güzel ama aptal kadın

maszn maszn
efsane tasvir ihtiva eden bir hüküm.

sık kullanılır ya aptal sarışın.
kim bilir, yüz bulamayınca; o'mu bırak allah aşkına aptalın teki, öç alır gibi.
öfkeli sirin öfkeli sirin
aslında olmayan kadın.
aptal kadın yoktur en fazla aptalmış numarası yapan kadın vardır.
hele hele güzelse kadın aptallık yanına bile yaklaşamaz.
siz hiç güzelliğini paraya tahvil etmemiş kadın gördünüz mü?
nereye koyduysan ordadir nereye koyduysan ordadir
mutludur.
düşünsene erkekler sana uzun bacaklısın büyük memelisin diye kul köle. dolgun dudaklarından çıkacak salak bir cümleye övgü yağdıracak erkekler var etrafında.
ve aptalsın, sorgulamıyorsun. ne savaşları kafana takıyorsun, ne açlığı, ne yoksulluğu, ne de geleceğini. ilişkide sorgulayan taraf değilsin. çünkü öyle olursan adam boğuyorsun beni falan diyor. neyse, adamı gece 3te arasan bi hatun açıp mehmet duşta dese etrafı yıkarsın. tek kelimesine inanmazsın. ama aptal olursan " aşkım annemdi telefonu açan" yalanına inanır ojeni sürüp dizini izlemeye devam edersin.
bir sey başarmana gerek yok güzelliğin senin övgü nedenindir. oha çok güzel ya.
1
efeneştum efeneştum
bir fikir doğuramadığından doğurganlığını vücuduna yansıtmış kadındır.

aslında bu yorumum, nietzsce'nin kadın akademisyenler hakkında söylediği bir sözün tersine çevrilmiş halidir. o; kadın akademisyenlerin doğurganlıkları yetersiz olduğundan beyinleriyle doğum yaptıklarından bahseder bir yerde.
yarından önce bugünden sonra yarından önce bugünden sonra
uzun zamandır gidip geliyordum kargo şirketine.

ürünleri kendim teslim etme gibi bir zorunluluğum vardı.
bir süre sonra bu zorunluluk yerini ihtiyaca dönüştürdü. onu görmeden duramıyordum. o kadar güzeldi ki...

kötü bir dönemdeydim zaten.
hayatta istediğiniz hiç bir yolunda gitmez ya. öyle bir zaman aralığı. tek iyi giden şey iş. o günlerde anladım " paranın hiç bir şey olduğunu "... bazı kadınlar için önemlidir. makam, mevki sahibi biriyle birlikte olmak. bir diploma için bir kağıt parçası için ruhlarını satanlar var bu ülkede. sırf, subay olucak diye sevmediği adamla yatan insanlar tanıyorum ben...

para kazanmanıza rağmen, size içten gülen, yüreğinin ta içinden " canım " diyen biri olmayınca o paraları götünüze sokmanız gerektiğini anlıyorsunuz. para kazanıyordum ama mutlu değildim. ve kendimi onunla mutlu olabileceğime inandırmıştım. aramızdaki sadece iş ilişkisiydi. ama izin olduğu günlerde hüzünlendiğimi fark ettim. kendimi kaptırmıştım. aşk değildi bu ondan emindim. tanımadığını birine aşık olamazsın zaten. ama güzelliği beni çekiyordu.

iş icabı kargo sirkülasyonu fazlalaşınca samimiyet arttı.
bir akşam yemek yendi, sabahında kahvaltıya gidildi. akşam biraz üşütünce kısılan sesi için sandoz bile getirildi sabah... artık açılmanın zamanı gelmişti.

ben 80'ler çocuğum. bizim zamanımızda mail, sms, faceboo'tan dürtme yoktu. msn bile yirmili yaşların ortasında geldi. ben mektup çocuğum... bir mektup yazdım. mektup mu kaldı amk? deme kalbini kırarım....

güzel bir hikaye yazdım.
içinde o, ben ve güzel bir dünya vardı. bir kaç arkadaşıma okuttum " onu boş ver benimle çık " diyenler olmadı değil ama henüz karşı cinse ilgimi kaybetmemiştim. bir kıza okutmam lazımdı. yakın bir arkadaşıma yolladım. maili ortamına aktarmıştım. yolladım ama amacı hakkında bir şey yazmadım. telefonum çaldı.

" bende sana aşıktım. bunca zamandır neden bunu söylemedin eşek " dedi. bir an duraksadım. o da duraksadı. içinden " aha sıçtık bana değilmiş " dediğini duydum. o içinden demişti ama kulağımın içinde çınlıyordu. " ben seni daha sonra ararım " dedi ve kapattı. mektubun etkili olduğunu anlamıştım ama yakın arkadaşım bana aşıktı. o soruna sonra gelirim diyerek mektubu vermek için gittim.

her zaman ki gibi cep telefonlarını koydum önüne.
işlemleri yaparken monitörün önüne bıraktım zarfı. üzerinde adı vardı. bana baktı. sonra zarfı aldı. açmak istedi ama yapamazdı. etrafa baktı ve sonra çantasına attı. işlemi bitirdi, evrakları alıp çıktım dışarı, içimde tarif edilemez bir mutlulukla.

iki saat sonra telefonum tekrar çaldı. arayan oydu.
" efendim " dedim. " ben ne anlatmak istediğini anlamadım ama eminim güzel bir şeydir. bu akşam görüşelim mi? " dedi.

(bkz: ay ben şok) nasıl ya? ben anlatmak istediğin anlamadım ama eminim güzel bir şeydir ne lan????

tüm iyi niyetimle akşam onu davet ettim.
bir şeyler içelim daha yakında tanıyalım birbirimizi diye. nasıl para tek başına hiç bir şey ise güzellikte tek başına hiç bir şey. kötü bir mizahı anlarım ama ilkokul 4. sınıf esprileri nedir? onu geçtim esra erol konuşmak ne? sen boş zamanlarında ne yapıyorsun??

o güzel kız, o alımlı kız, yolda yürüdüğünde 7'den 70'e herkesi kendine baktıran kız tam bir moron. konuşabildiğimiz tek konu müzik. o da çok hard be arkadaş.. hayatımda ilk defa " acil bir işim çıktı " yalanını söyledim.

o kadar hafta peşinden koşturan kız gitmiş yerine tam bir..

hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından biriydi.
hayal kurmak için gerçeklere ihtiyacınız var. birde aşığım demek için acele etmeyin. fiziksel çekim aşk değildir. sosyal mesajımı da verdiğime göre girimi bitirebilirim.
ınternationalrelationist ınternationalrelationist
çakal-at hırsızı diye tabir edebileceğimiz karakterdeki er kişilerin skorlarına skor katmaları açısından hedef tahtasında olan kadındır.

fakat, bu kadınla normal bir er kişi hayatını devam ettiremez, yahu kendisini geliştirmemiş kadın nasıl olur da bilinçli bir çocuk yetiştirir ki??