haset

i see mal people i see mal people
insaoğlunda standart bulunan donanımlardan biri. bu olmadan çok daha sağlıklı yaşanabiliyor. sistemden çıkarılması da aslında tıpkı program ekle/kaldır bölümünün kullanılması kadar basit.
sebze sebze
insanı kemiren,kemirdikçe atılmaya çalışılan sinir bir huy. atılmaya çalışıldıkça geçtiği zannedilen ama en sonunda insana ümitsizce "can çıkar,huy çıkmaz" dedirten şey. altyapısı aşağılık kompleksidir genellikle..
turmalin turmalin
çok bulunan, ortada kol gezen insanlık zaafiyeti..kimden, nerden geleceği belli olmaz..bi bakmışsın allahın en bi dandik insanı, bi bakmışsın dağdan aşırmış bi görmemiş..haset etmek insanın sahip oldukları ile ilintili değildir..haset içten gelir,önü alınmadıkça daha da körüklenir,önüne gelen çatar..
hele akrabadan geleni yok mudur..akrep gibi sokan cinsten..
haset etmeyenlerden uzak olsun,hasetler birbirini bulsun..
bana bir nick bulun beyler bana bir nick bulun beyler
haset, bir kimsenin hayırlı bir işi veya evi, malı, mülkü, ilmi olsa, o kimseden bunların gitmesini, onda olmayıp, kendinde olmasını istemektir.
bugün tuhaf bir olaya şahit oldum arkadaşım diye bildiğim kişi dersin sabah olduğunu akşam olmadığını haber vermemesi ve neden vermedin deyince de ım kım etmesi, beni o arkadaşımla ilişkilerimi tekrar gözden geçirmeme sebep oldu. insanlar neden böyle kendilerini küçük düşürmeyi severler üstelik hanımefendi biliyor devamsızlık sıkıntım olduğunu o derste.
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
kıskançlıktan hayli farklı ve daha arkaik duygu. kıskançlık niye bende yok sorusuyla şekillenir, haset ise niye onda var. yakın görünse de gören gözler için ikisi arasındaki yıkıcılık farkı çok büyüktür. haset ötekinin varlığına yöneliktir.
jouissance jouissance
kıskançlıkla olan farkını ilişkilerden bir örnekle açıklayabiliriz;

bir kadını seviyorum fakat ona olan aşkımı anlatabilmiş de değilim. aşık olduğum için de o kadının tüm hareketleri, diğerleriyle ilişkileri, yaşamının tümü ilgimi çekiyor. işte, ilgilendiğim bu yaşamda kadın bir başkasıyla ilişki kurduğu her seferinde duyduğum his, en alasından bir kıskançlıktır.

sevdiğim bu kadına açıldım ve aşkım karşılığını buldu. geçen zamanla birlikte türlü türlü doyumlar yaşadım ve sonrasında- her aşkta olduğu gibi- aramızdaki ilişki önce yavaşladı, sonunda da bitti. buraya kadar sıkıntı yok. ancak bir gün sokakta yürürken terkettiğim o kadını bir başka erkekle birlikte baya eğlenirken gördüm. aynı yerde ikimiz de oturmuştuk ve benimle otururken o adamla olduğu kadar mutlu görünmüyordu. işte bu kıyaslama (iki mutluluk halinin yoğunluğuna dair yaptığım kıyas) beni haset duygusuna götürür. haset duyduğum şey bir işimin kalmadığı, terkettiğim kadın değil, o kadınla adamın arasındaki ilişkinin tarafımdan varsayılan tamlığı, aldıkları hazzın fazlalığıdır.
apis mellifera apis mellifera
ergenlik döneminde daha yoğun hissedilen bu duygu, kişiliği oturmayan bireylerde bir ömür hiç azalmadan devam eder. özellikle saplantılı olduğu kişilerde bu duygu yoğunlaşarak, o kişinin hastalığına varana kadar kıskanırlar. bunu kabul etmekte de zorlanan bireyler aslında bu hissi yaşamak istememesine rağmen duygularına engel olamadıkları için, kendileri ile çatışırlar. içten içe karşı tarafa beslenen bu çekememe o kadar yoğundur ki, kişi zarar verme güdüsüne sahiptir.

kıskançlık, en insancıl duyguyken, hasetlik hastalıklı bir duygudur.
ozzz2110 ozzz2110
haset, özetle kişinin bir başkasının başarısını ya da sahip olduklarını kıskanmaktır.

ama bazen hasetlik gibi görünen davranışlar haset değildir.
zira açık sözlü olmak , eleştirdiği kişinin içinde bulunduğu o akıl almaz tavrı yorumlamak istersin. i̇ki çift laf edip "ya bir kendine gel sen nesin , kimsin" demek istersin. ama demezsin.
çünkü öyle yorumlanmaz. onu çekemediğin yorumu gerçekçi ve samimi olduğun gerçeğinden daha baskındır ya da karalanmak daha kolaydır.

üniversite mezunu, orta ölçekli bir firmada çalışan ve idealleri olduğu halde kavuşma arzusu soğuyan bir adamım.
ama 35 yaşına kadar işsiz güçsüz gezen, baba parasının dibine vuran bir insanın yaptığı bir işi de takdir edemem.
yazarlığa soyunan bir arkadaşa yapılacak en iyi teşvik onu motive etmektir. çenesi kuvvetli diye mi gaza geldi yoksa meşhur bir akrabasının ona destek atmasına mı güvendi bilmiyorum. roman diye yazdığı o fasikülü okurken devrik cümlelerin, noktanın bir türlü gelmemesi , kurgunun bir ilk okul öğrencisi kompozisyonu olması sağlam gaza getirildiğini düşündürdü.
bir kitabını imzaladı benim için. zaten bir yazar mağrurluğundan çok bir esnaf gibi sürekli facebook'ta paylaşımlar yapması zaten yayınevine verilen 1000 adetlik satışın geçmesi içindi.
i̇mzaladığı kitabı okurken 35 yaşında bir adamın tecrübeleri , kelime cambazlığı değil de hani bir kitap yazayım da kimse bana işsiz sen ne iş yapıyorsun dememesindendi sanırım. bir de çok yoğunum ozzz2110 kardeşim tripleri. sanırsınız bir fenomen oldu.
i̇zban'da terlikleri ile kitap okurken fotoğraflanan çocuktan onda biri kadar popülerken bu triplerin sebebi maalesef toplum baskısıydı. zordur bu toplumda işsiz olmak.
yersin yaftayı. uyumsuz, iş götü yok.. vs.
şimdi bunu kaç kişi hasetlik olarak yorumladı bilmiyorum. zaten cümlenin sonuna kadar gelen çok az kişi vardır. beni kızdıran hep bu kendinden fazla olan tavırlar. o kadar.
jouissance jouissance
"kıskançlık sahip olduğunu kaybetmekten korkar; haset ise kendisi için istediği bir şeye başka birinin sahip olmasına yanar."
"haset dolu insan, keyif görmekten tiksinir. huzur bulduğu tek şey, başkalarının sefaletidir."
(m. klein- haset ve şükran)
dudu hatın dudu hatın
i̇nsanlığı kemiren, insan ilişkikerini yaralayan kötü bir duygu. çekemezlik.
haset insan haset olduğunun farkında değildir. hep kendini haklı, mücadeleci, en iyisine layık görür. i̇stediklerini başka biri başarmış ise kötüler, o'nu etik olmayan yollarla başardığını düşünür.
3