güzel günler göreceğiz

1 /
elem i mucevher elem i mucevher
son yerel seçimlerde, günlerce sabah 7 - akşam 8 arasında onlarca kez dinlediğim ve dinlettiğim, umut dolu şarkı. hala, gına gelmeden dinlenebilmesi ya benim midesizliğimden ya da şarkının duygusundan kaynaklanmaktadır. evet, şarkı, güzel günler göreceğiz çocuklar...
mgun mgun
"güzel günler göreceğiz, bir gün içerisinde istanbul'da geçer. beş farklı karakterin günlük hayatta kesişen yolları ve farkında olmadan birbirlerinin hayatına müdahalelerini anlatır. film, doğrusal olmayan kurgusu ile bütün hikayeleri iç içe geçirerek anlatır. bir günlük zaman dilimi; geriye, şimdiye ve ileriye atlanarak ilerler.


cumali (`buğra gülsoy)
cumali, henüz 18 yaşındayken kız kardeşini, kaçtığı istanbul'da namus ve töre gereği öldürür. işlediği cinayet yüzünden 14 yıl hapis cezasına çarptırılır. istanbul'da bir cezaevine konur. yattığı cezaevinden 12 yıl sonra iyi halden 2 yıl erken tahliye edilir. devletin kendisini affetmesine rağmen cumali, içindeki pişmanlıktan kurtulamamıştır. kendisini töre denen şeyin bir parçası olduğu için affedememektedir. tek isteği kardeşinin istanbul'da gömüldüğü yeri öğrenip ondan af dilemektir. gün içinde hapisteyken sürekli mektuplaştığı, çocukluk aşkı mediha (`feride çetin) ile buluşacaktır. bu aşk gelecekle ilgili planlarını değiştirecektir.


ali (`barış atay)
ali lisanslı, profesyonel bir boksörken; katıldığı yasa dışı sokak dövüşlerinden dolayı lisansını kaybetmiştir. bu yüzden antrenörü olan babası ile de arası açılmıştır. sanayide bir araba tamircisi olarak recep ustanın (`yurdaer tosun) yanında çalışmaktadır. recep ustanın yardımı ile bir dikim evinde çalışan sevdiği kadın figen ile yurt dışına kaçacaklardır. yeni bir hayat ve yeni bir başlangıç için planlar yapmaktadır. ama onları kaçıracak kaçakçılar bu son günde fiyatı arttırırlar. ali bunu figen'e söyleyemez. günün sonuna kadar yeterli parayı bulmak zorundadır.


figen (`feride çetin)
asıl adı mediha’dır. istanbul'un varoş mahallelerinden birinde bir dikim evinde çalışmaktadır. istanbul'daki adı figen'dir. köyündeyken tecavüze uğramış ve bu yüzden yine kendisi suçlanmıştır. figen, öldürüleceğini anlayınca kaçarak istanbul'a yerleşmiştir. kendisini seven ali ile günün sonunda yurt dışına kaçacaklardır. ama o çocukluk aşkı cumali'yi sevmektedir. cumali'nin erken tahliye edildiğini öğrenmesi ve gün içinde onunla buluşması kararlarını etkileyecektir. kendisine saplantılı bir şekilde aşık olan izzet de (`uğur polat) figen'in yanına gelince figen kendisini içinden çıkılmaz bir üçgen’in ortasında bulur…


izzet (`uğur polat)
göçmen bürosu baş komiseridir. sürekli kavga ettiği karısından, çocuklarına babalık yapma sorumluluğundan bıkmıştır... karakolda tanıştığı ve sonrasında yardım ettiği figen'e aşıktır. onunla her şeyi geride bırakarak kaçma planları yapmaktadır. ama aşkına karşılık bulamaz.


anna (`nesrin cavadzade)
ülkesinden kilometrelerce uzakta bir iş hayali ve huzur için geldiği türkiye'de kendini bir anda fuhuş sektörü içinde bulmuştur. bozuk da olsa türkçe konuşabilmektedir. istanbul'un arka sokaklarında kendisine tutulan eski bir evde yaşamaktadır. patronundan gizlice biriktirdiği paralarıyla yurtdışına, sevgilisine kaçmayı planlamaktadır. gün içinde patronunun orta doğudan getirdiği on yaşındaki azraf isimli çocuğa (`uğurtan denizaltı) bakıcılık yapmak zorunda kalır. kaçacağı bu son gün azraf'ın hayatına girmesiyle anna zor bir karar vermek zorunda kalır"


3 şubat 2012'de vizyonda...
güzel günler görecegiz (2012) directed by hasan tolga pulat. with sebahat adalar, luran ahmeti, can akkurt, baris atay. "to better days" takes place in a day in ıstanbul. ıt tel... ımdb
personal jesus personal jesus
şarkı listesi aşağıda bulunan 1979 tarihli ünol büyükgönenç albümü.

güzel günler göreceğiz:
1. yapıyla yapıcılar
2. hasret
3. tairyo utai komi
4. japon balıkçısı
5. bulutlar adam öldürmesin
6. arabacı salih
7. dışarda kar yağıyor
8. dışarda bahar geldi
9. aynı daldaydık
10. nikbinlik
11. lümüne
gayet sakindim dellendim gayet sakindim dellendim
benfica maçı öncesinde dinleyip biraz da duygusallaştıran bir şarkı.

