gurbet

1 /
lethe lethe
duman'ın coverladığı özdemir erdoğan parçası

kime desem derdimi ben bulutlar bulutlar
bizi dost bildiklerimiz vurdular vurdular
bir de gurbet yarası var hepsinden derin
söyleyin memleketten bir haber mi var?
yoksa yarin gözyaşları mı bu yağmurlar?
içerim yanıyor yar yar
yaram pek derin
bana nazlı yardan aman
bir haber verin
bulutlar yarime selam söyleyin söyleyin
kavuşma günümüz yakınmış deyinmiş deyin
felek yardan ırak koyduysa bizi
gurbet elde bir başıma neyleyim?
yardan ırak yaşanır mı söyleyin
içerim yanıyor yar yar
yaram pek derin
bana nazlı yardan aman
bir haber verin
telvin telvin
orhan gencebay abinin güzide bir eseridir.

gurbet elde hasta düstüm aglarim
su gönül kahrini cekemez oldum
acilmis yarama ates baglarim
ask sirrini yare acamaz oldum

bir güzelin mecnunuyum efendim
sel basti obami yikildi bendim
derdimi bilmiyom ben kendi kendim
dert ile sevinci secemez oldum

kaslarin keman kiprigin oktur
bilinmez dertlerim sayisi coktur
bilirim sevdigim ettigin haktir
gönül sana bagli kacamaz oldum

bir güzelin mecnunuyum efendim
sel basti obami yikildi bendim
derdimi bilmiyom ben kendi kendim
dert ile sevinci secemez oldum
la fee la fee
gözyaşlarından beslenir duygular. mesafelerle hırçınlaşır. her türküde dolan gözler..yürekte büyüyen hasretin ağacıdır. bir kere gurbete kaldıysanız, bir kere gurbet insanı gördüyseniz, anneniz gurbete evlendiyse anlarsınız ancak bunu. her türk filminde ağlama sesi gelir odadan, ıslanan bir çift anne gözüdür, sizi uzağa yollamak istemedikçe anlam veremezsiniz, annenizin mutluluğunu büyükannenizden gelen telefonda görürsünüz ancak...hep bir bekleyiş vardır bu yürekte.yıllarda nasırlanan bu ana yüreği, herşeye rağmen hala bekler, şimdiyse çocuklarının telefonundadır sesi. kaderdir gurbet. bir alınyazısı. gözyaşına aldırmaz. sevip gittiysen uzaklara kimseye ağlanamazsın. seçimdir bu. kaderi biz yazar biz oynarız.
choban choban
gurbet o kadar acı ki, ne varsa içimde
hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde
ne arzum ne emelim, yaralanmış bir elim
ben gurbette değilim, gurbet benim içimde...
bilge bilge
doğup büyüdüğümüz ve alıştığımız yerden ayrılıp başka yabancı yerlere gidince, çevreyi ve o çevredeki insanları, yaşantıyı yadırgama, çevreyle uyuşamama, yalnızlık hissetme duygusudur, gurbet.

her insan kısa memleketi diyeceğimiz yerlerden ayrılınca, gittiği yer ayrıldığı yere göre çok güzel, gelişmiş ve yaşanası bir yer olsa da ve bu insan içe kapanık, duygusal yapıda ise gurbet insanın içini acıtır. özellikle şair ve yazar gibi sanatçı kişiler bu duyguyu daha üst seviyede yaşar ve sanat yoluyla dile getirirler.

eski şiirlerde, şarkılarda ve de filimlerde bu duygu o kadar yoğun işlenmiştir ki zaman zaman moda haline gelmiştir, gurbeti oluşturan en önemli unsur ayrılıktır. hayatı idame, iş, askerlik, savaş, sürgün ve kişisel psikolojik gibi nedenlerden dolayı sevdiği yerlerden özellikle bu yerlerdeki kişilerden ayrı düşen insan gittiği yerde geride bıraktıklarının yerine yenilerini koyamaz ki bu hem kendinden hem de gittiği yerdekilerden kaynaklanır. geri dönme şansı ve bir şekilde sevdiklerine ulaşma şansı yoksa, yaradılış özellikleri de işin içine girince insanın içini oyan bir burguya dönüşür gurbet.

