hasan cemal

2 /
metropolsalagi metropolsalagi
bugünkü yazısını gs-fb arasında 27 şubat 2008'de oynanan kupa maçına ayırmış.
hasan cemal fanatik bir gs'li olarak son dakikada atılan golün sevincini "kendimi hiç tanımadığım bir adamın kollarında buldum" diye ifade etmiş.
ilahi hasan cemal biz yıllardır kucağa oturmaya alışmış satılık medya kalemlerini görmeye alıştık zaten;sen bir kere kendini başkasının kollarına atmışsın,ne yazar!
(bkz: bir galatasaraylının fanatik ruh hali... / yazarlar / milliyet gazete bir galatasaraylının fanatik ruh hali... milliyet )
just call me daydreamer just call me daydreamer
herkes ilham gelmeden yazamazken, o ilhan gelmeden yazamayandı.

oktay akbal öngörmüştü toplumda ki karakter erezyonunu ve hiper demokrat kişiliktir.

nasıl gidiyor ikinci cumhuriyet işleri, yaş 83, çıksa da çok yaşamaz zaten ve aydın kişiliktir.

cenazesine gidebilecek mi? o yürek, o yüz var mı onda?

hiper demokrat, aydın kişiliktir.

heveslenmesin hiç, kanaryam gene çakacak.

hasretle bekliyorum, şahsına özel nihat genç sı.. sıvamasını.
recai pengül recai pengül
kendi geçmişiyle hesaplaşmasını hâlâ bitirememiş gibi yazıyor. bugün "ne olursa olsun demokrasi, parlamenter sistemin devamı!" diye yazıp durması o günlerin günahını çıkarma sanki. tabi ki demokrasi. tabi ki parlamenter sistem dahilinde çözümler. ama hangi çözümler? hasan cemal sakinleşelim, kutuplaşmayalım dışında bugüne kadar tek bir somut çözüm önerisi getirmedi. neyin olması gerektiğini söylüyor ama şu an ne yapılması gerektiği hakkında bir fikri yok. varsa da paylaşmıyor bizimle.

ama sırf kendisi bir zamanlar cuntacıydı diye cumhuriyet mitinglerini arkalarındaki çekirdek kadrodan dem vurarak görmezden mi geleceğiz? meydanlarda toplanan insanlara kandırılmış mı diyeceğiz? o insanların korkularını gidermeye çalışmayan ama daha da körükleyen bir iktidara demokratik süreç dahilinde ne yapılabilir? ben bilmiyorum. bir yolunu bulmaya çalışıyorum. en azından hasan cemal gibi atıp tutmuyorum.
cherry on baby cherry on baby
ittihat ve terakki cemiyeti önderlerinden en iyi bildiği şey daragacında adam sallamak olan gaddar cemal paşanın torunu eski maocu sosyalist yeni liberal demokrat yazar. liboş çizgisinde samimi olduguna inanmaya baslayanlar için 28 eylül deki gerici tavrı kendilerine gelmelerine yetecek kadar sarsıcı olmuştur. eski bir cumhuriyet yazarı olan cemal gazeteden tasfiyesinden sonra bir zamanlar ekmek kapısı olan gazeteye tabiri caizse pis demiş ve yayınladığı kitaplarla öc alma duygusu içerisine girmiştir. özellikle bir zamanlar ilhan abisi olan ilhan selçuk'a karşı başlattığı akıl almaz oyun döngüsü içerisinde ilhan selçuk rüzgar gülü olmuş, darbecilere şakşakcılık yapmış, dünün komunisti bugünün kapitalisti olmuş, 84 yıllık cumhuriyet de bir anda takiyyeci olmuştur. ey hasan cemal sorarlar adama sen ve şahin alpay varken laik olan cumhuriyet sizden sonra mı alaturka laikliğe dönüş yaptı? fırdöndülüğün sınırlarını bilip haddimizi aşmamak gerek efenim.
(bkz: cumhuriyeti çok sevmişmiş )
mr x mr x
kendisi "akıl tutulması" diye psikoloji ve psikiyatri bilimleri tarafından bugüne dek henüz tanımlanmamış bir tür zihinsel bozukluğun varlığını iddia etmiş ve kendi gibi düşünmeyen tüm insanları bu problemden muzdarip insanlar kategorisine sokmuştur. yaptığı bu çok değerli tespitleri sayesinde psikiyatri biliminin nobeli sayılan altın hıyar ödülüne aday gösterilmiştir.
prens mişkin prens mişkin
gazetenin parasıyla beleş seyahat etmeyi çok seven yazar. avrupa kupası olur, hasan cemal orada, futboldan anlamaz, 30 gün ipe sapa gelmez yazılar yazar, en güzel otellerde kalır, en güzel restoranlara gider, üstelik maaşı da işler tıkır tıkır. bugünlerde new york'ta, bm güvenlik konseyi seçimleri var, küresel kriz var, tek satır yazmıyor. yazılarını okuduğumdan değil, yine ne saçmalamış diye bakıyorum iki saniye. bu adamı okumayı akp geldikten sonra bıraktim.
meramise meramise
doğan kitap'tan çıkan kürtler isimli kitabında kürt sorununu hem devlet, hem kürtler yönünden ayrı ayrı ele almıştır. kürt sorununu anlayamayanlar için çok güzel bir baş ucu kitabı olabilir bu kitap. ancak kitabı biraz önyargılardan uzak ve empati kurmaya hazır şekilde okumalıyız. yani "ne mozaiği ulan, mermer mermer!" mantığıyla okursak tek kelime anlamayız.