beşiktaş taraftarı ilk kendilerinin söylediğini dolayısıyla bu tezahüratın kendilerine ait olduğunu söylüyor. şiirin yazarı nazım hikmet fenerbahçeli, besteleyen edip akbayram da fenerbahçeli ama tezahürat beşiktaş'ın. neyin kafası bu acaba? kırk yıllık kovacıyım böyle kafa görmedim.
kafadanımdiyorumamaanlatamıyorum kafadanımdiyorumamaanlatamıyorum
ortalama üstü bir hasan tolga pulat filmi.

--- spoiler ---

cast'te uğur polat, nesrin cavadzade gibi isimleri görünce tereddüt etmeden izledim. eğer bir filmde uğur polat reyiz oynuyorsa oturur izlerim. nesrin cavadzade varsa kesin izlerim. canım beni.. öhm...

şimdi bazı eleştiriler olmuş bu filme. yok "yæ özenti yapmışlar orda geliyo o ona kesişiyo yæ" falan diye. ulan elin gavuru amores perros'u çekiyor, orada sarışın gerizekalının biri yarım saat delikte köpek arıyor da ona "yæ adamlar ne kesiştirmişler be hayatları vay amınüüm yæ ayemdibi * de puanından belli vereyim ben de 10" da bunlara gelince "auuuvvvv".

ben açıkçası başarılı buldum. izlemeyi bitirince de "harbi başarılı lan..." dedim.

hikaye başlarda biraz yavaş ilerliyor. ortalara doğru konuyu merak ettiriyor. sonlara doğru vurucu darbeleri bir bir indiriyor.

filmde törelere, içe kapanık karakter tepkilerine, ülkenin sıkıntılı halinden dolayı oluşan çaresizliklere, "dirty cop"lara, şuna, buna vs. abartmadan dikkat çekme işi güzel. sevdim...

ancak filmin sonunda sorular cevapsız kalıyor. izzet'e ne oldu? çocukla anna acaba sınır polislerince yakalandı mı? suç cumali kardeşimize kesin yıkıldı mı yoksa izzet vicdan yapıp itiraf etti mi? bilemedik...

bir türk filmi olarak puan vermek gerekirse sağa puanım 7,5 kanka * .

--- spoiler ---
kuduz hektor kuduz hektor
geçen haftaların birinde mersine gitmişiz iş için. işimiz de sahilde. denize sıfır derler ya o derece beş metre ya var ya yok aramızda denizle. neyse... işimizi bitirdik ilk gün ve akşam oldu, yıkandık bi güzel sahile doğru indik. e tabi nevalelerimizi de aldık inceden (kıps) derken içmeye başladık.

üç zıpır gencin yanında tek bir evli adam vardı o akşam. biz güzelleştikçe! evli adama çevrilir oldu başlarımız. onun sohbetinden dem almaya çalışıyorduk besbelli ki.

derken bir anda bu söz geldi aklıma. kendi yaşanmışlıklarını iyi kötü yaftalayıp yama bulan üç genç hayatlarından şikayet ediyordu ama evli çocuklu orta yaşlı bir adamın "acaba onu diyen adam da inanıyor mu kendi sözüne" demesiyle durdum bir.
çünkü orda kendimi gördüm ben. mevcut düşüncelerimin ve hayat görüşümün on yıl sonrasını, evli ve çocuklu halini gördüm. böyle anlarda zaman geçsin istemiyor insan işte. büyümek mi olgunlaşmak mı adı her neyse ötelemek istiyor o duyguyu. gelecek bana güzellikleriyle gelmeyecekse gelmesin evet! tavrım çok sert ve taviz vermez gibi duruyor olsa da her yeni sabaha açılan hayat bizi sabaha karşı sahilde uyuya kalan dört adamın üzerindeki soğuk kütleyi sıcak bir yaz güneşinin ısıtması gibi yok ediyordu.
zekiçevikahlaksız zekiçevikahlaksız
vasat bir film ; yönetmen türk yönetmenlerin ilk filmlerinde çoğunlukla düştükleri bir hataya düşüp çok gereksiz bir olaylar silsilesi yaratmış ; bu da olayların tek tek anlatılış biçiminin oldukça güdük kalmasına ,sırıtan oyunculuklara ve amatör film havası veren bir rastlantılar zincirine sebep olmuş.
-- spoiler --

öyle bir film düşünün ki içinde insan ticareti, fuhuş, ortadoğu meselesi, töre cinayeti , koko çeken komiser, aile içi geçimsizlik , para kazanmak için el altından dövüştürülen çocuk , kaçakçı ve gözden kaçırma ihtimalim olan bir yığın konu işlensin .

ayrıca artık rusların türkçeyi "sen vermek bana para" şeklinde konuşan bir grup insan olarak betimlenmesinden ; oldukça başarısız doğu ağzından ve devamlılığın filme yedirilememesinden bıktık .

-- spoiler --
1 /