güzel şeyler

güse güse
pandemi başlayınca karaborsa olan tuvalet kağıdına ithafen yapılmış komik bir video bunlardan biriydi.

çocuk kahve almaya gitti ve hesabı cebinden çıkardığı tuvalet kağıdı rulosundan kopardığı yapraklarla ödedi.

mükemmeldi.

arka planda da money money money şarkısı çalıyor. dahice.

bu çok sembolik. yapana değil yaptırana bakıyoruz.

her şeyde allahın izlerini görmeliyiz. aramalıyız.

bakın o zaman insanlar için tuvalet kağıdı öyle değerliydi ki onunla ödeme yaptı çocuk.

herkes kendi yeteneğiyle yaptığı alışverişi ödemeli.
allahın size verdiği yetenek çok kıymetli. hazineniz. yeteneğinizin ürününü o kişi için kullanmalısınız.
o kişinin o ürüne ihtiyacı yok mu? olur. online yetenek ürünleri merkezinde, sizin onun hesabına aktarmış olduğunuz ürününüzü isteyen başka bir kişinin yetenek ürünüyle değiştirebilmeli.

ne derece anlaşılır oldu bilmiyorum ama paranın canı cehenneme. yetti insanların arasına soktuğu nifak.
herkes elliyor bir de pis zaten.
adı kalmasın, cismi batsın inşallah.

abba, money money money

polia polia
bazı gariplikler, dikkat çekici gelişmelerden sonra güzel şeyler de iyiymiş.

tüm bunlar için sözlük yazarlarının söylemek istedikleri şeyler başlığı var. ya da şeylerin konularıyla alakalı daha spesifik başlıklar.

bakalım daha ne tür yaratıcı başlıklar keşfedilecek? merakla bekliyorum.
güse güse
hayata anlam katan şeyler.

bugün bir markete girdim. kasada ödeme yaparken, sonradan ablam olacak görevli, bu ürünü almışsınız ama bu ürünün aynısı hem de daha iyi bir marka şu an indirimde dedi. artık yarısı da geçmiş aldıklarımın. onu kırmak istemedim. aldıklarımı da pahalı diye orada bıraksam gidip o yerine koyacak.
dedim ki ben zaten çok tüketiyorum bunu indirimliden de iki tane daha alayım.
o da dedi ki ben de çok tüketiyorum.
bu arada şivesi dikkatimi çekti, siz nerelisiniz dedim.

pek tabii anne babamın memleketindendi. aynı ilçe değil ama komşu ilçe.

ben de oralıyım dedim. neresinden, hangi köyden derken…karadenizli olmanın gereği olacağını düşünerek şu balıkta indirim var dedi.
ben hiç balık sevmem dedim. çok şaşırdı. ama ben balığı oldum olası sevmiyorum. ne yapayım?
ailemin memleketine ait hiçbir yöresel yemeği sevmem, şunlar hariç dedim.
sevdiklerimi de içlerine bazı şeyler katılmadan sevdiğimi söyledim.

bak dedi, o sevdiklerinden biri var akşam yemeğe bana gel.

arkadaşlar alman kasiyerle 40 yıl konuşun ve ahbap olun, 40 yılda bir kez evine çağırmaz. şu bizim gönlü geniş insanımızın yaptığını kimseler yapmaz.

bakın ben tip olarak da benzemem o taraf insanına, duyan inanamaz. kuzenlerim, kardeşim vs kimseye benzemem. anne babamı biraz andırırım hepsi bu. yani bu abla sadece benim beyanım üzerine beni davet ediyor. bir de köy adı verdim tabii, o da var.

arkadaşlar bu insanlar çok iyi insanlar. ve bu insanların haklarını yiyebilen zenginler var. atatürkçüyüz diye geçiniyorlar.

