hadis i şerif

2 /
eğitim zayiatı eğitim zayiatı
doğruluğundan şüphe duyulmayanlarından tartışılanları daha fazladır. şahsi görüşüme göre bu hadislerin tartışılanları insanı dinden soğutmaya kadar götürebilir.
farzı misal

"kadın dört şey için nikah edilir: malı, soyu, güzelliği ve dini. sen dini bütün olanı seç ki mes'ud olasın."

parası itibarı namazı niyazı ve güzelliği olan kadınla evlenilmesi tavsiye olunur. aklı fikri mantığı mantalitesi karakteri çok fazla önemli değil.
lunedor lunedor
islamiyette kuran tarafından söylenmemişleri veya çelişkide kalmış konuları yorumlarken emir ve genel kanıya vardırma kısmında kullanılan katalizör sözlerdir.
kimi hadis olmadan din olmaz der, kimi hadisler uydurma der, kimi hadisleri bilir kuran'ı bilmez kimi hadisler sadece yardımcıdır kuran ile çelişmiyorsa güzeldir çelişiyorsa tükakadır der.
velhasıl kelam bahsi geçen kutsal kitap onlarca kez tekrarlandığı gibi apaçık bir kitaptır kuran, öyle olmalıdır en azından kendi söylemlerine göre ve o kadar apaçıklık içinde hadislere ihtiyacı yoktur olmamalıdır ama varsa buradaki çelişki ihtiyaç duyan ve hadisleri işine geldiğince yücelten apaçıklığı anlayamayan kullarda mı? yoksa apaçık olduğu apaçık bir şekilde belirtilen ama aslında apaçık olmayıp anlaşılması için hadis vb yardımcılara gerek duyulan kitapta mı? yoksa kitabın yazarında mı? bilemedim.
füçır füçır
peygamber efendimizin ümmetine ışık tutacak sözleridir. lakin o kadar çok güvenilir olmayan hadis dolaşıyor ki çevrede, ayırt edebilmek için güvenilir kaynak bulmak şart. bir örnek;

"herhangi biriniz bir kadınla nişanlanmak istediğinde, imkan bulabiliyorsa (evlenmek için) ihtiyaç duyduğu yerlerine bakmaya çalışsın. ahmed3/360.ebu davud 2082. el-hakim 2/165. beyhaki 7/84."

bir kişi bunu bir hocaya "biraz daha açar mısınız?" diye sormuş. tabi hoca akıllı ve türk insanını tanıdığı için verdiği cevap şu;

"evet, bu bilgi bir hadis bilgisidir yani doğrudur. ancak bakılacak yer sadece yüzü ve elleri gibi görülebilen organlarından ibarettir. allah’a emanet olun." yani göğüs, bacak, erojen bölgeler değil. hayvanlığa gerek yok diyor.

alıntımsı;

evlenilecek bayan bakarken rasulullah(sav) demiş: herhangi biriniz bir kadınla nişanlanmak istediğinde, imkan bulabiliyorsa (evlenmek için) ihtiyaç duyduğu yerlerine bakmaya ... fetvameclisi
nizamülmülk hasansabbah ömerhayyam triosu nizamülmülk hasansabbah ömerhayyam triosu
güvenilirlik, ihtilaflı hadisler vesaire düşüncelerin kaynağı hakkında ebubekir sifil ile yapılmış bir röportajdan harika bir alıntı yapmak istiyorum. yorum ehli olmadığım için sadece alıntı.


soru: günümüzde bize ait olmayan pek çok kavram düşünce dünyamıza davet edildi, kabul gördü ve biz bu kavramlar üzerinden islamiyet'imizi, müslümanlığımızı tartışmaya başladık. birileri mesela bize dedi ki, "sünnet ve hadisler tekinsiz bir alandır, bunların naklinde işin içine beşer unsuru girmiştir. hatta sünnet ve hadisler bize diyor ki, işin içinde hadis uydurmacılığı diye bir vaka olmuş, pek çok insan pek çok gerekçeyle pek çok hadis uydurmuş ama kur'an için böyle bir şaibe yok. dolayısıyla bu tekin olmayan alanı bırakalım, bizim için net olan bize kadar gelişinde hiçbir şüphe bulunmayan kur'anı esas alalım onun üzerine bir müslümanlık inşa edelim." bu fikir nerden geldi bize?


cevap: hollandalı bir müsteşrik var sunhok artrinye... endonezya, hollanda'nın sömürgesi durumundayken orda aynı zamanda bir diplomatik bir görevi var bu zatın. orada uzun yıllar görev yaptıktan sonra kıyafet ve isim değiştirerek bir hac mevsiminde hicaz'a gitmiş bu zat, bir müslüman adı alarak haccetmiş yani. orda hacca gelen müslümanları gözetliyor ve arkadaşlarına mektuplar yazıyor,

