hasan karakaya

1 /
magarsus magarsus
oğluyla aynı sınıfta okumuştum kendini dracula zannederdi geceleri sokaklarda pelerinle dolaşırdı, hatta mezuniyet balosuna bile pelerinle gelmişti.
big bang big bang
bekir coşkun ve onu sevenler için köşesinden şunları yazmıştır:

"’abdullah gül, cumhurbaşkanım olamaz’ diyen bekir coşkun’un nasıl yazma hakkı varsa, tayyip bey’in de ’boşalma hakkı’ vardır!... bu millet tayyip bey gibi ’çık git’ de demez, bir gün öyle bir ’çifte savurur’ ki, emin çölaşan’dan da beter olur, kendini fransa’da bulursun! onlar, ’köpek’leri ve ’köpekçi’leri çok severler. artık, birlikte ’köpek’ taşır, köpek kaşırsınız! evet onlar bu ülkeyi sevmedi, bu ülkenin insanlarını ise hiç sevmediler. onları sevenlerin aklına tüküreyim!"

kendisi açık bir şekilde benim de içimde bulunduğum bir kesime hakaret ediyor. ne yapalım şimdi gidip topluca dava mı açalım? hasan karakaya bize "aklına tüküreyim" dedi diye tazminat mı isteyelim? yoksa modern demokrasilerde basın özgürlüğü var deyip saygı mı gösterelim? kendisi saygı görmeyi haketmeyen biri bile olsa saygı göstermek zorundayız, hasan karakaya gibi saygısızlara bile...

edit: zamanın da fatih altaylı için de ağza alınmayacak küfürlerle dolu bir yazı yazmıştı kendisi. fatih altaylı'yı zerre kadar sevmememe rağmen "bu kadar da olmaz" demiştim o yazıyı okuduğumda.
yenisekme yenisekme
mahkemeye koşma... ekrana çık, cevap ver! - hasan karakaya hasan karakaya / yeni akit bazı insanlar vardır... kendileri, "başkaları" hakkında "ağızlarına geleni" söylerler... "iftira" atarlar, "çamur" atarl... habervaktim

şu yazısında hakkında bir iftira atılan kişinin mahkemeye gitmesinin garipliğini konu edinmiş adam. çok haklı. medeni bir vatandaşın böyle bir durumda yapması gereken hukuki yoldan hakkını savunmak değil hemen televizyona çıkıp çemkirmektir. kemal kılıçdaroğlu ise mahkemeye gidiyormuş. bak şunun yaptığına.

başkaları söz konusu olduğunda niye şey oluyormuş da kendisi olunca şey oluyormuş, babasına gidip şikayet etmesinmiş sokaktaki çocuklarmış falanmış filanmış, üfff. demogojinin bu kadarı yani. kendisiyle ilgili asılsız olduğunu düşündüğü iddialara çıkıp televizyondan cevap vererek boşu boşuna malzeme mi verseydi? adam gibi mahkemeye gitmiş işte.

neyi eleştireceğinizi, neye dil uzatacağını şaşırmışsınız bence sayın hasan karakaya. en azından yaşınızın gerektirdiği kalitede yazılar görmeyi temenni ederim. sizin gibileri de tv'de görmek isteriz aslında.
ajan edm ajan edm
aşağıdaki yazıyı yazan adamdır.