şu gönlü geniş insanın hakkını allah senin yanına koyar mı?

seni seviyorum abla, sırf senin için yine oraya geleceğim. ( bunu kendisine de ifade ettim.)
güse güse
gerçekten harika bir ülkede yaşadığımızın kanıtı şeyler.

arkadaşlar istanbula gelince hemen evime yakın bir manikürcü pedikürcü bulmam gerekti ve buldum.

bu kız dünya iyisi, tertemiz bir kalbi olan bir insan çıktı şansıma.

hayatta tesadüf yoktur. hiçbir şey rastgele olmaz.
o balıkesir'den yeni istanbul'a taşınmış ( aklı balıkesir'de kalmış) ben de almanya'dan.

kendi köpeği ve kedileri var, ayrıca sokak hayvanlarına da bakıyor.

bugün dedi ki, ne yapabilirim diye düşündüm ve bir sanal kumbara açtım. her sayfaya link bırakıyorum. insanlar mamayı beğenip alıyor, ben sokak hayvanlarına dağıtıyorum.

çıkarken dedim ki kaç lira bir mama. değişiyor dedi.
ben de hayvanları çok sevdiğim için bağış yapmak istiyorum dedim. o zaman instagramdan yapın dedi. yok dedim ben uğraşamam, sana vereceğim sen yap. çok kolay dedi, mamaları göstereyim bari dedi.
hayır dedim, sana itimat ediyorum. gönlümden kopan bir miktarı verdim.

akşam linki atmış, benim bağışımla mama almış, mamalar gelince de dağıtırken fotoğraf göndereceğim dedi.

arkadaşlar bu insan bir emekçi. bir ücra semtte oturuyor. akşam 7'ye kadar çalışıp, en az iki saat de yol gidip evine varıyor. sabah yine işe geliyor.
hayvanları insanlardan çok seviyorum, bir şeyler yapmak istedim diyor.

bu kalbin önünde diz çökülür. bu harika bir insan! ve burada bu şehirde yaşıyor.

işte kafamıza gökten taş yağmıyorsa böylelerinin yüzü suyu hürmetine yağmıyor. siz evliyayı uzaklarda aramayın. halkın içindeler. görebilmek için gönül gözü gerekiyor. hepsi bu.
güse güse
bu akşam evi su basınca binadan sorumlu mühendis ve iki işçinin gelmesi sebebiyle yaşadığım güzelliklerden biri.

ben sürekli müteahhitlere söyleniyorum.
işçiler içeri girdi. hortumu tamir etmeye uğraşıyorlar.
ben de bir yandan diyorum ki: bunlar sizin de hakkınızı yiyorlar. atatürk devrimleri sizin için yaptı. siz eğitim görün, insan gibi çalışın, insan gibi yaşayın, çocuklarınız iyi eğitim alsın diye… birileri daha zengin olsun diye değil diyorum.
almanya'da işçiler iyi maaş alır. toplumda bir insan işçi diye küçümsenmez.

(almanya'da yan komşum badanacıydı. benimle aynı lüks sitede iyi muhitte oturuyordu. profesyonel buz hokeyi oynuyordu. ve çocukları (olsa) bizimle aynı mahallede yaşayan belediye başkanının çocuklarıyla aynı okula gidecekti. )

bu arada mühendis diyor ki: "onlar anlamaz."

kardeşim insan değil mi? niye anlamayacak?

arkadaşlar işçilerin biri, tek gözü de sakattı ( kim bilir arkasında hangi garibanlık hikayesi var) yerden bezleri aldı, bana silerken yardım etmeye başladı. dedim bırak zaten yorgunsun saat kaç olmuş. elleri kireç bağlamış. ayağında bu soğukta lastik terlik.

alman işçiler yaptıkları işe göre kıyafetlerini giyerler. ve o kıyafet uyduruk değildir. eldivenleri, icabında koruyucu ayakkabıları…

bunlar iyi insanlar. bunlar eğitimsiz kaldılar, horlandılar, hakir görüldüler.

atatürk devrimlerini onlar için yaptı. bir avuç kaymak tabaka onların haklarını sömürüp, atatürkçüyüz, medeniyiz diye yalılarından hikaye paylaşsın diye değil.

bu hayatta her insan, her şeyin en iyisine layık.
kimse kimseden üstün değil. allah kalplere bakıyor. kalbinle üstünsün. paranla, eğitiminle, görünüşünle değil.

kimseye karşı önyargılı olmayın. insanca yaklaşın. kalp, beyinden kat kat akıllı. kalpten söylerseniz, kalbe gider. anlarlar.