güneş

1 /
emru17
faklı bir bakış açısıyla cehennemi simgeleyen, evrenin küçülmeye başlaması güneşi
n dünyayı yutmasından sonra(yani kıyamet) ruhların dünyanın elektriksel alanının yok olması ile dünyadan kurtulması ancak dünyada ruhlarını yaptıkları eylemlerle yeterince doyuramayan ruhların güneşin etki alanından kurtulamayarak sonsuza kadar orada kalacakları, ruhlarını güçlendirmiş kişilerin ise bu sırat köprüsünden bir şimşek hızı ile rahtça geçecekleri, cehennem diye adlandırılan ceza yeri...

ne kadar şu anda bize hayat verse de...
hell guardian
kıyamet kopmaz ve biz kendi başımızı yemediğimiz sürece 3 milyar yıl sonra bizi yiyecek olan canavar.

olay basitçe şöyle olacak...:
şimdilik samanyolunun küçük-orta boylu (uzaycılar daha iyi bilir gerçi) sarı yıldızlarından olan güneşimiz; gün gelecek ve tüm hidrojenini füzyon ile helyuma dönüştürdüğü için ömrü tükenecek. tabi füzyonun devamını getirebilmek için iç reaksiyonlar (max düzensizlik-min enerji prensibiyle) devam edip helyumlar füzyona uğrayacak.daha büyük çekirdekli metallere dönüşmeye başlayacak.aşırı enerji yüzünden yarıçapı büyüyüp kırmızı deve dönüşecek,jüpiterin kapısına kadar dayanacak (yaklaşık 1 milyon dereceyle biz gümbürtüye gitmiş olacağız).ardından ters bir reaksiyonla büzük kadar kalacak ve sarı cüce adını alacak.bir ihtimal:belki kara deliğe de dönüşebilir.

eeee ehhm; bunları hiç kimse görmeyeceği için bizi bu hikaye hiç ilgilendirmiyor.eğer üst paragrafı okuyup indiyseniz ya sabır küpüsünüz ya da salak afedersiniz.*

düzeltme: yuh! 7 sene sonra düzeltme giriyorum. bu güneş denen zâtın astronomi bilimine göre kara deliğe dönüşme ihtimali yokmuş; çünkü yeterince büyük değilmiş. (klozet kapağı düzelttirdi)
krm
trilyonlarca benzeri var. ama bizim için önemli olan o. bize yaşam sağlıyor ve bizden herhangi bir şey beklemiyor. biz onu tanımaya çalıştıkça kendini bizden saklıyor, sinirleniyor patlıyor. yaklaşmaya çalıştıkça yaşama reddiye çıkararak yok etme gücünü kullanıyor.ona çıplak gözle bakmamıza dahi izin vermiyor. her gece ortalıktan kaybolup değerini anlamamızı bekliyor. onunla uyuyup onunla uyanmamızı, saatlerimizi takvimlerimizi ona göre ayarlamamızı şart koşuyor. her şey gibi o da yaşlanıyor. gün geçtikçe cansızlaşıyor, donuklaşıyor ama kudretinden ve korumacılığından hiçbir şey kaybetmiyor. azalan parlaklığıyla da etkili olmanın koşullarını biliyor. bizi o derin etkinin altında tutmasını beceriyor. güle güle yansın. o olmasa biz ne yapardık.
1 /