haruki murakami

2 /
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
"ben kendimi sanatçı olarak görmüyorum. ben sadece yazmayı becerebilen biriyim".

murakami, özellikle son zamanlarda 1q84 nedeniyle verdiği röportajlarda bunu söylüyor sık sık. bir de neden ve nasıl dünya'nın dört bir yanında bu kadar ünlü hale geldiğini anlamadığının altını çiziyor. öyle bir adamdan söz ediyoruz ki, norwegian wood'dan sonra -ki bu kitap, sadece japonya'da üç milyondan fazla satıyor, özel hayatı kalmadığı gerekçesiyle japonya'yı terk ediyor ve uzun süre de geri dönmüyor.

bugün 63 yaşında olan murakami'nin hayatı temel olarak ikiye ayrılmış durumda: sabahın dördünce uyanıyor, öğleye kadar yazıyor ve öğleden sonra da koşuyor. murakami, roman yazmak ile maraton koşmak arasında büyük bir benzerlik olduğunu söylüyor -özellikle üçleme olarak yazılan ama ingilizce tek kitap olarak basılan 1q84'un bin sayfalık bir okuma olduğunu söylersek ustanın ne demek istediği daha da anlam kazanır.

murakami, kırk yıldan uzun süredir yoko takahashi ile evli. üniversitede tanışıyorlar ve o günden beri birlikteler. yoko, murakami'nin arkasındaki güç. hem murakami'nin yazdıklarını ilk okuyan kişi hem de murakami'nin bir nev'i muhasebecisi zira murakami kendisi şu anda ne kadar parası olduğunu bilmiyor -fakir olmadığını biliyor olsa gerek zira porche'a biniyor.

murakami aslında hiç yazar olmayı düşünmemiş. bilindiği üzere murakami yirmili yaşlarının sonunda, tokyo'da bir caz bar işletiyor ve bu caz barın adı peter cat -murakami tam bir kedi hastası ve barın adı da murakami'nin o zamanki kedisinin adından geliyor. 1978'de bir anda yazmaya karar veriyor ve o gün murakami efsanesinin başlangıcı oluyor. yine de bir süre murakami caz barını kapatmıyor zira ekmeğini ordan çıkarıyor. gün gelip de çok meşhur olunca kaçmak zorunda hissediyor kendini ve japonya'dan uzaklaşıyor.

şu anda murakami'nin kedisi yokmuş ama bu durumun uzun süre böyle devam etmeyeceği açık zira 1974'ten beri kedisiz yapamıyor murakami.


ınterview: haruki murakami starting point ... a tokyo traffic jam inspired murakami's latest novel. photo: snapper media haruki murakami's new novel, 1q84, is 1000 pages long... smh
karbonel karbonel
insanın yalnızlığını ve bir başkasına duyduğu ihtiyacı anlatan yazar. sıradan görünen insanların rutin ve yalnız hayatlarına konuşan kediler (kafka on the shore), kaybolan filler (the elephant vanishes), bulunması gereken tek ve özel bir koyun ( a wild sheep chase), esir tutulan bir gölge (hard-boiled wonderland the end of the world) eşlik eder. sıradan olanı sıradışı anlatmasıyla ve aforizmalarıyla okudukça okuma isteği uyandırır.
ozanudazai ozanudazai
bugün bana dolaylı da olsa zamanın ne çabuk geçtiğini (bir kez daha) fark ettiren yazar. sahilde kafka'yı aldım. ve sonra farkettimki en son bi murakami kitabı okuyalı 4 sene olmuş. vay anasını dedim zaman en çabuk geçiyor ( bir kez daha). oysa dün gibi aklımda zemberekkuşu'nun güncesinde kaybolmuşluğum.
kesyapistirmikelanj kesyapistirmikelanj
askerde bir arkadaşım vardı. hacettepe gıdadan mezun olmuş sayısal kafası var ama dilsel zeka açısından gördüğüm en yetenekli insandı. üniversiteden mezun olmuş ama yanlış tercihle gittiği içn ikinci kez üniversiteye girmek için ders çalışırdı.

bu kez japon dili ve edebiyatı okumak için çünkü japon kültürüne karşı yoğun bir ilgisi vardı. murakami'nin adını ilk ondan duymuştum. tavsiye ettiği kitapları uzun süre bakma fırsatı bulamadım ama sonunda toplu halde e-book şeklinde buldum ve sırayla okuyorum.

