hasan celal güzel

1 /
malina malina
radikal de yazdığının farkında değildir. medyadaki lalelerin kullandığı alakasız yerleri 'bold' yazma işini radikal de yapan tek kişidir, bence radikal gibi bir gazetede kendisine köşe verilmesinin tek sebebi aydın doğan dır, ya tanıdıktır ya da gazeteyi biraz yumuşatmak istemiştir. her yazısı ayrı bir saçmalıktır, okumamak gerekir (zaman kaybı). bir ara bıkıp usanmadan radikal'in sitesinde kendisine defalarca 1 puan veriyordum belki düşük puanından dolayı atarlar diye ama olmadı.
ksanikse ksanikse
türk silahlı kuvvetleri'ne açık mektup yazarak,komutanları darbe yapmamaları konusunda uyaran,kafayı cumhurbaşkanının güleryüzlülüğüne takmış yazar.

açık mektup:

"komutanlara uyarı: askerî müdahale türkiye'yi böler
hasan celal güzel

sayın komutanlar,

ben son yarım yüzyıldaki siyasî olayları ve askerî müdahaleleri yakından yaşamış, türk tarihini derinliğine araştırmış, türk ve dünya siyasetini iyi tahlil edebilen, türkiye'nin naçizane en tecrübeli devlet adamlarından biriyim.
bu açık mektubu, sizi uyarmak için kaleme alıyorum ve tarihe not düşüyorum.
türk milleti, ordu-millet'tir; askerini sever ve başının üzerinde taşır. bizim için asker ocağı peygamber ocağıdır; mukaddes, mübarek ve muazzezdir.

türk tarihi'ne bakınız. ordunun milletin emrinde olduğu zaman türkler ileriye gitmiş; askerin siyasete karıştığı zaman gerilemişlerdir. yeniçeri isyanlarına, ittihatçılar'ın askeri politikaya karıştırmasına ve 1960'tan bu yana devam eden askerî müdahalelere bakınız. her yeniçeri isyanında osmanlı duraklamış, gerilemiş ve toprak kaybetmiştir. ittihatçılar'ın balkan savaşları hezimetinin sebebi, askerin politikaya müdahalesidir. i. dünya savaşı'nda türkiye'yi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan, bu sözde 'vatan kurtarıcı' asker politikacılardır.

her fırsatta bağlılığınızı bildirdiğiniz büyük atatürk, askerin politikaya müdahalesine açıkça karşı çıktığı halde, son 47 yıllık dönemde demokratik rejim defaatle kesintiye uğratılmış ve anayasalar ihlâl edilmiştir. her askerî müdahaleden sonra, türkiye'nin medenî demokratik dünya ile bağları kopmuş ve ülkemiz geriye gitmiştir. türkiye'yi gelişmiş demokratik dünyada asıl 'çağdışı' gösteren, bazı siyaset adamlarının eşlerinin başörtüsü değil, üzerindeki bu militarist vesayettir.

sayın komutanlar,

türkiye'de genel seçim yapılalı henüz üç hafta oldu. seçim sonucunda millet iradesi bir partinin lehine tecelli etti ve bu siyasî parti milletin yaklaşık yarısının oyunu alarak iktidara geldi. eğer türkiye'de demokrasi varsa, türkiye bir hukuk devletiyse, bu siyasi parti iktidara gelecek ve tbmm cumhurbaşkanı'nı seçecektir.

bu durumda kulislerde gittikçe yoğunlaşan askerî müdahale söylentileri, modern ve medeni her vatandaşımızı utandırıyor. bazen böyle bir rejimde yaşadığım için utanıyorum. sahi, siz hiç sıkılmıyor musunuz? cumhurbaşkanı'nın eşinin başörtüsünü gerilik telakki edenler, darbe yönetimi altında ikinci sınıf duruma düşmüş bir ülkenin askeri, yargıcı, profesörü olmaktan utanmayacaklar mıdır?
21. yüzyılın, yeni bir demokrasi, hürriyet ve bilgi çağının başlangıcında, küreselleşen bir dünyada, türkiye gibi gelişmiş ve açık bir topluma askerî müdahaleyi nasıl yakıştırırsınız?

bu millet, alın teriyle kazandığı paralarla aldığı silahları, vatan savunması için verdi. bu silahlar göğsüne çevrilsin diye değil...

sayın komutanlar,

türkiye cumhuriyeti devleti'nin, büyük devletimizin bölünmez bütünlüğü ve birliği konusunda, bizler gibi sizlerin de ne kadar hassas olduğunuzu biliyorum.

