haruki murakami

1 /
deadsoul deadsoul
haruki murakami, 1949'da kobe'de doğdu. vaseda üniversitesi'nde klasik drama eğitimi gördü. ilk romanı "kaze no oto vo kike", 1979'da yayımlandı. ardından "gunzou edebiyat ödülü"nü aldı. japonya'nın en önemli ve popüler olan yazarlarından biri olan murakami'nin eserleri 26 dile çevrildi. ancak 15'e yakın romanından* yalnızca üç tanesi türkçeye çevrildi. okudukça, kendinizi baş karakterin yerine koymaktan, onu yaşamaktan alıkoyamacağınız türden romanların yazarıdır kendisi.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
pek güzel yazmış amcamız. daha birkaç kitabını okudum ama tadı damağımda kaldı. sanırım kendime takıntı edinecek bir başka yazar buldum, iyi oldu. her akşam uyumadan önce bir saat murakami, sonrası hayal gücünüze kalmış!..

bir de söylemeden geçemeyeceğim: bu amca bana fena halde j d salinger'i hatırlatıyor.
tequto tequto
ya alkolik, ya da tekel bayisi olduğunu tahmin ettiğim yazar. karakterlerine bu kadar çok alkol içirmesinin başka nedenini bulamıyorum.
abcds abcds
her tarafta karşıma çıkmış olan yazar. en sonunda dayanamadım ve sahilde kafka'yı aldım. uzun süredir, kitap bakımından böyle bir hayal kırıklığı yaşamamıştım. tam olarak 651 sayfalık bir hüsran. i̇mkansızın şarkısı kitabı filme alınmış. zaten ön yargılı bir başlangıç yapmıştım filme, boşu boşuna yapmamışım. uzun süredir bana böyle bir hüsran yaratan film de olmamıştı. daha ne diyeyim. teşekkürler haruki murakami!
kedidili kedidili
sahilde kafka'da "sorumluluk rüyalarda başlar..." der. daha bir şey demesin, lütfen demesin... her okuduğum romanına ayrı değer verdiğim yazar. tanıştığımız günü dün gibi hatırlıyorum seninle.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
murakami hakkında birkaç not:

*eşi ile imkansızın şarkısı'nda anlattığı üniversite günlerinde tanışmış. burda altını çizmek gerek, imkansızın şarkısı'nda murakami'nin gençlik hatıralarından izler bulmak mümkün amma velakin bu roman, otobiyografik roman değil. en azından murakami böyle söylüyor!

*zamanında tokyo'da caz bar işletmiş. shinjuku'yu ve dahi tokyo'nun gece hayatını bu kadar iyi bilmesi ve anlatması biraz da bundan. ayrıca kitaplarının bu kadar alkol yüklü olmasını da buna bağlamak mümkün.

*her ne kadar kitaplarında japon aile arabalarını övse de üstadın porsche'si var.

*en sevdiği kitaplardan bazıları: the great gatsby -hatta çevirisini bile yapmış!-, çavdar tarlasında çocuklar ve karamazov kardeşler.

*74'ten beri kedisiz yapamıyormuş. dünya'nın neresine giderse gitsin hep bir kedi edinmiş. edgar allan poe gibi kedilerinden ilham aldığını söylesek çok da yanılmış olmayız sanırım.



uzun lafın kısası murakami, nev'i şahsına münhasır bir isim ve bu adamın yazdıklarını okumak her zaman büyük bir zevk.
hobbitt hobbitt
imkansızın şarkısı adlı kitabı gerçekten de fitzgerald ve salinger'dan derin izler taşıyor. çok uzun süredir beni böylesine çarpan sarsan bir kitap okumamıştım. zemberekkuşu'nun güncesi'de sırada bekliyor.

----------spoiler------------
imsaknsızın şarkısı 68-69-70 yıllarında tokyo'da geçiyor. genel olarak karakterlerde anlatılan ruhsal durum hep mutsuzluk üzerine. sanki 68in iyimser havası japonya'ya kadar ulaşmamış. bence gerçekten de böyle olmuştur ve bunun sebebi de heralde 2. dünya savaşı'nda en derin yarayı alan ülke olmalarıdır diye düşününüyorum. zaten midori'nin ailesindeki herkesin ağır kanserlerden ölmesinin sebebi de bu bence.
------
1 /