harry brown

velettimaminoldum velettimaminoldum
çok hareketli bir film bekleyenler ya da inanılmaz iyi bir film bekleyenler için hayal kırıklığı olacaktır. bu nedenle mükemmel değil ama güzel bir film izleme düşüncesiyle başına oturmak lazımdır.

ingiltere'nin mahallelerinin birinde alt geçitleri kendilerine mesken tutmuş olan, yerel halka sürekli zarar veren, uyuşturucu, adam yaralama, saldırma, hırsızlık gibi şeylerin üzerine kurulu bir gençlik çetesinin hikayesinin yaşlı bir adamla michael caine ile kesişmesini konu alıyor.

özellikle gençlerdeki yozlaşmayı, uyuşturucu batağını, devlete karşı olan tavırlarını, çok gerçekçi birbiçimde ortaya koyan bir film olmuş. yaşlı kurdun iyi performansı da izlenmeye değer.
chemist chemist
caine ustanın çok güzel oynadığı filmdir. bu tarz genç nesillere nasıl davranılması gerektiği açıkca gösterilmiştir ve çok da haklıdırlar. böyle bir gençliği telkinlerle veya hapse atmakla düzeltemezsiniz. eğer elinizde otomatik portakal'daki gibi bir yöntem yok ise, sorunu kökten çözen yöntem bu filmde anlatılandır.

filmin sonunda caine ustadan çok güzel bir söz karşımıza çıkmıştır.

- burası kuzey i̇rlanda değil harry.
+ hayır, değil. oradaki insanlar, bir amaç için savaşıyordu. bir dava uğruna. dışarıdakilere göre ise, bu sadece bir eğlence.
samankagit samankagit
belli bir mesajı olan ve onu açıkça izleyen kişiye aktarabilen bir film,özellikle bazı karakterleri gayet başarılı buldum(tabancasıyla meth icen sayko) ama newsroom dizisinde de oynayan kadina niyeyse bir türlü ısınamadım
uykulu uykulu
michael caine ustanın döktürdüğü güzel bir daniel barber filmi. filmin birçok kez vurgulayarak verdiği mesaj ise hukuki anlamda verilen hakların, suçlular tarafından nasıl çıkarları doğrultusunda kullanabildiğidir. bir diğer mesaj da kokuşmuş bir sistemde başarı sahiplenir, gerçeklerle kimse uğraşmaz.
rki rki
yavaş başlayan, yavaş ilerleyen, hızlı sona eren bir adet 2009 yapımı daniel barber filmi. aynı zamanda kendisinin ilk uzun soluklu filmi.

açıkcası filme başrolleri görüp büyük bir merakla girdim. filmin konusunu okumadım sadece ingiliz suç dramı olduğunu biliyordum. e insan haliyle michael caine'in bir suç filminde dedektiflik dışında başrolde ne yapacağını merak ediyor. ustayı çok zorlamamak adına olsa gerek film başlarda çok can sıkıcı bir şekilde yavaş. emily mortimer'in o ağır, itici ingiliz aksanını ve berbat ses tonunu sevmesem de oyunculuğunu severim. david bradley'in de karakteri ölmeden(ups spoiler!) argus filch olduğunu anladım. liam cunningham'ı ise film bitene kadar jean reno sandım. film bitip de cast geçince jean reno'yu göremeyip game of thrones'taki mal herif olduğunu anladım. game of thrones'un amsalak şövalyesi iain glen ise filmde çok anlamı olmasa da kadroyu güçlendirici bir unsur. ama filmin bana göre esas hediyesi kalbur üstü oyunculuğuyla sean harris.

yukarıdaki paragrafta bahsettiğim üzere filmin efsane denemeyecek ama güçlü denebilecek bir kadrosu var. bu kadroyu göz önünde bulundurunca film biraz hayal kırıklığı. ama bunda büyük suç aşırı tahmin edilebilir bir senaryo yazan gary young'ta. filmdeki her şey ama her şey tahmin ettiğim gibi oldu. o yüzden bitince tıslayarak bir adet "amınıza koyim" dedim. tabii liam cunningham'ı jean reno sanmamın filmin sonunu tahmin etmemde büyük yararı oldu ama olsun. koskoca jean reno'yu boşuna oynatmazlar lan sonunda her şey buna bağlanacak dedim durdum. böylelikle filmin son şaşırtma taktiği de bana sökmemiş oldu. harbiden benziyorlarmış ya.

filmde verilen mesajları çok önemli bulmadığım için üzerinde durma gereği duymuyorum sıradan mesajlardı bana göre. özetle vasat bir ingiliz suç draması olmuş, o kadro benim elimde olsa çok daha iyisini çekeceğime inanıyorum. i̇ngilizler bence suç draması çekmeyi bırakıp daha iyi yaptıkları suç komedisine yoğunlaşmalılar.*****