"bugün yazmak gelmiyor içimden… sövmek istiyorum öncelikle; böyle bir yazıyı kaleme almış olmaktan dolayı hepinizden, özellikle de hanımlardan özür diliyorum. bugün; “seviye” beklemeyin benden… çünkü “çukur”ların seviyesine inmek ve kulaklarına bağırmak istiyorum. ahlak, edep, medeniyet, hoşgörü de beklemeyin. zira; kendimde değilim bugün. son derece öfkeli, kızgın ve kendimi kaybetmiş durumdayım. vücut kimyam bozuk. ağzıma geleni, kağıda döküyorum. kusura bakmayın… özür diliyorum hepinizden…
bugüne kadar; bu köşeyi hanımlar da okuyor diye, mümkün olduğu kadar argo “kullanmamaya, mümkün olduğu kadar “sövmemeye” özen gösterdim. ne var ki; okuma hakları ellerinden alınan “başörtülü” öğrenciler için “fahişe” diyebilecek kadar adileşen, pespayeleşen bir “orospu çocuğu”na, hakettiği dilden cevap vereceğim.
dikkat edin; “orospu’nun çocuğu” değil, “orospu çocuğu” diyorum. çünkü; “ana”sının kabahati yok. bilseydi, büyüyünce böyle bir “mahlukat” olacağını hiç doğurur muydu onu?.. evet; o, kafası orospulaşmış bir fahişe!.. o, bir orospu çocuğu!.. o, mümkün değil ki, anasının rahminde büyümüş bir “cenin” olamaz!.. olsa olsa; ’9 ay 10 gün çektiği kabızlık”tan sonra makatından defettiği bir “bok”tur!.. düşünüyorum da; bir “insan”dan, mümkün değil, böyle bir “yaratık” çıkamaz!.. bir kadın, böyle bir “enik” doğuramaz! aklım, havsalam almıyor. hiçbir ana-baba, böylesine bir “pislik”, böylesine bir “mikrop” üretemez!.. hele hele; 9 ay boyunca taşıyamaz bünyesinde!..
o halde, nereden çıktı bu mahluk?.. “insan” desen, insana benzemiyor!..
“hayvan”desen, tüm mahlukata hakaret olur!.. kendi dışkısını yiyen “domuz” bile temiz kalır bu “necaset”in yanında!.. iyi de; kim bu alçak?.. nereden çıktı bu şerefsiz?.. öyle bir “necaset parçası” ki, hiçbir “ana”nın rahminden çıkması mümkün değil!.. onun gözünde; okumak için üniversite kapısında bekleyen “başörtülü” öğrenciler birer “fahişe!..” hem de; “bellenmesi gereken bir fahişe!..” depremde çektikleri “acı”ların üzerine, bir de “okula girememe” baskısıyla karşılaşan bir “depremzede öğrenci”nin zulmü protesto için açtığı “7.4 yetmedi mi?” pankartına takmış kafayı.
diyor ki; “size neyin yetip yetmediğini ben biliyorum da, size değmez!.. onu yapmaya bile değmezsiniz!.. sizi gidi alçak fahişeler sizi!..” ben de diyorum ki; hayır; böyle bir “şey”e “insanca” cevap vermek mümkün değil… ona neyin yetip-yetmeyeceğini ben de çok çok iyi biliyorum ama, değmez!.. çünkü; yazdığı kalem bile “küçük” gelir ona!.. o ki; oturduğu “cola şişesi”nden bile zevk alan bir “homoseksüel”dir!.. dolayısıyla; “kalem”ler, “şişe”ler değil, “budaklı odun” lazım, bu alçak homoseksüele!.. ya da, çok iyi bildiği “çarpışan mızrak”lardan ikisi!.. bu “necaset” var ya; program yaptığı “kanalizasyon”dan aradım kendisini: “o şimdi burada yok, denize doğru akıyor o bok!”dediler!.. ağzından “kusmuk” kaleminden “irin” dökülen bu it, asla “yazar” olamaz. büyük bir ihtimalle ya “boynuzlu” bir pezevenk, ya da en yakınlarını pazarlayan bir “deyyus”tur!..
