hasret

1 /
whisper whisper
'''yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli
belini sarmayalı
gözünun içinde durmayalı
aklının aydınlığına sorular sormayalı
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.
aynı daldaydık aynı daldaydık
aynı daldan düşüp ayrıldık
aramızda yüz yıllık zaman
yol yüz yıllık.
yüz yıldır alaca karanlıkta
koşuyorum ardından.'''
nazım hikmet ran
erdemetal erdemetal
müziği georges moustaki'ye ait nino varon'un türkçe söz yazdığı, tanju baba'nın * da müthiş yorumladığı şahane şarkı.

bu akşam çok efkarlıyım
kalbim neden kan ağlıyor
bunu bir bilsen sevgilim

güneş solgun gündüz gece
içimde sen bir bilmece
izdırabı heceliyor

sensiz yalnız sensiz içim
gözyaşlarım yağmur gibi
yanağımı ıslatıyor

kollarım bekliyor seni
öpsem öpsem ellerini
yine de sana hasretim

dudaklarım da bir ateş
avuçlarımda alevsin
sensiz yalnız sensiz içim
ilahımsın sevgilim
sen benim herşeyimsin

hayatım anlamsız şimdi
sendin bana neşe veren
"seviyorum, sevdim" diyen
sen benim sıcak güneşim
güzel tatlı tek eşimdin
kara sevdam sevgilimdin

unutamam asla seni
hergün anıyorum yasla seni
n'olursun dön dön bana

kollarım bekliyor seni
öpsem öpsem ellerini
yine de sana hasretim
wondrous wondrous
numara albümünden bir bulutsuzluk özlemi parçası. söz ve müzik nejat yavaşoğulları'na ait.

uyku girmedi gözüme
yine dün gece
seni düşündüm
ay ışığı
sardı kenti bütün gece
üşüdüm
seni düşündüm

al götür beni
sar ısıt beni
yağmurunda ıslandığımız
yollarında yürüdüğümüz
ılık rüzgarları
deniz kokan kente

ben burada
sen orada
hasret bitmez
büyür sevda
gülümsün gülümsün
artık bir klasik olan sezen aksu şarkısıdır. her zamanki gibi iki muteşem ikili; sözler aysel gürel'e ve müzik atilla özdemiroğlu'na ait.sezen aksu 88 albümünde bulunur bu şarkı. şarkının sözleri şiirmiş gibi okunursa anlamı daha bir ortaya çıkıyor.

ter döküyor dört duvar ter
bense beklerim bir gün mutlaka
ters dönecek anahtarlar bir gün
elbet çıkacaksın ışığa
sen aydınlığa ben sana hasret
gel eritir demirleri bendeki ateş

bir gün açılır
açılmaz sandığın kapılar
vurunca güneş
bir karanlık daha erişti güne
saat neredeyse beş

gün bizim güneş bizim
göğsümüzde ateş bizim
el ele olduğumuz
o gün gülmek bizim
yana yana sevmek bizim
hasrete vurduğumuz
göz göz yürek bizim

süsledim gelin misali gençliğimi
sandığıma kaldırdım
sensiz geçen yılları verdim
sana yeni zaman aldırdım
gülümsün gülümsün
çeken bilir(miş). barış abimin* dediği gibi;
hasretliği çekenler anlar,
yol verin, hele bir yol geçeyim,
yol verin yare kavuşayım,
yol verin ağalar beyler, bitsin bu hasret!
game insane game insane
göremezsin sevgiliyi uzun zaman, sesi de duyulmaz haftalarca telefondan, gece gündüze karışır, uykusuzluk bir çeşit trance a dönüşür, her zamandan daha fazla akla gelir sevgili, isyan ettirir bazen, bazen de hayaller kurdurur tekrar kavuşulacak gün akla geldikçe. olmaz olasıdır.
vatman vatman
ahmed arif gibi kimsenin anlatamadığı olgu.

seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.

ard-arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...

seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.

yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamlardan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
1 /