hakan gülseven

latent latent
"küfür, sembolik radikalizm ve arabesk hikayeler dışında hiçbir sermayesi olmayan lümpen solcu. söylediği hiçbir şeyin altını dolduramıyor; bu kadar çok yazıp bu kadar az şey anlatan birisi daha yoktur herhalde" demişim kendisi için, başka bir zamanda başka bir yerde.

bu görüşüm saklıdır. kendisi oral çalışlar'la ilgili bir iddia ortaya atmış; doğruluğunu bilmediğimden iddia diyorum, gerçek de olabilir. ve hakan gülseven bunun üzerine, türkiye solunda ergenekon operasyonu ile başlayan yarılmanın üzerine, dahil olmadığı safa yapılan klasik eleştirileri sıralıyor: bunlar satılık kalemler, burjuvazinin sözcülüğünü yapıyorlar, bedel ödeyenlere dil uzatıyorlar vs.

bunlar ilk defa hakan gülseven'in dillendirdiği şeyler değil, o yüzden daha genel konuşmakta sakınca yok. türkiye'de darbelerin ve darbecilerin yargılanmasına, egemen sınıfın en vahşi kanadının diktatörlük girişimine aşağıdan mücadeleyle dur denmesine karşı çıkamayan solcular, uzunca bir süredir benzer bahaneler üretiyorlar. ve bu bahaneler, genellikle marksizmle bağdaşmayan, tam da burjuva toplumun yücelttiği kutsiyetlerin solda yansımaları üzerine kuruluyor.

bunlardan birincisi, bedel ödeme kavramı ve kişi kültü. devrimci bir partide örgütlenen öncü işçilere, sosyalistlere, tabi ki sınıf mücadelesinin seyri içinde egemenler bedel ödetebilirler. ancak "bedel ödemiş olmak", bir kişiyi dokunulmaz, kutsal yapmaz. bedel ödeyenlerin farklı süreçlerdeki tutumları, düşünceleri ve eylemleri tartışmaya açıktır ve onlar da eleştirilebilirler. hakan gülseven gibiler, fikirsel düzlemde yenik duruma düştüklerine karşı temelsiz "satılık kalem" argümanları geliştirebilirler; ancak birisinin dönekliği, asıl olarak sınıf mücadelesiyle ilgili politikalara bağlılığıyla ölçülür. bugün ergenekon davası'nda net bir tutum alamayanların tarihin çöplüğüne gitmeden önceki son çırpınışlarıdır bu "satılık kalem" çığlıkları.

bir de deniyor ki, kişilerin zaman içinde görüşlerinin değişmesini normal bulmak liberal bir üslupmuş. allah allah, liberalliğe kan kusan devrimciler bu kuralları nereden öğreniyorlar acaba? diyalektikle ilişkileri nedir ya da? marks'ın, lenin'in, çok sayıda analizini, teorinin tek gerçek kaynağı olan işçi mücadelesi (yani aslında hayat) yalanladığında değiştirdiklerini bilmiyor olabilirler mi?
bu başlıktaki 76 giriyi daha gör