sırf “başörtülü” oldukları için okuma hakkı gaspedilen kız öğrenciler için “200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey yapsınlar” diyebilecek kadar bayağılaştığına göre, merak ediyorum; böyle bir hayvana tahammül edebilmesi için, karısına ne kadar “vizite parası” ödediler?.. ya da; karısı kaç milyona soyunuyor?.. “yatak ücreti” kaç paradır?.. yoksa; “lüks yaşantısı”nı, debdebeli hayatını, karısının “vizite ücretleri”nden kazandığı paralara mı borçlu bu pezevenk?.. rıdvan dilmen’in sözünü ettiği “yazar”lar arasında bu “boynuzlu”da var mı acaba? “daha fazla maaş” için, o da “patron”larına “gönderiyor”mu karısını?.. öyle ya; “kimin kaça soyunacağı” konusunda bu kadar “uzman” olduğuna göre!.. ne demiş eskiler; “kişi, başkalarını da kendisi gibi bilirmiş!..”
zaman zaman; bazı hanım okurlarımın “hassasiyet”lerine duyarlı davranır ve bu “pespaye tetikçi”lere daha ağır ifadeler kullanmamak için kendimi zor tutardım.
hayır; bugün çıkaracağım ağzımdaki baklayı. ister kızın, ister darılın, isterse telefonlara sarılın; ama n’olur, bu kafasındaki “irin”leri satarak para kazanan “orospu çocuğu”na, bugün olsun anladığı dilden cevap vereyim. böyle “it oğlu it”lere az bile yazıyorum. bunlar “balans ayarı”ndan hoşlanır… elleri kızarıncaya kadar alkış tutarlar bütün “dayatma”lara!.. bunlara var ya; balans ayarı değil, aslında iyi bir “alyans ayarı” yapacaksın!.. bol taşlı, büyük başlı “yüzük”leri geçireceksin “büzük”lerine, döndüre döndüre ayar yapacaksın!.. hayır; bunlara karşı “anladığı dilden” konuşmak da çare değil. bundan böyle; anladıkları “stil”den konuşmalı bunlarla!.. nasıl “bellenmek” istiyorlarsa, öyle bellemeli!.. hem de “gazete” diye çıkardıkları “paçavra”ların üzerinde!.. görsünler bakalım; “allah’ın emri” olan başörtüsünü taktığı için namus timsali olan o mağdur öğrencilere “fahişe” demek neymiş!.. görsünler; budaklı odun, “cola şisesi”nin üzerine oturmaya benziyor muymuş!.. görecek!.. bir gün gelecek, cümle alem görecek bu “homo”ların rezilliğini!.. bakalım “o gün” geldiğinde nereye açacaklar?.. ama; dünyanın öteki ucuna da kaçsalar, en ücra köşeye de sinseler, girdikleri delikten çıkarıp, teşhir edeceğim bunları!.. tıpkı; “yahudi”lerin, “naziler”i arayıp, bulduğu ve yargılattırdığı gibi!.. bu “kazurat takımı”nın yaptıkları asla yanlarına kar kalmayacak. “adalet” önünde verecekler hesabını. verdirtmezsem, şerefsizim!.. dost-düşman bilsin gayet iyi biliyorum ki; “ankara”dakilerin özünde, ben bir “vatan haini”yim!.. bir “devlet düşmanı” ve bir “bölücü”yüm!.. ben, “pkk’lıdan da tehlikeli” biriyim!.. çünkü ben “şeriatçı”yım!.. beni öyle görüyorlar, öyle deklare ediyorlar.
ammaaa…
“pkk için mayın” üreten ve yüzlerce mehmetçiğin şehadetine, yüzlercesinin sakat kalmasına yol açan valsella’nın faaliyette bulunduğu italya bir “müttefik”, ankara’nın gözünde!.. pkk’ya 12 bin küsur “mayın” satan valsella’nın bağlı olduğu fiat, rahmi koç hazretlerinin “koç holding”i ile “ortak”mış, kimin umurunda?
ankara, ilan etmiş bir kere; italya müttefik, fiat dost, rahmi koç vatansever!.. bu ahval ve şerait içinde, ben de bir “devlet düşmanı”ymışım, iyi mi?.."
taştozu taştozu
bunun gibilerine gazeteci, ismail türüt gibilerine sanatçı diyorlar. yazık lan bunların yüzlerine bile tükürülmez. foseptik beyinliler.
strutter strutter
türkiye, mısır ve brezilya'nın karışmasını dış mihraklara bağlamış bugünkü yazısında. e haliyle anca buna bağlayabilmiş, derin bir analiz yapmaya yetecek beyin hücresini barındırmıyor kendisi.

