hakan gülseven

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
thefittiriktospik
yüce insan, radikal'in en jan janlı, en halk adamı yazarı. kardeşler kıraathanesi'nin medar-ı iftarı. güldüren güldürürken düşündüren, dokunduran, nükteci insan. hoş adam. cumartesi ekinde yazar. haftanın tortusu denen kısımda da yurdumun meşhur insanlarının saçmalamalarını yazar. okunulması farz, tapılması kaçınılmaz olan adam.
şu sıralar popülerleşmeye başladığı için kendine kıl kapan yüce şahsiyet. ayreten de "büyük türk düşünürü deniz gökçe" hakkındaki yazıları her depresif anınızda okumanız gereken şey.
ahmak ı hayal
"değerli okurlar, sözüm sizedir. burada yazdığım şeylere hiç bakmayın, vallahi aslında her şeyi anlıyorum. lakin gerçek hayatta çözemediğim konu şu: bizim zamanımızda gözaltı süresi 15 gündü. muamelesi, ekstrası deseniz, 'kompile'ydi. yine de ortama itiraz eden bulunur, 15 günü layıkıyla değerlendiren pek çok genç çıkardı. şimdi gözaltı süresi '1' gece. hani, ortada örnek yok deseniz, şu sıralar fransa'da sokağa dökülmeyeni eşek diye damgalıyorlar. 'halkı isyana teşvik'ten yargılanmak istemem ama teşvik de etmek isterim. bildiğiniz sıradan bir çelişki bu. yine de kendimi tutamayıp söylemek istiyorum: gençler, ortama biraz fransız olsanıza!.. "

radikal cumartesi de bu yazıyı yazabilmiş gazetecidir kendisi. iktidar yalakası değil, "gazetecidir".
ağır hasarlı
şu aralar yazılarını okumaktan en çok keyif aldığım sertliğini nüktedanlığı ile güzelleştiren köşe yazarıdır red dergisinde.konuyu uzatmaz,abartmaz,sizi boğmaz.

sayı 16, ocak 2008-1

köşesinden bir alıntı:

....amerika'ya yani dünyanın gördüğü en haysiyetsiz, en hıyar ve en eli kanlı devlet başkanlarından biri olan bush'un ayağına kadar gidip icazet almadan evvel, tek bir hamle yapamadın.peki amerika'ya bir sürü taviz vermedin, misler gibi gidip misler gibi geldin de, bu iş nasıl oldu?daha düne kadar, askerlerinin kafasına çuval geçiren bush, muhtemelen yine bisikletten düştü, kafasını kaldırıma vurdu, seni desteklemeye başladı!geri dönüp insaniyet sahibi israillilerden casus uçaklarını istedin, onlar da havva anamızın yüzü suyu hürmetine, hava kuvvetlerini yollayıverdi.tavizsiz başlattın, öyle mi?bu senaryoya inanmamızı mı bekliyorsun?....
maggid
red'de yazdığı bir terörist in insan yüzü başlıklı yazısını okuyunca insanın kendini, kim terörist kim terörist değil diyerek sorgulamasını sağlayan yazardır. işte öyle bir anlatıyor ki okan ünsal'ı... devlete göre "maoist komünist parti lideri olan terörist", ona göre "iyi yürekli, yüce gönüllü, can bir dost"... yazıyı okuyup bitirince biz de aynı hakan gülseven gibi düşünüyoruz. " depremlerde gördük. bu devletin 'yaşatma' diye bir kudreti yok;tüm bir kudreti öldürmek üzerine kurulu." yazı haziran 2007 red'inden, şiddetle tavsiye edilir...
ahmak ı hayal
hakan gülseven bir anda ortaya çıkıp kalıpların içine sıkıştırılmış bir solcu tanımı yapmıyor. hakan gülseven in söylemeye çalıştığı bu ülkenin sol kanaat önderi gibi görülen adamlarının, şu anda oldukları yere gelirken solu fikren ve pratik olarak nasıl çiğneyip tükürdükleri. zamanın iş birlikçisi şimdi çıkıp insanlara sol öğretiyor. adamın rahatsızlık duyduğu bu.
latent
"küfür, sembolik radikalizm ve arabesk hikayeler dışında hiçbir sermayesi olmayan lümpen solcu. söylediği hiçbir şeyin altını dolduramıyor; bu kadar çok yazıp bu kadar az şey anlatan birisi daha yoktur herhalde" demişim kendisi için, başka bir zamanda başka bir yerde.

bu görüşüm saklıdır. kendisi oral çalışlar'la ilgili bir iddia ortaya atmış; doğruluğunu bilmediğimden iddia diyorum, gerçek de olabilir. ve hakan gülseven bunun üzerine, türkiye solunda ergenekon operasyonu ile başlayan yarılmanın üzerine, dahil olmadığı safa yapılan klasik eleştirileri sıralıyor: bunlar satılık kalemler, burjuvazinin sözcülüğünü yapıyorlar, bedel ödeyenlere dil uzatıyorlar vs.

bunlar ilk defa hakan gülseven'in dillendirdiği şeyler değil, o yüzden daha genel konuşmakta sakınca yok. türkiye'de darbelerin ve darbecilerin yargılanmasına, egemen sınıfın en vahşi kanadının diktatörlük girişimine aşağıdan mücadeleyle dur denmesine karşı çıkamayan solcular, uzunca bir süredir benzer bahaneler üretiyorlar. ve bu bahaneler, genellikle marksizmle bağdaşmayan, tam da burjuva toplumun yücelttiği kutsiyetlerin solda yansımaları üzerine kuruluyor.

bunlardan birincisi, bedel ödeme kavramı ve kişi kültü. devrimci bir partide örgütlenen öncü işçilere, sosyalistlere, tabi ki sınıf mücadelesinin seyri içinde egemenler bedel ödetebilirler. ancak "bedel ödemiş olmak", bir kişiyi dokunulmaz, kutsal yapmaz. bedel ödeyenlerin farklı süreçlerdeki tutumları, düşünceleri ve eylemleri tartışmaya açıktır ve onlar da eleştirilebilirler. hakan gülseven gibiler, fikirsel düzlemde yenik duruma düştüklerine karşı temelsiz "satılık kalem" argümanları geliştirebilirler; ancak birisinin dönekliği, asıl olarak sınıf mücadelesiyle ilgili politikalara bağlılığıyla ölçülür. bugün ergenekon davası'nda net bir tutum alamayanların tarihin çöplüğüne gitmeden önceki son çırpınışlarıdır bu "satılık kalem" çığlıkları.

bir de deniyor ki, kişilerin zaman içinde görüşlerinin değişmesini normal bulmak liberal bir üslupmuş. allah allah, liberalliğe kan kusan devrimciler bu kuralları nereden öğreniyorlar acaba? diyalektikle ilişkileri nedir ya da? marks'ın, lenin'in, çok sayıda analizini, teorinin tek gerçek kaynağı olan işçi mücadelesi (yani aslında hayat) yalanladığında değiştirdiklerini bilmiyor olabilirler mi?
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın