hasta

1 /
abbas yolcumu abbas yolcumu
eskiden kapitalizmi, önce hastalık üretiyo sonra da çözümünü, diye biliyodum. meğerse sadece "hasta" üretiyomuş. bu tırnak içindeki hasta bi kez üredi mi, hastalık icat etmek kolay oluyor. çözümler de hemen ardından geliyor. sağlık da artık özelleştirme kapsamına alındığı için iş artık, batıdan doğudan gelen her tür ilaçlı/ilaçsız iyileştirme(!) metotlarında.
dadundan yinmazz dadundan yinmazz
akıl hastaları vardır halk arasında deli diye tabir edilen. genelde pek görmeyiz onları zaten sokakta, yolda. lakin sokakta böyle paçavralar içinde kendi kendine konuşan birini gördüğünüzde bilirsiniz ki o delidir. hastanelerdeki aynı mağdurlarsan farkı onları bir hastaneye yatıracak bir sevenlerinin olmamasıdır. bu durumda devreye girmesi gereken mükemmel devletimizin sağlık hizmetlerinden hiç bahsetmiyorum zira o bambaşka bir konu. bir de başka türlü akıl hastaları vardır. çok zeki olmalarına, bir kesim tarafından saygı duyulmalarına rağmen hastanede yatan delilerden daha delilerdir. zira bir odada milyonlarca kişiyi öldürmek, havayı zehirlemekten başka tek karı –elbette patronlar için- “deli “ gibi para kazanmanız olan petrol için savaş açmak bir ülkeye akıl karı değildir. esas üzücü olan ise bunları onaylan daha bir sürü akıl hastası zengin insanlar olmasıdır. fakir olup da bunu destekleyenlerin ise hali daha vahimdir. zira simpsons the movie filminde deli polisin dediği gibi “ elinde güç yokken çıldırdın mı sen hiç ? çok sıkıcı kimse seni dinlemiyor. “ lakin işte paranız olunca arkanızda sizin kuyuya attığınız taşı çıkarmak isteyen çok kişi olacaktır.

mesela parkinson hastaları vardır. beyindeki dopamin sıvısının salgılanamamasından dolayı hareket kabiliyetlerine kısıtlamalar gelen. bazen kasılan, bazen istem dışı sallanan insanlar. kesin bir tedavi yöntemi olmayıp, çok ilerlediği zamanlarda beyne pil takılmasıyla biraz olsun yaşama imkanı sağlanan hastalık. her hasta için tedavi yöntemi farklıdır. zira her bünyenin tepkisi farklıdır. en geç 3 ayda bir doktor kontrolüne gitmek zorundasınızdır. dediğim üzere görevini yapması gereken devletin sağlık hizmetleri yine bir işe yaramaz ve kıt kaynaklarınızı daha da kısarak 3 ayda bir 300-400 liranızı özel doktora vermek zorunda kalırsınız. ilaç masraflarını karşılarlar o kadar da tek başına bırakmamıştır yurttaşını.

hastalık hastası diye tabir edilen insanlar vardır bir de halk arasında. gerçekten hasta olduklarından değil hasta hissettiklerinden dolayı hasta olurlar. daha doğrusu olmazlar da yine de doktorun kapısını aşındırmadan duramazlar.

psikolojik rahatsızlıkları olanlar vardır. takıntılı insanlar, korkanlar, çekinenler… onları anlamak da anlatmak da zordur, en iyisi bunları sadece bu rahatsızlıkları çekenlerden dinlemektir.

ve daha bir çoğu… tek yapılabilecek sabır dilemektir bir de tanıdıksa o sokakta tek başına dolaşıp, kendi kendine konuşan “deliler” gibi yalnız bırakmamaktır.
bunu da bilen adam bunu da bilen adam
hastayım hastasın hastayız. evet aynen böyle herkesin cebelleştiği durumdur hastalık ve hasta olmak. anlık olarakta olsa değişen dünya düzeninde hasta olmayan yoktur. kimileri kendini sağlam sanar tabi ki bilmez hasta olduğunu başkalarının ona hasta dediğini. dolayısı ile nedir anlamamız gereken; hasta olmak bedenen ve beynen gerçekleşebilir. sen grip oldun hastasın, sen sinüzitsin hastasın, sen sigara içiyorsun hastasın, sen faşistsin hastasın, sen komünistsin hastasın ya sen evet sen de dincisin hastasın. hepiniz hastasınız hepimiz hastayız. neye göre kime göre peki; bana göre, sana göre, doktora göre, devlete göre... liste uzar gider anlamak lazım gerçekleri sağlıklı bir toplum değiliz hepsini geçtim yaşadığımız dünya bile hasta yahu. e ben ne yapayım ben mi kurtaracağım dünyayı. kenarda oturayım bari keyfime bakayım. bu mudur bu kadar basit midir? 2 bakınız vererek özetliyorum ve her zaman ki klasik sözümü kullanıyorum anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az.

(bkz: sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa)
(bkz: sen yanarsan ben yanarsam kim çıkacak karanlıktan aydınlığa)
pesimist pesimist
lirik bi ergen parçasıdır.

hayatını müziğe adamış insanların bu kadar basit şarkılar yapmalarının nedenini çözebilmiş değilim.
samantha samantha
hande'nin kraliçe albümünün çıkış şarkılarından biri. şarkı her ne kadar idare eder kıvamda olsa da, aranje felaket. şarkının başında ve sonundaki o apaçi ezgileri olmasa her şey daha güzel olabilirmiş.

sözlerini de yazayım tam olsun

biri benden bi şey çaldı
geri alıcam az kaldı
sana doğru bir yol vardı
bulucam söz az kaldı

tuhaf geçen bi gün daha
umutlarım yarında
yanında olamazsam
savaş çıkar kolayca

ikimize karşı bi rüzgar var
ama bize aşktan esiyorlar
eminim sende duyuyorsun
bitmez asla diyorlar

ikimize karşı bi rüzgar var
ama bize aşktan esiyorlar
gücümüze karşı yenilenler
bize hasta diyorlar

biri aşkı çok zor sandı
bize sorsa kolaydı
bana yalnız bi şans kaldı
harcamak mı hayat mı?

tuhaf geçen bi gün daha
umutlarım yarında
yanında olamazsam
savaş çıkar kolayca

ikimize karşı bi rüzgar var
ama bize aşktan esiyorlar
eminim sende duyuyorsun
bitmez asla diyorlar

ikimize karşı bi rüzgar var
ama bize aşktan esiyorlar
gücümüze karşı yenilenler
bize hasta diyorlar
ikimize karşı bi rüzgar var
hasta…
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
o piç kurularının, her birinize taktıkları isim. neyi kaybettiklerinin farkında dahi değiller. aslında derilerinin altında yatan hazineye kulak verebilselerdi, her şey daha farklı olabilirdi. lakin birkaç saniyelik de olsa acımayı hak etmiyorlar artık. hasta olan onlar. yozlaşmış olan onlar. kaybetmesi gereken onlar. yok olması gereken ve ruhlarının en derinlerinde onları bekleyen acıyı sonuna kadar hak edenler yine onlar. bu sebeptendir ki, yetiştiremedikleri ve aslında hiç hak etmedikleri çocuklarının kanlarında boğulması gerekenler de onlar. karar mekanizmalarından itibaren yozlaşmış, uygulamaya soktukları yargılarından itibaren hatalı ve ölmek için en çok çaba harcayanlar.

çağrı olmadan kime, neyi yaptırabilirsin ki? zamanın yaklaştığını anladığın an, sen bir hastasın. ama hasta olan sen değilsin; kendi yapıtlarından korkacak kadar zavallı olan o piç kuruları. sınırda yaşaman bundan değil miydi? ya barış olacaktı, ya da katliam. ancak onlar sana bu şansı hiç tanımadı değil mi? sana hiçbir zaman barıştan söz etmediler. boktan toplumlarından tut, yozlaştırdıkları devletlerine kadar her şey bir yalandan ibaretti oysa.

oysa..

öldür hepsini.
1 /