şunu açıkça, altını çizerek ifade etmek istiyorum: bu defa askerî bir müdahale, türkiye'nin bölünmesine sebep olur. türkiye'nin bölünmesine mâni olmaya çalışırken, türkiye'nin bölünmesinin gerekçesi hâline gelirsiniz. o, nefretle tepki gösterdiğimiz haritalar, allah saklasın, yürürlüğe konulmaya kalkılır. unutmayınız ki, türkiye'nin gücü sadece silahlı kuvvetleri değildir. türkiye, en büyük gücünü demokratik rejimden ve hukuktan alır. bunlar imha edilirse, 'meşruiyet' kaybedilirse, emperyalist taleplere ve ırkçı-bölücü mihraklara karşı nasıl mücadele edebiliriz? üstelik, iradesi hiçe sayılmış ve kırgın bir halkla...

sayın komutanlar, bu nevi utanç verici bir müdahaleyi düşünenler varsa, biliniz ki, tarihimiz milletine karşı çıkan despotların hazin hikâyeleriyle doludur.
ben bu akılsızlığı ve ihaneti, canımdan aziz bildiğim askerime, komutanıma yakıştıramıyorum.

ya siz kendinize yakıştırabiliyor musunuz?..

saygılarımla."
hobbitt hobbitt
birkaç yazısını okuduktan sonra sinirlerimin bu adamı kaldırmayacağını idrak etmiş bulunuyorum. hayır hürriyet'te falan yazsa anlayacağım ama neden radikal'de bir köşesi var çözümleyebilmiş değilim.
altlejant altlejant
39 yaşındaki oğlunun devlet denetleme kurulu'na uzman olarak atamasını yaptırdıktan sonra, abdullah gül'e ne kadar teşekkür ettiğini bilemiyorum fakat akp'ye , tayyip erdoğan'ın bizzat kendisine de medya yoluyla desteğini düğün davetiyesi, başarı plaketi gibi açık seçik gösterdi. şöyle bir büyükleri özal ve demirel'in de huzurunu kaçırmamaya gayret ederek akp'yi güneydoğu anadolu projesi üzerinden bi güzel sevmiş.

bu zor iştir arkadaş. eskiden bunu mehmet barlas, cengiz çandar, engin ardıç, mehmet altan "sayın özal"a yaparlardı. yani iktidarı kınamadan düzenli olarak övmek... bazılarımız hatırlamayabilir. h.c.güzel de politik pozisyonu gereği zaten özal'ı sevmek zorundaydı. ama yıllar sonra tayyip erdoğan'ı da bu kadar sevdiğini görünce garipsedim. alenen, apaçık. işte bunu yapabilmek zor iştir. çok ağır söz söylerler. akıl almaz sıfatlar takarlar. ama sen yoluna bakıp tüm aşkını iktidara göstermek zorunda kalırsın. vay anasını!
neyse aşağıdaki, yazısının linki. onun aşağısındaki de 39 yaşında kafadan memur olan oğlunun atama haberi

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=880206&Yazar=HASAN%20CELAL%20GÜZEL&Date=29.05.2008&CategoryID=97

http://www.haber1.com/haber/20080524/Hasan-Celal-Guzele-gul-gibi-kiyak.php
tembel tembel
en sevdiğim politikacılardan biriydi, en sevdiğim köşe yazarlarından biri oldu. yazılarıyla, tartışma programlarındaki sözleriyle, bin yıldır değişmeyen üslubuyla bu kadar "suçunu itiraf eden" ikinci bir siyasi figür daha bulmakta zorlanıyorum.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=913199&Yazar=HASAN%20CELAL%20G%DCZEL&Date=18.12.2008&CategoryID=97

yazının içeriğine girmiyorum. aynı fikirleri işleyen, daha iyi yazılmış bir çok giri mevcut sözlükte. ama yazının başlığına tutulmamak elde değil: "sizler aydınsanız ben aydın değilim!"

