hanif

1 /
earendill earendill
kuran'da "mümin", "müslüman" gibi anlamlarda kullanılan terimleşmiş kelimelerden biri. birebir karşılığı bilinmese de özellikle hz. i̇brahim ile ilgili ayetlerde ve hemen hemen her zaman aynı bağlamda kullanılmasıyla dikkat çeken bir terimdir. bu bağlam hz. i̇brahim'in putlara ve doğal güçlere tapınmanın anlamsızlığına ve allah'ın varlığına vahiy yoluyla değil, akıl yoluyla ve zaman içerisinde kendi kendine ulaşmış olmasıdır. diğer bir deyişle hz. i̇brahim'in peygamberliği diğer peygamberlerden farklıdır.
i̇lgili ayetlerde anlatıldığı kadarıyla hz. i̇brahim hayatının ilk devrelerinde putperest-doğa tapınıcı inanışlara eğilim göstermiştir. fakat sırasıyla, yıldızlara, ay'a ve güneşe tapındığı bu dönemin sonunda bu varlıkların kendilerine ait bir iradelerinin olmadığını, onları aşan yasalar doğrultusunda, sadece kurulu birer nesne olarak sabit biçimde işledikleri gerçeğini hissetmiştir. zihni böylece berraklığa kavuşan ve döneminin putperest inanışlarından tamamen uzaklaşan i̇brahim aleyhisselam, nesnelere tapınmaktan ve onlardan medet ummaktan tamamen vazgeçmiş, doğanın ötesinde ve onu yaratan, ve kendisi doğanın bir parçası olmayan, doğada benzeri bulunmayan bir kudretin varolması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. i̇şte kuran'da "hanif" olmak olarak adlandırılan durum budur. hz. i̇brahim işte bu süreçten sonra batıl inanışlarının tümünden vazgeçip "yüzünü bir hanif olarak yaratıcısına dönmüş"tür ve işte ancak ondan sonra, yani hazır olduğunda artık hz. i̇brahim'e bildiğimiz tür vahiylerden inmeye başlamıştır.
kuran'da ayrıca hz. i̇brahim'in önceleri doğaya tapınmasının da, neyin yanlış olduğunu yaşayıp tamamen idrak etmesi için gene allah'ın onun dikkatini bir olgunlaştırma süreci olarak doğaya çekmesiyle başladığı, yani fiili bir vahiy olduğu da ima edilir, (zaten kuran'ın bir çok yerinde doğadaki sabit döngülerde oluşan düzenlilikten de "ibret alanlar için allah'ın ayetleri" olarak bahsedilir.)
hanif kelimesi kuran'da toplam 12 yerde kullanılmaktadır ve yanlış hatırlamıyorsam bunların 9 tanesi hz. i̇brahim'in akıl yoluyla gerçeğe varmasından bahseden bu bağlamdaki ayetlerdir. hz. i̇brahim ile ilgili olmayan başka ayetlerde de gene "allah'a ortak koşmayan" gibi benzer bağlamlarda kullanılmaktadır.
kıkırdak kıkırdak
türk kadınları,türk erkekleri ile ilgili hemen hemen her başlıkta uzunca yazılarını görebileceğimiz pek bi ısındığım 7. nesil yazar.
bak hakkıcım bak hakkıcım
diş macunuyla bi ilgisi var mı bilmiyorum; ama beynini din macunuyla doldurmuş o belli.
toplumsal ilişkileri incelemeye kalkışmış, ama bunu yaparken toplumun ekonomik arka planını sürekli esgeçiyor, insanlar safi dinlerine göre hareket ediyormuş sanıyor. ama herkes senin gibi değil bunu bi belirteyim de.
öte yandan, materyalizm yazmayı bilmiyor, bilmediği gibi materyalizmi sanki belli normları olan bir inançmışçasına aşağılamaya çalışıyor, bir entrysinde emperyalizmi yererken, bir entrysinde ab'ye giremediğinden yakınıyor.
garip bir yazar.
wulfgar wulfgar
arkadaşın algı mekanizmasının aşırı derecede zayıf olduğuna ve belli paradigmalar tarafından atgözlüğü tekniğiyle yönetildiğine inanıyorum. üzülüyorum ben şahsen girilerini gördükçe. insan okumalı, öğrenmeli ama edindiği tüm bilgileri beynindeki süzgeçten geçirmeli, düşünmeli üzerinde. kendisi şu son kısımda zorlanıyor gibi.

en basitinden bi' tasarımcısının insan olduğunu inkar eden biyorobot şeklinde, karşılaştırma üzerine kurulu süper saçma bi' girisi var ki, insanın ilk okuyuşta bile tonla mantıksızlık bulmaması imkansız.

öte yandan, arada, nadiren, sağlam tespitlerini de görüyorum ve acaba bu hesabı iki kişi mi kullanıyor diyorum.
tabirimcaiz tabirimcaiz
ateistlere özgürlük ona buna özgürlük nidaları atanların bu yazarı da fazla eleştirme hakları olduğuna inanmıyorum. kendi ideolojisini güzel yansıttığını düşünüyorum.
wulfgar wulfgar
ateistlere özgürlük falan diye bağıranların eleştirmesi, bazı insanlar tarafından anlaşılmayan yazarmış.

açalım o halde; ateist yazarlar defolsun demek, eleştiri değildir. bağnazlıktır, tahammülsüzlüktür, terbiyesizliktir, hadsizliktir.

fakat giri gösterip de giride yazılanları eleştirmek, eleştiridir ve hiç bi' şekilde "engellenemez". sonuç olarak "bu yazar gitsin, yazmasın" demiyoruz, lakin yazılanları eleştirme hakkımız da var.

yine algı sorunu giriyor gündemimize burada. yazılanları tam algılayamayan ve üzerine kavram karmaşasında boğulup, eleştiri ve tahammülsüzlüğü aynı kefeye koyup işi iyice içinden çıkılmaz hale getirenlere selam olsun.
bak hakkıcım bak hakkıcım
bazı entrylerine bakarak sözlüğün malum beyi olmaya aday olduğunu düşündüğüm, bazı entrylerinden de ulan hakkaten adam haklı beyler dediğim yazar. satranç hakkındaki fikirleri son derece ilginç ve haklı yorumlar getirmiş; ama konu siyaset ve din olunca saçmalayabiliyor. hoş, entrylerini okuduğunuz zaman kendi içinde tutarlı olabiliyor; ama ne yazık ki gerçek hayatla uzaktan yakından alakası yok çoğunun. kendi içinde tutarlı benimle karşıt fikirde olan adamlarla tartışmayı severim, sırf bu yüzden toplasan 6 a4 boyutuna ulaşabilecek cinsten mesajlar attım kendisine, ya yarım yamalak cevaplar verdi, ya da bi yerden sonra sustu ve hiç cevap vermedi, sanırım ya tartışmayı sevmiyor, ya da savunduğu şeyi tartışacak kadar destekli bilgisi yok. cevab veremedi demek istemezdim; ama cevab veremedi malesef.
1 /