eskiden daha yoğun yaşanması meselesine gelince, bunun en önemli sebebi geçmiş dönemlerde kabaca yetmişli yıllardan geriye doğru gittikçe bilimsel ve teknolojik gelişmenin azalmasıyla ters orantılı olarak bu duygunun arttığını görüyoruz. özellikle halk şiirlerinde ve türkülerinde. çünkü bulunduğu yerde geçinme şansı olaya, iş bulacağı yerlere, savaş durumunun sıklığından dolayı, bilmediği ülkelere ve belki de bir daha dönmemecesine giden insanlar, günümüzde olduğu gibi ulaşım ve haberleşme araçlarından yoksun olduğu için, bu duygu oldukça sık ve yoğun olarak yaşanmış, ruhlardan dizelere ve melodilere akmıştır. sosyolojide yatay hareketlilik dediğimiz yer değiştirmelerin yoğunluğu bu şarkı ve şiirleri son derece sevilir hale getirmiştir. bu yüzden gurbet bu duyguyu yaşamayanlar tarafından da dile getirilmiş olmuştur. yetmişli yıllara hatta seksenli yıllara kadar bu duygu oldukça revaçtadır söz ve saz sanatlarımızda. yurt dışına özellikle almanya'ya çalışmaya başka bir tabirle, "ekmek parası kazanmaya" gitmek sonucunda bu duygunun tercümanı olan türkü ve şarkıları yakın zamana kadar duymaktaydık.

bu duyguda en önemli nokta bu duygunun kaynağının, yaşam alanının halk olmasıdır. bu halk zamanla teknolojik gelişmeler ve sanayileşme sonucu toplu taşıma araçlarından rahatlıkla yararlır oldular. böylece gurbetin zıddı diyebileceğimiz "sıla" (kavuşma) duygusunu yaşayabilir, sıklıkla tekrarlayabilir hale geldiler. zamanla otobüslerden sonra halkın yararlanabileceği hale gelen uçaklar, gurbetin miktarını arttıran mesafeyi ortadan kaldırma noktasına getirdiler. mesafe oldukça kısaldı ama binlerce yıllık çınar diyebileceğimiz gurbet duygusuna asıl darbeyi köküyle gövdesi arasındaki son bağı koparacak darbe, başka iki ama birbirine bağlı teknolojik gelişme tarafından vurulacaktı: telefon ve internet...

telefonların yaygınlaşması ile önce sesler arasındaki mesafe kalktı, gurbetle sıla arasında ilk köprü kuruldu, cep telefonları ile dünyanın dört bucağı arasındaki mesafe ceple kulak arasına, sürede elin cepten kulağa gidişi sırasında harcadığı zamana düştü. internetle hatta henüz ülkemizde yok ama gurbetten sıladakileri, sıladan gurbettekileri görmeye yanımızda bulmaya başladık. birkaç dakika hatta saniyeler içinde sevdiklerimize olaşır olunca, özleme duygusu, özlediklerimize ulaşamadığımızda yaşadığımız gurbet duygusu ortadan kalktı. bunu sonucunda da bu duygu sanattan, özellikle şiir ve şarkı-türküden silinir oldu, hatta yaşamdan silindi ve unutuldu.

yaşamımız kolaylaştı gurbet ortadan kalktı ama özlem ve sıla da kalmadı ortada iyi olmuştur muhakkak kavuşanlar için ama bir binlerce yıllık çınar da devrilmiştir sanatımızı gölgeleyen...

bu duyguyu en iyi dile getiren örneklerden biri, kemalettin kamu'dan:

gurbet

gurbet o kadar acı
ki ne varsa içimde
hepsi bana yabancı
hepsi başka biçimde

eriyorum gitgide
elveda her ümide
gurbet benliğimi de
bitirmiş bir içimde

ne arzum ne emelim
yaralanmış bir elim
ben gurbette değilim
gurbet benim içimde
ironik ironik
gözlerinen akan birkaç damla yaştır gurbet. artık memleketinden ve ailenden uzakta geçireceğin günler vardır.ilk yolculuk pek acı verir.kaybolmuş gibi hissedersin kendini. yapayalnız tek başına... oysa çevrende bir sürü insan vardır.ama o insanların olması yalnızlığına çözüm olmaz. hep memleketinde yaşadıklarını yaşamak istersin.hep gözlerin onu arar.bulamadığında ise büyük bir hayal kırıklığı yaşarsın
1 /