- onu biliyoruz, başka?
holden caulfield versus tyler durden holden caulfield versus tyler durden
bu hafta, gene, ahmet insel'in ayarına maruz kalan eski siyasetçi.
bakın ahmet insel hakkında neler demiş bu haftaki radikal 2'de.28/12/'08

"kendisinin safkanlığından emin, “sade ve iddiasız türkmen abdal’ı” hasan celal güzel, bir cümle içine birbirine taban tabana zıt iki fikri sokmayı bu telaş nedeniyle beceriyor: “bir kısım sapı silik aydın bozuntusunun soykırım iftirasıyla uğraşırken, chp izmir milletvekili canan arıtman’ın, cumhurbaşkanı’na açıkça ırkçı saldırıda bulunmasını anlamak mümkün değildir”. bir yanda sapının silikliği konusunda emin olunan bir kısım aydın bozuntusu vardır ve bunu böyle söylemek ırkçılık değildir, ama ırkçı canan arıtman’ın cumhurbaşkanı’nın da sapının silik olabileceği imasında bulunmasını “anlamak mümkün değildir”. inanır mısınız, bir cümlede bu kadar tutarsızlığı yanyana getirebilen şahıs milli eğitim bakanlığı bile yapmıştır. irkçılığın bu ülkeye nasıl nüfuz ettiğini anlamak için önemli bir ipucudur bu. hakkı devrim’in tabiriyle bir saygı ve görgü fukarası olan bir kişinin, -buna bir de zeka fukaralığını ilave etmek gerekiyor- eğitimimize yapabileceği katkı, midesi gaz yapmış imamın yaptıklarının onun arkasında saf tutan cemaatte yaratacağı etkiye benzeyecektir."
ecg ecg
insan yediği kaba pislemezmiş derler; ancak hasan celal güzel böyle bir insan değil. temsil ettiği sınıfın refleksleri sonucu her daim geçmişine küfretme kapasitesine sahiptir. bugünkü(14 nisan 2009) yazısında da örneğin aynı durum gerçekleşmiştir.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=931082&Yazar=HASAN%20CELAL%20G%DCZEL&Date=14.04.2009&CategoryID=97

aynı gazetede yazarın arşivine bakıldığında jakobenizme karşı gerekli ancak sığ eleştirileri okunabilir. bu yazılar okunduğunda bu ülkeyi kimlerin yönettiği de ortaya çıkıyor elbette. şu an ki iktidarlarını borçlu oldukları, dünyanın ortaçağ karanlığından yeni bir toplumsal hayat kavuşmasının önemli kilometre taşı olan jakobenleri totolojik bir anti-historisizm ile eleştirmek cehalet değilse kasıtlı yapılan bir eylemdir. buradaki kasıt ise bellidir: ergenekon operasyonu. operasyonun kendisi artık meşruiyetini kaybetmişken, eski devlet erkanından birinin çıkıp bunları yazması son derece manidar.
ama sakın bu yazılanlarda tutarlılık aramayın. mesela, jön türkler jakabendir, mustafa kemal sonrası türkiye 50'lere kadar jakobendir; ancak 1923-1938 arasına sihirli bir değnek dokunmuştur. demokrat parti dönemi ise sütten çıkma ak kaşıktır.

bir iki yüzlülük de halka bakışta mevcut. güzel'e göre jakobenler halka yabancıdırlar, elitistirler, kendi dediklerini yaparlar. ama örneğin akp halkın iktidarıdır ve jakobenlerden korunmalıdır. 1977'de taksim'deki 500bin emekçi ve öldürülen 36 kişi mi? hayır onlar halk değil, üç beş terorist çabulcu.

uzun lafın kısası bu adamı okuduğunuzda söyle bir sonuca varıyorsunuz: biz aydınlanmayı taşımıyoruz, aydınlanma bizi taşıyor. yani aslında insandan uzak bir yerde "kendi başına" belki de "kendi için" bir aydınlanma mevcut ve işte insanlar şükrediyor! hegel'in kemikleri sızlıyordur herhalde.
ipimlekusagim ipimlekusagim
günlük işgal haberleriyle sathı müdafaadan gedikler yardıran güzelleme insanı. cepheden bildiriyor sanki zalım. taarruzcu bir kafa yapısına sahip olmasına rağmen, korkak yazı stilini benimsemiştir. işi gücü komünizme b.k atmaktır. beyefendinin algısına göre "onlar her yerdeler!" onlar dediği sanki kodamanlar, sanki heveskarı ve dallarını kavuğunda eksik etmediği apoletliler. milliyetçiliği, maneviyatçılığı, türkçülüğü oktay sinanoğlu'yla atbaşı mamurlukta olduğundan işine geldiğince 'yüce türk milleti'nin destanlarına vurgu yapar, delice projeksiyon tutar. arada başka şeyler de tuttuğuna eminim.
1 /