gündüz vassaf

2 /
toblerone toblerone
"bir kaset çaların düğmesine basıp chopin'in bir noktürn'ünü susturmakla bir düğmeye basıp nükleer başlıklı füzeler fırlatmak arasındaki mesafe çok büyük değildir." demiş*, yaptığımız şeylerle aramızdaki yabancılaşmanın ne boyutlarda olduğunu nefis bir anlatımla dile getirmiş insandır. söylemek isteyip de güzel ve anlaşılır bir şekilde söyleyemediğim şeylerden biri buydu sanırım.

aynı zamanda 12 eylül'ün, 80 yılında abisi bile doğmamış olan bana kaybettirdiklerinden biridir. şimdi hocam olabilirdi, keşke olsaydı.
misa misa misa misa
yaşamın anlamı gece duyumsanır ve sorgulanır. kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. yaşam gecenin konusudur.
* * *
yaşamın amacı ölünceye kadar yaşamak.
* * *
aşk hastalığı değil, âşık olmama hastalığı vardır.
* * *
beklentilerimiz gözümüzü rehin almış.
* * *
aşık olan için gözü dünyayı görmüyor diyen biziz.
ama gene de biziz, aşık olunca evrene bambaşka bakılabileceğini bilen.
* * *
kahramanlar öylesine totaliterdir ki, öldükten sonra da sorun olmaya devam ederler.
* * *
iktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamak.
* * *
cinsel ilişkinin gerçekleşmesi için türümüzde iki değil de üç farklı cinsiyet olsaydı?
* * *
ait olmaktan kendi portremizi yapma yeteneğimizi yitiririz.
* * *
totalitarizm, "en çok kimi seviyorsun?" sorusuna cevap vermekle başlar.

-aralık 2007.
morningstar morningstar
kahramanlar totaliter, önderler oportünist diyen yegane şahsiyettir. cehenneme övgüsünü okuyan herkes bu adamı sevmiştir, şayet sağcısınıda solcusunuda gördüm.
jethro tull jethro tull
cennetin dibi ve cehenneme övgü (belki diğer okumadığım kitaplarında da) bölümleri ayırmak için müthiş resimler, sözler kullanan yazar. ayrıca okuru bilgi yağmuruna tuttuğu da söylenebilir.
chubbchubb chubbchubb
"robotlar gibi aynı saatlerde okullara, işe gidiyor, aynı saatlerde acıkıyoruz. karnımız acıktığından değil, saatimize baktığımızdan anlıyoruz yemek zamanının geldiğini.
bunlar şehirli insanın doğal hali.
neon ışıklarımızla geceyi örttük. yıldızları göremeyince, uzayın derinliğine bakıp evrendeki konumumuzu düşünemeyince, tür olarak haddimizi bilmez olduk. doğaya meydan okuduk.
şehirleşmenin bireyleri anonimleştirdiği 20. yüzyılda kitlelere kimlik veren totaliter ideolojilerin kurbanı olduk. faşizmin kitle psikolojisi kentlere özgü. politikacılar bizleri en çok meydan mitinglerinde şuursuzlaştırabiliyor.

para bolluğunda mimarların iştahını kabartan, şanghay gibi yenilenen şehirler, geleceğin değil miadını doldurmuş şehirleşmenin son örnekleriyken türkiye'de tek bir atatürk kültür merkezi'ni bile yıllardır kapalı tutan iktidar, şimdi de istanbul'u çılgın düşlerine gömmenin hırsında.

istanbul'a iki istanbul katarak geleceği öngördüklerini sanırken, 21. yüzyılda şehirleşmenin küçülmek, otomobilsizleşmek, yeşilleşmek, daha az tüketmek, kent yaşamını yavaşlatmak olduğunun farkında değiller. hiçbir şehir daha çok yol, köprü, alt-üst geçit yaparak trafik sorununu çözemezken, akıntıya kürek çekenlerin alkış beklediği bir ülkede yaşıyoruz. ve başka ülkelerin tecrübesine bakılırsa insanları çağdaş yaşama kavuşturacağı iddia edilen ruhsuz toki binaları gelecekte gettolaşmanın, cürümün, hoyratlığın adresleri.
türkiye'de kentleşme geri viteste hızla ilerliyor.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1053320&Yazar=G%DCND%DCZ%20VASSAF&Date=19.06.2011&CategoryID=99
ozanudazai ozanudazai
gündüz vassaf'ı beğenirim, düzenli olarak da okurum. ama bu onun yanlışlarını görmeme engel değildir. bu pazarki yazısını okudum eksik hatta yanlış bir şeyler vardı. alllahtan yine radikal'in slavoj zizek röportajı imdadıma yetişti. zizek; vassaf'ın yeni sol'unun bazı özelliklerine eleştiriler getiriyordu. özetle bugünkü yazısı zizek röportajıyla okunmalı ve neden çok da abartılmaması gerektiği bir kez daha anlaşılmalı.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1065062&Yazar=GÜNDÜZ vassaf&date=02.10.2011&categoryıd=98

ve bu zizek röportajı:
avrupa'nın geleceği osmanlı gibi olmalı - #dünya zizek söyleşisi dün kaldığı yerden devam ediyor. arap baharı'ndan hindistan'ın kaşmir işgaline, filozof slavoj zizek anlatıyor haber: kaya genç / a... radikal
zd99 zd99
(diğer "karabasan"ların içinde) böyle bir insanın salt varlığı dahi, beni sevindiriyor, nefes aldırıyor...bugünkü yazısı (da) leziz.

"özgürlük ve özerkliği 12 eylül'den bu yana lağvedilen üniversite, 30 küsur yıldır kış uykusunda. araştırma, yayın ve tartışmalarıyla toplumun dinamiğine ivme vermesi beklenen hocalar, yök mahkumiyetinde devletin kapıkulluğunun rehavetinde. yargılanma haklarından (habeas corpus) yararlanamayanların dışında 2000 küsur çocuk hapishanelerde. şehirlerimizin, ormanlarımızın, sahillerimizin insan ve doğayı yadsıyarak parsellenip 'benden sonrası tufan' yapılaşmasına, nükleer enerji ihalelerine, kayıtsızlığımız ancak 'çılgın projelere' anlık tepkilerde ses buluyor."
2 /