hasan cemal

1 /
orcinus orca orcinus orca
demokrasiyi her istediğin haltı yiyebilmek olarak algılayan zihniyetten biri.her sene güneydoğuya gidip röportaj yapıp,halkın istedikleri şunlar çektikleri şunlar diye bıdı bıdı yapan yazar.
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
kitaplarını sırayla okuduğunuzda şu anki köşe yazarlarının bir çoğunun siyasi görüşlerinin geçirdiği değişimi çok kolay bir şekilde gözlemleybileceğiniz gazeteci. 68 kuşağı olup doğan avcıoğlu ismiyle diyaloğa girmiş hemen hemen bütün yazarlar hasan cemal'le aynı dönüşüme uğramışlardır. kimilerince dönekliktir bu kimilerince ise gerçeklerle yüzleşip doğru yola dönmek.

gazetedeki köşesinde ise kendisiyle özdeşleşmiş bir fotoğrafı yer almaktadır. ahmet hakan coşkun'un hemen hemen aynı pozu verdiği bir fotoğrafı kendi köşesini süslemektedir.
recai pengül recai pengül
kitaplarını okuduğum, kişisel hikayesini ilginç bulduğum ve parlamenter demokrasi üstüne düşüncelerine değer verip takip ettiğim bir insandır. bir süredir bugün* kaleme alacağı köşe yazısını bekliyordum. parlamenter demokrasiden bahseden, orduyu göreve çağıranların affedilmez bir hata işlediğinden bahseden bu insan, ankara'daki mitingi* nasıl yorumlayacaktı? sığ yorumlamış bence. suya sabuna dokunmamış. yüz binlerce insanın sadece kalabalık olmakla kazandıkları haklı olma durumunu 60'larda kendi yaptığı "hataları" örnek göstererek savuşturmaya çalışmış. bunlar da söylenebilir elbette ama benim hasan cemal üstüne verdiğim yargı söyledikleri değil söylemedikleri yüzünden. "tüm sorunlarımızı demokrasi içinde çözmeliyiz, artık siyasette askere yer yok." diyen bir insanın bu harekete karşı bu anlamda kayıtsız kalması bence de onun affedilmez hatasıdır.
galliani galliani
27 nisan muhtırasına amasız mamasız, net, kesin ve sert ifadelerlerle karşı durabilmeyi beceren tek yazar olmuştur diyebilirim. memleketteki ender demokratlardan biridir. kimsenin de cesaret edmeyeceği şeyler söylemiştir, türkiyenin bir "asker sorunu" var demiştir, bu çözülmeden diğer hiçbir sorun çözülemeyecek demiştir. (bkz: asker sorunu! / yazarlar / milliyet gazete milliyet online: milliyet gazetesi'nin günlük uluslarası ve yerel siyasi haberleri, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, sağlı... milliyet )

şöyle güzel bir yazısı da vardır. (bkz: asker sorunu! / yazarlar / milliyet gazete milliyet online: milliyet gazetesi'nin günlük uluslarası ve yerel siyasi haberleri, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, sağlı... milliyet )

akp'nin maşası falan değildir, sözcüsü falan değildir, onun derdi açık toplum, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti. bu zamanlarda iktidarla iyi geçinip askerle ve diğer sivil bürokrasi ile kötü olmak prim getirmiyor, hatta tehlikeli bir durumdur bile diyebiliriz. 3 tam 1 yarım darbe gören bir insan olarak açık toplumu savunuyor, taktir edilesidir.
hazy hazy
hemen hemen her yazısını ne yapıp edip ab'ye, abd'ye, küreselciliğe, onlarla iyi geçinmemize bağlayan sözüm ona yazar.
işsizliği bile yukarıdaki saydıklarıma bağladı. acaba orduya da bağlamış mı diye baktım ama bu sefer orduya sataşmamış. hayret, nasıl gözünden kaçırdı anlamadım ...
recai pengül recai pengül
19 ağustos 2007 tarihli yazısında şöyle demiş:

"çankaya-genelkurmay-denktaş üçgenindeki ret cephesi ile, hükümetteki kararsızlığı tespit eden dışişleri'nin de ikircikli tutumu, kıbrıs'a ilişkin çok iyi bir fırsatın kaçmasına neden oldu.
hükümet eğer bir yıl sonra gecikmeli olarak göstereceği kararlılığı, daha işin başında benimsemiş olsa ve annan planı'nı kabul etmiş olsaydı, bugün türkiye'nin ab yolunu engebeli kılan güney kıbrıs vetoları yaşanmayacaktı."

1) sanki tek bir annan planı varmış gibi konuşuyor. o bahsettiği kayıp bir yıl sayesinde anlaşma kıbrıs türklerinin çıkarlarını az çok kollar hale getirildi. bilgisiz olmadığına göre kasıtlı bir manipulasyon yaptığını düşünüyorum.

2) bir yıl önceki anlaşmayı güney kıbrıs'ın da kabul edeceğini varsayıyor. eğer söylediği gibi aynı anlaşmadan söz ediyorsak neden edecek olsunlar? dediğim gibi anlaşma zaman içinde çok değiştiği için güney kıbrıs rum kesimi ("işin başındaki") bir yıl önceki anlaşmayı güle oynaya imzalardı. çünkü anlaşmanın şartları açıkça onların lehineydi.

3) sanki ab yolundaki engebeler kıbrıs sorunundan kaynaklanıyormuş gibi konuşuyor. avrupa siyaset hayatındaki genel muhafazakâr havanın ezici belirleyiciliğini dikkate almadan kıbrıs'ın rolünü bu kadar büyütmek de hatalı bir davranış bence.
maximus maximus
ikinci cumhuriyetçiler onbirinin kaptanı. bir insan hiç mi doğruları yazmaz, bu kadar mı at gözlüğü takabilir? çok iyi hatırlıyorum, akp iktidarının tam orta yerine kadar ben bu adamı severdim. sonra o mu değişti, ben mi bilmiyorum ama sonrasında yazıları çok fena batmaya başladı.

- hasan cemal akp'yi mi övüyor, akp haksızdır
- chp'yi mi kötülüyor, chp haklıdır
- özelleştirmeleri mi savunuyor, orada bir bit yeniği vardır
- rauf denktaş'ı mı kötülüyor, denktaş haklıdır
- ab ci mi? ab yaramaz
- ordu'yu mu kötülüyor, ordu baş tacımız
- türkiye malezya olmaz mı diyor, olur

kendisi milliyet ve aydın doğan'ın misyonuna tamamen uyar, baş tacıdır. hükümetle arası iyidir, rte'nin dinci gazeteciler dışında uçağına aldığı ender kişilerdendir. galatasaylıdır, dünya kupasına filan milliyet kontenjanından gider, 1 ay yer içer maç izler, abuk subuk maç yazıları yazar. bir gün gördüğü rüyadan uyanmasını ve "allahım ne kadar da körmüşüm" demesini bekliyorum ama türkiye afganistan olsun, yine de uyanacağını sanmıyorum.
maximus maximus
geç de olsa pembe rüyalardan uyanmış yazar. şimdiye kadar akepe'yi kayıtsız şartsız destekliyordu, hükümete ilk defa şüpheci bir şekilde yaklaşıyor. konu: sabah-atv ihalesini tek başına ihaleye giren çalık holding'in zorlanmadan ucuza kapatması. ilginç nokta bu şirketin genel müdürlüğünü rte'nin damadı berat albayrak'ın yapması. devamı yarın!

gazete satmak, gazete almak!(1) / yazarlar / milliyet gazete gazete satmak, gazete almak!(1) milliyet
1 /