kitabın temel çıkarımı "devlet kürtler'in dağa çıkmamaları için elinden geleni yapmadı, onları buna bir şekilde yönlendirdi, buna mukabil kürtler de dağa çıkmak için direndiler, çözümü ovada aramadılar; iki taraf da masum değil esasında." dır.

cemal, kürt sorunu ile ilgili her zaman eli yüzü düzgün fikirler üretebilen biridir zaten.

bir zamanlar kendisinin yazdığı bir yazıda belirtttiği üzere, çerkes olduğu bilinmektedir. ama kendi tabiriyle asimile bir çerkes'tir o. çerkes olduğunu bile yıllar sonra aile arasında dolaşan bir efsane şeklinde ve tesadüfen öğrenmesi bunu göstermektedir.
maximus maximus
gs ve milli takımın maçlarından vakit buldukça pkk kamplarını gezen sözde gazeteci. eskiden ne saçmalamış diye şöyle bir göz atardım, şimdi okumuyorum, yazdıklarıyla, yaptıklarıyla ilgilenmiyorum, hasan cemal'siz bir dünyada çok mutluyum.
goxel goxel
demokrasinin ne olduğunu iyi bilen, kendisine göre yorumlamayan, her türlü görüşün dünyada bir yeri olduğunu, olması gerektiğini savunan, darbe düşmanı, milliyetin en sevdiğim yazarı. karizma bakımından radikalde ismet berkan ne ise milliyet'te de hasan cemaldir efenim.

kandil dağlarında murat karayılan ile nasıl görüştüğünü, nasıl görüşebildiğini anlamasamda yazılarını takip etmekteyim.
sessiz kuzu sessiz kuzu
görüşlerine katılmasanız da onlarca yazısını arka arkaya okuyupta sıkılmadığınız yazarlardan. yalnız şu pkk'ya ılımlı yaklaşma meselesini abartıyor, azaltsa iyi olacak galiba.
replay replay
türkiye'nin en başarılı ve farklı yazarlarında biri olduğu tartışılmaz. kürt açılımı döneminde yıldızı daha da parladı, murat karayılan'la yaptığı röportaj da bir gazetecilik başarısıdır, alkışlarım. ancaaaak, seneler önceki solcu çizgisinden, akp'nin anayasa değişikliği paketini destekler konuma nasıl geldi anlayamıyorum. düzeni değiştirmeyi, eşitliği, özgürlüğü hedefleyen bir grubun ferdiyken, 68 kuşağıyken bu noktaya, tayyip erdoğan'ın avukatlığı noktasına nasıl geldi, gerçekten anlayamıyorum. başbakanın her zamanki sert üslubuna göre bile oldukça sert sayılabilecek söylemlerine, kaçak ermenilerin sınır dışı edilmesi gibi mesela, eleştiri getirdiğinde, işte ben de yeri geldiğinde başbakanı eleştiriyorum, her zaman savunmuyorum diyerek kendini avutabiliyor mu, çok merak ediyorum. son yazılarından birinde, bu anayasa paketine hayır diyenler ya tam anlamıyla demokratik bir anayasa paketi olsun ya da darbe anayasası kalsın diyorlar, yani ya hep ya hiç diyorlar demişti. evet hasan cemal, biz ya hep ya hiç diyoruz, bunun için yeterince bekledik çünkü. sizin 68'de istediğiniz gibi "şimdi değilse ne zaman, burada değilse nerede" diyoruz demokratik bir anayasa için. herkesin çıkarları uğruna düşündüğünden farklı safta yer almasını anlarım ama sizinkini anlamam, inanmam. işte bu yüzden şaşırıyorum zaten, anlayamıyorum. akp'nin muhalif kurumların değiştirilmeye çalışılması, akp'ye sorun çıkarmayan (yök gibi) anti demoktatik kurumlara ise dokunulmaması hangi demokrasi anlayışıyla bağdaşır. demokrasiyi aile içinde, parti içinde, toplumsal yaşamda uygulamayan insanlar nasıl demokratik olabilir, nasıl demokratik bir anayasa hazırlayabilir? ve siz, buna nasıl inanırsınız hasan cemal? ruşen çakır'ın söylediği gibi, 68'de gerçekçi ol imkansızı iste derken, bugün hayalci ol azla yetin noktasına nasıl geldiniz, anlayamıyorum.
zerun zerun
okunabilcek ender yazarlardandır, sorunları irdeleyip, gerçekçi ve tarafsız yazması, onun gerçek yazar kimliğini
pekiştirmektedir. üslubu ve saygı duvarını aşmadan yazması ayrı bir yetenektir.

önceki girilerde söylenildiği gibi, bizim gibi militarist bir ülkede ciddi anlamda değeri anlaşılamayacak olan yazardır.
üslubu ve saygı duvarını aşmadan yazması ayrı bir yetenek.
2 /