"biz, bugüne kadar islamiyatçılar olarak hep kur'an üzerinde çalıştık, (gerçekten de çok önemli çalışmalar yapmışlar, avrupa'da kırk sene boyunca araştırma yapmış bir enstitü var, o enstitüde islam dünyası'nın muhtelif yerlerinden toplanmış kadim elli, altmış bin tane kur'an sahifesi üzerinde çalışmalar yapmışlar, farklılık bulalım da inciller gibi birbirinden farklı kur'anlar olduğunu ispat edelim diye, ama çok şükür hiçbir bulgu elde edememişler bütün metinler aynı) fakat bir sonuca varamadık, şimdi ben burda gözetliyorum müslümanları, bunlara kimlik bilinci veren başka bir şey var. mesela, hangi ülkeden, coğrafyadan gelmiş olursa olsun sokaktaki müslüman birbirini görünce aynı selamlama cümlesiyle birbirini selamlıyorlar. oysa bu kur'anda geçmez ama müslümanların ortak davranış kotları bunlar, hepsinde bu ortak kimlik var. bana sorarsanız, bu onların peygamberlerinden intikal etmiş bir gelenektir, bugüne kadar biz çalışmalarımızı kur'an üzerine yoğunlaştırarak bir anlamda boşa kürek çekmişiz.

bundan sonra biz, peygamberin geleneği üzerinde duralım." tabii onlarda sünnet kavramı yok yani; peygamberden intikal etmiş bağlayıcı din kaynağı anlamında bir sünnet kavramı yok, onlar gelenek diyor buna. dikkat edin, bu kelime de dilimize bir ıstılah olarak girdi, bir terim olarak girdi. biz şimdi "islam geleneği" diye bir şeyden bahseder olduk; geleneksel islam diyoruz, tasavvuf geleneği diyoruz, fıkıh geleneği diyoruz vs. bu kelime, o kökenden geldi ve dilimize çok rahat bir şekilde yerleşti. yani, bu kadar aciz bir durumdayız; batıdan intikal eden her şeye zayıf ve pasif durumdayız. dolayısıyla o tarihten itibaren sünnet üzerinde çalışmalar yapmaya başladılar; sünnetin uydurmalarla malül bir alan olduğunu söylediler, "çok sayıda hadis uydurulmuş, kur'ana aykırı hadisler var, ulema bunlara sahih dese bile kur'ana aykırı olduğu için bunlar zayıftır" gibi bir anlayış ve daha pek çok anlayış, ağırlıklı olarak islam dünyası'ndaki akademik camiaya
müsteşrik kaynaklı olarak girdi. şimdi biz, onların ürettiği bir tartışma zemininde yine onların ürettiği kavramlarla müslümanlık tartışması yürütüyoruz. bu, başından beri yanlış bir şey. tabi ki tartışılsın, tartışmadan korkmuyoruz ama tebarüz ettirmek istediğimiz nokta şu, müslümanlar bunu kendi kavramlarıyla yapsınlar, yapalım.

islam üzerinde konuşuyoruz ama gayri müslim bir zihin yapısıyla konuşuyoruz yani; bize ait olmayan bir dünya bu. yani, varacağımız netice başından belli; müsteşrikler bu tartışmayı başlatmamızı niye istedi ve nereye varmamızı istiyorsa biz de bugün o noktaya doğru gidiyoruz. mesela, müsteşrikler kur'anın, efendimize (asm) ait bir metin olduğunu söylüyor, "bu kur'an, muhammed'in sözüdür" diyorlar. çünkü onlarda vahiyle gelen bir metin yok, öyle bir anlayış yok. incil, hristiyanlıkta dört kişinin kaleminden çıkmış metinlerdir, esasen kutsal kitap da böyle oluşur diye düşünüyorlar, hıristiyan telakkide. dolayısıyla bize diyorlar ki, "böyle bir şey olamaz, bu kitabı muhammed yazmış olmalı." şimdi bu sözleri, müslüman olduğunu söyleyen insanlar söylemeye başladı. diyorlar ki, "bu kur'an, tamamen peygamberin sözüdür, beşeri bir metindir; dolayısıyla içinde hatalar vardır." bunu müslüman olduğunu söyleyen insanlar bu şekilde ifade etmeye başladı.


soru: "kur'anın özüne dönelim" şeklinde bir cümle var ortada. pratikte bu cümle kur'anı açıklayan ve yorumlayan hz. muhammed'in (sav) kur'andan ayrı tutulduğunu ve kur'an ayetlerinin herkesin yorumuna açık genellemeler haline getirilmesi şablonuna dökülüyor. "ebu hanife bir yorum yapmış ben de yaparım." cümlelerini duyuyoruz...


