hakikat

1 /
karahisari karahisari
bir şeyin, o şey olmasına sebep olan şeydir.
şöyle ki;
mesela şeker. şekerin hakikati tadıdır, ne beyaz olması ne toz ne de küp olması.
gelmir tasartir gelmir tasartir
siz kendinizce manalı açıklamalar yaparken debelenip yinet,örselenen zamanlardır.
vardır,oradadır,kimse görememiştir.
özetle sadece sizin bildiğiniz yanılsama,aynadaki yalancı ikizinizdir....
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
sezai karakoç'tan bir alıntı ile:

biz inkar eder, inkarı severiz;
bayram hediyenizi iade ederiz
biz mahcup ve onurlu çocuklarız
başımızı kaldırıp bir bakmayız
siz rüyalarınızda yaşayıp durursunuz
siz güvercinleri gözlerinden vurursunuz
siz ekmeğin hamurunu, aşkın hamurunu samandan yoğurursunuz
siz rüyalarınızda yaşayıp durursunuz..
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
nesnel bir hakikat var mıdır? başka bir söyleyişle, insan tasavvurundan , özneden bağımsız olan, ne insana ne insanlığa bağımlı olan bir içerik var mıdır? var ise, o halde nesnel hakikati ifade eden insan tasavvurları, bu hakikati, hepsini birden koşulsuz, mutlak ya da sadece yaklaşık olarak göreli biçimde ifade edebilirler mi? bu ikinci soru, mutlak hakikat ile göreli hakikat arasındaki ilişki sorusudur.

nesnel hakikatin varlığı reddedilmeden, mutlak hakikat reddedilemez.

der, komşu kızı lenin.
ben olan ben ben olan ben
hakikat'in öğüdü

önümde bir kitabe-i hakikat,
dedi: "önce gözlerini kapat,
tüm sıkıntını al ve uzaklara at!
ya da bırak dereye,
götürsün envai çeşit yere,
uzaklara çok uzaklara
senden bihaber insanlara!"

bir nefes duyumsadım ensemde,
vücudumu kapladı bir üşüme,
"dur!" dedi nefes "titreme!"

gerçekleri çarptı bir bir yüzüme;
envai şeysin sen bu evrende,
aslında tek bir noktasın kendi bilincinde,
uyan artık uyan rüyandan,
tüm dogmaları at şu boş kafandan.

işte hakikat gözünün önünde,
en derinde tam kalbinde,
fark edemediysen hala,
yakar ağlayarak allah'a.

cevap gelmiyor sanma sakın,
cevap akıyor kalbine akın akın,
her birşeyi anlıyorsun biliyorsun,
fark etmesen de doğru zamanı bekliyorsun.

zaman gelip çattığında,
gözünden yaşlar damladığında,
kalbinde bir pıtırtı bir heyecan,
diyeceksin "ey gönlüm artık aydınlan!"

bir nur inecek yavaşça başına,
sadece başına değil hem de gözüne kaşına,
kalbin nurla dolacak,
vücudun ahım şahım parlayacak.

görenler şaşkın, vefalı, haset,
ama sen sus ve şunlara dikkat et;
mutlaka anlayacaklar seni bir gün,
o gün belki yarın belki bugün.

anlaşıldığında gelecek barış, huzur,
açılacak bir bir en derin şuur,
o zaman can ile canan kavuşur,
tüm insanlık tek bir noktada buluşur.

yine döndük mü noktaya,
kulağına küpe olsun unutma ha,
herşey tek noktada başlar,
bazen savaşlar bazen aşklar.

ve her şey tek noktadır özde,
bundan sonrası sadece sözde,
o noktayı idrak ettiğinde,
sen artık dönüşürsün evrene!

efe elmas
1 /