bugünlerde yüksek doz murakami alıyorum ve çok güzel lan. bu adamın bir estetik kaygısı var, klas adam, müzik, yemek üzerine epey bir zevk sahibi okurken bunu anlayabiliyorsunuz.

mekan işletiyormuş zaten barı varmış. filme de çevrilmiş kitapları güzel, ama doğu kültüründen kopuk gibi yani çekik gözlü insanların amerikanvari yaşamı gibi.

murakami'nin bu tavrını türkiye'deki orhan pamuk'a benzetenler var bence doğru tespit. batı değerlerini kendisine uygun görüyor zaten uzun yıllar amerika'da yaşamış murakami. ayağını epey kesmiş japonya'dan.

murakami güzel bir abimiz özetle.
karbonel karbonel
kitaplarının okuruna yaşattığı ortak özellikler:
1)kişiyi bulunduğu dünyadan çekip çıkarmak
2)zamanı ve mekânı unutturup paralel evrenlere götürmek
3) mutlaka ama mutlaka acıkmasını sağlamak (sürekli sandviç ya da makarna hazırlayan karakterleri sağolsun)
4) mutlaka bira içmeyi, çoğunlukla kahve içmeyi istetmek
5) tatlı ve tuhaf bir huzur bırakmak
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
geçen cumartesi hawaii üniversitesi "post-modern edebiyata katkıları" vesilesi ile murakami'ye fahri doktora vermiş, kutlu olsun.

tam da kendisinden beklenen şekilde fahri doktorasını alırken murkami konuşma yapmamış. ilginç bir muharrir olduğu kadar ilginç bir insan murakami. bir kere daha görmüş olduk böylece.



murakami receives doctorate in hawaii | the japan times renowned novelist haruki murakami received an honorary doctorate from the university of hawaii, manoa, on saturday, at a honolulu graduation ceremo... japantimes
nedesembos nedesembos
okumayı düşündüğüm ama bu yılki nobel bahislerinde oranının çok düşük olduğunu öğrenince bütün hevesim kaçtı.
o ne böyle 1' e 1o! ben risk almayı seven biriyim.
lain lain
genelde sürekli aynı temaları kullanması nedeniyle eleştirilen yazar (kediler, gizli geçit, paralel dünyalar, kulaklar vs.)
yazarımızın 4 kitabını okudum şu an en son kitabını okumaktayım. genel olarak okurken tam 'hadi arkadaşım bi yere bağla artık' dediğiniz noktada hikayede bir 'twist' olur ve siz daha ne olduğunu anlamadan kitabı yarılarsınız. kesinlikle herkese göre olduğunu düşünmediğim bir yazar; bazıları çok sıkıcı bulur bazıları hep kendinden bir pay çıkarır. murakami'yi okumak istiyorsanız bence ilk önce imkansızlığın şarkısı ile başlanmamalı, kafka sahilde veya zemberek kuşu'nun güncesi ile başlamalarını öneririm, kendi tarzını daha çok yansıtıyor.

-alakasız bilgi;
imkansızlığın şarkısı, watanabe'yi canlandıran kenichi matsuyama için izlenmiştir neredeyse. dikkat edilmesi gereken bir aktör, allah sahibine bağışlasın. ayrıca death note'da l karakterini canlandırmıştır, candır.
lea lea
tasvir ettiği mekanlar çok güzel, kafamızda canlandırtıyor. hayal dünyası geniş bir yazar. ancak karakterlerdeki aşırı amerika özentiliğinin amacını anlayamadım.
tequto tequto
kendisinin nobel edebiyat ödülü alması pek mümkün değil. böylesi popüler ve de okunan bir yazarın nobel ödülü alması normal dışı. gelmiş zaten 60 küsür yaşına. çorba da kaynıyor. ne etsin nobel'i falan.
benaslindabendegilim benaslindabendegilim
hayal gücünün sınırlarını zorlayan farklı bir yazar , haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu adlı kitabında ormanı tasvir ederken ve ormanı çevreleyen duvardan bahsederken anlatım gücüyle sizi de o ormanın içine hapseder, insan bilincinin hayalperest ve gerçekçi yönünü kıyaslar ve hangisini seçeceğine okuyucu karar verir , mutlaka okunması gereken bir yazar değildir , her okuyucuya hitap edebilecek bir yazar da değildir , nasıl bir yazar olduğunu okuduğunuzda anlarsınız...
2 /