ardından, halit ergenç'in taksim protestocularına dağıtılan 2 milyon dolar paradan ne kadar pay aldığını sormuş. kendisinin bu parayı kimin dağıttığını, bu paranın kimin cebinden çıktığını söylediğini düşünebilirsiniz; fakat yanılırsınız. hasan karakaya denen bu arkadaş, önemli ayrıntılara ve zekice çıkarımlara -kendi yazdığı yazıda dâhi- yer veremeyecek kadar kapasitesiz bir mahlûk olduğundan, yapa yapa ancak "hocam" diye hitap ettiği köpeklerden öğrendiği "iftira" sanatını uyguluyor.

sanırım, lafı "dış mihraklar türkiye'yi karıştırmak için 2 milyon dolar para dağıttılar" noktasına getirmiş. ancak kafası kıt kanaat çalıştığı için, bu kadar basit bir cümleyi bile yazmayı becerememiş.

ve en sonunda, yani finalde çıkmış diyor ki: "ekmeğini yediğiniz toplum!!!1!!"

ulan büyükbaş, hani biz dış mihrakların maşasıydık, kaltağıydık, pezevengiydik?

lan âkil, madem bana dış mihraklar para dağıtıyor, ne bok yemeye ekmeğini yediniz toplum diyorsun?

ulan akılsız, sen kime hakaret ediyorsun? hangi vasıfla, hangi sıfatla, hangi ahlak ve namusla bana ve kardeşlerime dil uzatıyorsun? sen kim oluyorsun da beni "vatan hainliği" ile itham ediyorsun?

not: bu girideki tüm hakaretler beni bağlar. lütfen ispiyonlamayın, editlememi istemeyin. eğer oturduğu yerden kükrediğinin milyonda biri kadar erkekliği varsa, çıksın bana dava açsın; bu giriyi az sonra kendisinin mail adresine postalayacağım. bana dava açsın ki, ben de yazdığı yazı yüzünden manevi olarak yaralanan ve hakarette uğrayan gezi direnişçisi ve parklarbizim platformunun üyesi onlarca arkadaşlarımla kendisine karşı güzel bir karşı dava açayım.
pandoranın email kutusundan pandoranın email kutusundan
dünkü yazısıyla ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü yanlış anladığını düşündüğüm yazar. şöyle demiştir kendileri:
"ulan “köpek oğlu köpek!” ulan pezevenk!.. ulan kaltak!.."
yazının tamamı: türkiye, brezilya, mısır... her soruya bir cevabım var! dün sabah kalktım, "kahvaltı" hazırlanana kadar televizyon kanalları arasında dolaşıp, "haberleri" izledim...kimi mısır'daki "tahrir meydanı"ndan s... yeniakit

hayattaki prensiplerimden birini de voltaire 'in şu sözüydü: "fikirlerinize katılmıyorum ama o fikirleri özgürce ifade edebilmeniz için canımı bile veririm." ancak, hasan karakaya’nın yazısı bana şunu düşündürttü: ulan yoksa bok yoluna mı gidiyorum/z.
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı kahkahanın yanıbaşı gözyaşı
(sözde) akil. genel yayın yönetmeni(msi).

tam da bugün, yüreğimizin yangını geçen 20 yıla rağmen sönmemişken! tam da bugün yine nefret söylemleriyle, küfürlerle, hedef ve yol göstermelerle yine yakıyorlar ateşleri... tam da bugün!

sabredebiliyorsanız, okuyun bugünkü yazısını. çirkinliği ta yüreğinizdeki yangında hissedeceksiniz.

hasan karakaya 'balta'yı gezi için indirdi: ulan p.zevenk! - #türkiye radikal.com.tr - akil insanlar heyeti'nde yer alan yeni akit gazetesi genel yayın yönetmeni hasan karakaya bugün, "türkiye, brezilya, mısır... her ... radikal
dumrul dumrul
hayata dair her şeye ama her şeye büyük bir nefret duyan bir varlıktır.

dikkat edin, gezi direnişçilerine küfretmek kesmemiş beyzadeyi, doksanlar kuşağını toptan uşak ilan etmiş. şüphesiz bunda akıl sahipleri için nice ibretler vardır.
1 /