cevap: modernistlerin kur'ana dayanmaya çalışmaları sebepsiz değil. bir kere şu tesbiti ortaya koyalım; zaman zaman ben "hâziruna'" şöyle bir soru soruyorum, "bir insan, kur'an okuyarak sapıtır mı?" insanlar şaşırıyor, sonra cevabı ben veriyorum, "evet, sapıtabilir." kur'an okuyan herkes sapıtır anlamına gelmiyor bu, ama kur'an okuyan insanlar sapıtabilir. allah (cc), bakara sûresi'nin başında bir sivrisinek misali zikrediyor, "allah, bir sivrisineği ya da ondan daha ötesini misal vermekten çekinmez. kalplerinde maraz bulunanlar derler ki, allah bu sivrisineği misal vermekle neyi murad etti? allah teala, bu misalle pek çoğunu dalalete sevkeder pek çoğunu da hidayete erdirir; dalalete sevk ettikleri sadece fasıklardır." kur'an'ın böyle bir özelliği var yani; mü'minler için bir şifadır kur'an, "kur'an, zalimlerin hüsranını artırmaktan başka bir şey yapmıyor." buyruluyor.

onun için kur'an okuyan her insanın teorik olarak hidayet bulacağı anlayışı yanlış bir kabuldür. tarih içerisinde, ehli bid'at dediğimiz fırkalara baktığımızda, mu'tezile'ye baktığımızda, şi'a'ya baktığımızda vs. bunların hepsi kur'an'a dayanmıştır. istisnasız hepsinin kur'an'dan delilleri vardır; sapmalarının nedeni ise sünnetten sarfı nazar etmeleridir. biz onun için ehl-i sünnet vel cemaat diyoruz. çünkü allah'ımızın muradını bize sünnetten daha kamil biçimde ulaştıran başka bir kaynak yoktur. allah c.c bizden ne murad etmiş? bu sorunun verebileceğiniz bir tek doğru cevabı var, o da sünnettir. onun için kur'an, kendi beyanını açıklamasını sünnete havale etmiş, "biz sana bu zikri indirdik ki, ne indirdiğimizi insanlara beyan edesin." buyruluyor.
thedewil thedewil
"peygamberin söylediği sözler" gibi siktiriboktan bir tanımla biliniyor olması içlar acısı. tabi, içindekiler okunmasın diye hadisleri ortadan kaldırırlarsa olacağı bu neticede.

hadisler, hz. muhammed'in söylediği, yaptığı, yaşadığı, yazdırdığı bütün şeyleri kapsamaktadır. bunlar, kendisinin yanında, ashab olarak anılan insanların aktardığı şeylerdir. sünnet diye bildiğimiz her şey, hadisler yoluyla aktarılmıştır. küttüb-ü sittenin hemen hemen hepsi birilerinin rivayetlerinden oluşur, bunların da hemen hemen yarısı peygamber'in sözlerini aktarmaz.
prestij prestij
hadis araştırmacılığının bir ilim olduğunu, hatta hadisleri rivayet eden ve iddia edenlerin dahi hayatlarını, kişiliklerini, bununla beraber hadisi farklı kaynaklardan doğrulatacak bir ilim dalı olduğundan bihaber insanların " nasıl oluyo yeaa " diye şaşırdığı peygamber sözleridir.

sahih hadis ve sahte hadisler bu ilim dallarıyla ayrılmış teee zamanında.

ayrıca bir de kudsi hadis vardır ki, mana allah'tan lafız peygamberdendir.
just4fun just4fun
kurandaki bir çok eksikliğin doldurulduğu muhammed sözleridir. sen namazın nasıl kılınacağını, abdestin nasıl alınacağı gibi bilgileri kuranda yazmayı unutursan böyle yeni bir patch çıkarmak zorunda kalırsın tabi. ha bunların yanında islamcilar her ne kadar "sahih" olarak belirtse de yaran hadisler mevcuttur.
umursamaz ahtapot umursamaz ahtapot
hiç de bile hz. muhammed tarafından söylenmemiş sözlerdir. söylense bile kesin böyle tabulaştırılmasını istemediği söz öbekleridir. inancaksanız bari mantıklı inanın. kur'an ondan başka bir kaynağa bakmamanız gerektiğini söylüyor din konusunda, bu muhammed bile olsa yapmayın lan!
timeless one timeless one
peygamber efendimiz hz. muhammet zamanında yaşanmış olayları anlatan hikayer ve kendisine ait sözler bütünü. ayrıca ilmi de vardır. misal ben amatör olarak ilgilenmek istediğim ilimdir. böyle kendi kendime pis nefsimin işine yarayacak hadisler yazayım, insanları peşimden sürükleyeyim çok isterim. zira "hırka-i şerif nedir?" sorusuna "(haşa) allah'ın giydiği hırka" cevabı veren, başbakanı adeta ikinci bir peygamber olarak gören insanların yaşadığı bir memlekette ortaya saçtığım hadis tohumlarının hemen meyva vereceğini düşünüyorum. nasılsa kimse araştırmaz. hele hele salladığım hadisin arkasına "buhari 13,5", "tibrizi 56,7" filan yazsam hepten sorgulanmaz... sorgulanmaz sorgulanmamasına ama bütün bu işi yapan insanlardan farklı olarak ben ciddi ciddi allahtan korkuyorum lan.
2 /