günde sekiz saat sevgiliyle telefonda konuşmak

1 /
titreşimli kapı tokmağı titreşimli kapı tokmağı
iyi ya da kötü sorgulayamadığım ancak garipsediğim olay. tamam sevgilin uzakta olabilir, erişemeyebilirsin vs vs. ancak bunun dahi bokunu çıkarabilecek bir potansiyele sahip olmak bambaşka. ayrıca bazen de demiyorum. düzenli olarak her gün gerçekleşmekte bu olay. saati değişebilir 6, 7 veya 8. bir gün içerisinde ne kadarlık bir olay gelişebilir ki, üzerine saatlerce konuşuyorsun. yoksa yerdeki parkeleri mi sayıp, tartışıyorsun. akilane bir izahat yapmak zor geliyor bana.
bilebilebiikikere bilebilebiikikere
şaşıp kaldığım vaka ve aynı zamanda şunun gibi olan şey; günde en az sekiz saat yatmak vücuda iyi gelir. olum siz yatın ya lan. valla o da sekiz saat. yatın yatın.
keditör keditör
ameliyatla birbirine yapıştırılması kendilerine müstahak olan, her birine ikişer tane çakmak istediğim insanların gerçekleştirdiği eylemdir.. ya bi özlem vardır aşkta, bir bekleyiş vardır. "acaba şu anda ne yapıyordur?" vardır. günde sekiz saat konuşmak, ne bu lan?
kabaramazsınkelfatma kabaramazsınkelfatma
- sonra böyle böyle oldu, ben de ona haddini bildirdim.
- sonra o bana öyle dedi.
- ben ona böyle dedim
- sonra böyle böyle oldu.
yedi saat, elli dokuz dakika, elli dokuz saniye sonra…
- senden ayrılıyorum.
- evet, işte olacağı buydu.
kraken kraken
konuşacak ne bulduklarını, ne gerek var düşüncesinden kişiliğimizi arındırıp, şöyle zihnimizi bir berraklaştırıp, mantıklı bir insan olarak durumu ele alırsak;

günde
-6 saat uykuya
8 saat demiyorum, öğrenciyiz sonuçta 8 saat uyuyabilen insan zor istanbulda.
-3 saat derse
yer yer 6 saate kadar çıkabilirken, zaman içinde 0 da olabiliyor. yemişim dersi deyip kıçını devirip uyuyorsa yine ders zamanını uykuya eklemiş oluyoruz o yüzden ortalama 3 aldım.
-4 saat öğle/akşam yemekleri ve kahvaltıya
yine kendimden hesapla, hazırlaması yemesi ve yıkamasına yetecek bir zamandır. eğer yemekleri kendi yapan bulaşıkları kendi yıkayan biri ise, şahsımıza bu zaman uygundur. eğer salaş bir öğrenci ise, yok ben yemek yapmam bulaşık da yıkamam diyorsa, en yakın yere gidip yemek yiyip dönmesi, ya da sipariş verdiği yemeğin gelmesi ve onu yemesi yine aynı zamana denk gelecektir. ya da ben yemek yaparım, bulaşık yıkamam zamandan tasarruf ederim diyorsa, uzun vadede kendisini, bulaşık yığınında tabak arama, devrilen bulaşıkların altında kalma, evdeki kokunun nerden gelebileceği; daha uzun vadede ise ev arkadaşları tarafından kıçına tekme vurulabilitesi olduğundan ev aramak , taşınmak gibi faaliyetlere ayıracağı zaman sanırımbu 4 saatten ettiği tasaruftan kat kat fazla götüne girmiş olacaktır. ( bir bulaşık yıkamamak nelere yol açtı; sosyal mesajımı da verdim, devam ediyorum) bir de kahvaltı yapmayan var tabi ki, o da kahvaltıdan kıstığı zamanı uykuya vereceği için toplam zamanda yine değişiklik olmayacaktır. 4 saat idealdir.
-1 5 saat kişisel bakıma
er kişiler bu zaman bana fazla gelir diyebilirler, ama konuşacağınız kişi bir dişi olduğundan ve konuşmak kelimesi işteş olup tarafları aynı anda gerektirdiğinden, size fazla olsa da ona fazla gelmeyecek, "duş almak, saç kurutup düzeltmek, makyaj yapmak,diş fırçalamak, yüz yıkamak" gibi bütün eylemleri 1,5 saate sığdıramayacaktır bile muhtemelen. fazla iyimser bir zaman dilimi oldu.
-1 5 saat ulaşıma
istanbuldakiler bu saate kıçıyla güleceklerdir eminim, bir buçuk saatte gidip geri dönebileceğin bir yer pek mümkün değil malum.ama yazarımız burada yine çok iyimser davranıyor.benim evim okulun dibinde, okula da gitmem diyorsa eğer bir kişi, arada bir güneş ışığı görmek için hiç olmadı sigara almaya çıkmak için bile bu zamanı harcayacaktır.

evet şimdi kalıyor kişimize 8 saat, bunu da sevgilisiyle telefonda konuşarak harcayacak.
yani bu kişi ne televizyon izleyecek, ne kitap okuyacak ne ders çalışacak ne de internete girecek. zaten bu eylemlerden herhangi birini sevgiliyle konuşurken yapmaya çalışırsa konsantrasyon bozukluğu yaşayacak ve karşı taraftan sen beni dinlemiyor musun tiribi yiyecektir.

sonuç olarak;
o kişi aramızda değil, 8 saat telefonla konuşan insan sözlüğe girip yazı yazmaya vakit bulamaz.
hatta o kişi hiç bir yerde değil muhtemelen, en iyimser ihtimalle ya derste görüyorsunuzdur arada bir, ya da eve gelir gelmez odasına kapanıp çıkmayan ev arkadaşınızdır.
notokord notokord
"beyinde tümör çıksın da göreyim ben seni" dedirten radyasyon manyağı olmuş kişilerin yaptığı ve yapmaya devam ettiği eylem. (biraz kastım galiba tanım yapacağım diye ama ana fikri anladığınızı sanıyorum)
1 /