günün şiiri

1 /
sosyalismet
ben hayatta en çok babamı sevdim
karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
çarpık bacaklarıyla - ha düştü ha düşecek
nasıl koşarsa ardından bir devin

o çapkın babamı ben öyle sevdim.
bilmezdi ki oturduğumuz semti
geldimi de gidici- hep, hep acele işi
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
atlastan bakardım nereye gitti
öyle öyle ezber ettim gurbeti.

sevinçten uçardım hasta oldum mu
kırkı geçerse ateş, çağırırlar istanbul'a
bir helaleşmek ister elbet, diğ'mi oğluyla
tifoyken basardım aşk oy'nunu
ohh derdim, göğsüne gömdüm burnumu.

en son teftişine çıkana değin
koştururken ardından o uçmaktaki devin
daha başka tür aşklar, başka sevdalar için
açıldı nefesim,fikrim, canevim
ben hayatta en çok babamı sevdim.

can yücel.
hasan ali yücel'e

günün şiiri diyorum, çocuklar babalarına şiir yazabilecek kabiliyette olacak diye bir şey yok. iki satır veya iki içten söz.
"seni seviyorum"
yeter de artar bile.
sayenizde
güneş altında söylenmedik söz yokmuş.
bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.
ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.
ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.
hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik.
ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde.
duyuyorsun değil mi suskunluğumu? nasıl haykırıyor!
susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim.
ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde.
* *
ciginburak
yaşamak;
ellerinin ellerime,
gözlerinin gözlerime,
nefesinin nefesime değdiği andan ibaret.
öyle çok seviyorum ki seni!
umurumda değil "ahiret..."
sayenizde
sen karanlıkta hiç türkü söyledin mi?
türkü söyledin mi hiç karanlığa?
hiç yemin ettin mi gönülden?
katıldın mı bir inanca?
yürek dolusu binlerle,
hiç sevdin mi ha?
sevdin mi?
hadi be.

*
kaybettimaklımıhükümsüzdür
sana yaraşan şiiri nerden bulmalı
gülersin
mum çiçeklerinin pembe kokusu yayılır dünyaya
günebakanlardan bilinir yerin
ezan çiçekleri akşamı beklemez , açar
güçsüzleşir kalemim

sana yaraşan şiiri nerden bulmalı
ağlarsın
gözyaşların uğur taşı olur çocukların göğsüne
kötülük utanır kendinden
anneyle baba barışırlar
ben , sulugözlü ben
bilemem ne yapacağımı

yürüsen şiirler kaçışır
sanki incecik bileğinden dökülürler
beyaz , ipek çorabın sardığı
içimde aşkım akan mavi damarların geçtiği
incecik bileğinden

başka türlü mutlu olamam
sana yaraşan şiiri nerden bulmalı

(bkz: turgay fişekçi )
euridike
sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
unutulmuş güzel şarkılar için
bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
rüzgâr gibi tâ eski anadolu'dan
sesin nerde kaldı? kar içindesin!

a.m.dranas
ubuntu
sen el kadar bir kadınsındır
sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
bazı ağaçlara kapı komşu
bazı çiçeklerin andırdığı
iş bu kadarla bitse iyi
bir insan edinmişsindir kendine
bir şarkı edinmişsindir, bir umut
güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
saçlarınla beraber penceredeyken
besbelli arandığından haberli
gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
sevgili


* cemal süreya
uyumuycam
düşü ne biliyorum

kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,

bana ve suçlarıma dolanan?

gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu

düşler marketinin,

uyanıyorum küstah sözcüklerle:
ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!


nilgün marmara
kayıp kentin yakışıklısı
kapıları çalan benim kapıları birer birer
gözünüze görünemem göze görünmez ölüler

hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar
yedi yaşında bir kızım büyümez ölü çocuklar
saçlarım tutuştu önce gözlerim yandı kavruldu
bir avuç kül oluverdim külüm havaya savruldu

benim sizden kendim için bir şey istediğim yok
şeker bile yiyemez ki kağıt gibi yanan çocuk

çalıyorum kapınızı teyze, amca, bir imza ver
çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler

nazım hikmet ran
uyumuycam
sensiz de denizi seyredebiliyorum.
hem dalgaların dili seninkinden açık.
ne kadar hatırlatsan kendini boş.
sensiz de seni sevebiliyorum.
hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
karşılaştığımız zamanlarda.
sen, sevgiden şımaran çocuk,
ben şaşıran budala.

"sensiz", özdemir asaf
matik
tek bildiğim şiir , evet.

seni düşünmek...

seni düşünmek güzel şey,
ümit etmekte öyle
dünyanın en güzel sesinden ...
en güzel şarkıyı dinlemek , gibi bir şey.
ama ümit etmek yetmiyor bana ,
ben şarkıyı dinlemek değil ,
söylemek istiyorum...

seni seviyorum , seni seviyorum , seni seviyorum. *
hlyaana
eskisi kadar özlemiyorum seni,
ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.
adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.
yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
biraz yorgunum.
biraz kırgın.
biraz da kirletti sensizlik beni!
nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama,
yamaladım dilime.
tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.
gel diye beklemiyorum artık,
hatta istemiyorum gelmeni.
nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum.
benim derdim yeter bana banane!
alıştım mı yokluğuna?
vaz mı geçiyorum, varlığından?
tedirginim aslında,
ya başkasını seversem ?
inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem.

özdemir asaf
kuş sütü kuru hüzün
ben orda, akşamına orospular dadanan
camlarında pis sinekler gezinen, ben orda
eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor
kadınlarda ölüyor kadınsız bakışlarla
başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber
ya tanrıya inanır ya da isyana.

kimseye vermiyor ki acılardan artarsa
kuytular çıkarıyor sevişmeler onlardan
bu nasıl bir bakış ki dünyaya intiharla
ya da hep kar yağıyor da düşünmesi siyahtan
öyle ya kim sevişirdi acıları olmasa
kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.

orası bir ölümdür şarabımı doyuran
ölünen yüzler gibi bir bütündür adamlar
vaftizi gün ışığında bir garip protestan
tanrısıyla sevişir, herkes bilir sevişmeyi o kadar
kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
yeniden doğmak için çıkardığım yangından.

edip cansever
1 /