellikle amerika'da da marksizme çok sıkıntılı yerlerden ilgi duymuş solcular var kuşkusuz. ama onlar bile cidid bir politik arayşın ve soruların sonucu marksist oluyorlar. defolu marksistler oluyorlar ama öncelerinde gene poltiik bir hikaye var. bizde kendi haline bıraksan düz apolitik olacak tiplerden şehir gerillası çıkartabilen bir faşizm var.
3 /