hastane önünde incir ağacı

1 /
adyingwish adyingwish
bir yozgat akdağmadeni yöresi türküsü. hikayesi şöyle:
komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. hava değişimi olarak yozgat'a (akdağmadeni) gelir. sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. genç tedavi için istanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. ailesi cenazesini yozgat'a getiremez, gencin cenazesi istanbul'da kalır.

sözleri ise:

hastane önünde incir ağacı
annem ağacı.
doktor bulamadı buna ilâcı
annem ilâcı.

baş tabip geliyor zehirden acı
annem vay acı.
garip kaldım yüreğime dert oldu
annem dert oldu.

ellerin vatanı bana yurt oldu
annem yurt oldu.
mezarımı kazın bayıra düze
annem vay düze.

yönünü çevirin sıladan yüze
annem vay yüze.
benden selâm söylen sevdiğinize
sevdiğinize.

başına koysun kareler bağlasın
annem bağlasın.
gurbet elde kaldım diye ağlasın
annem ağlasın.

bu arada ukteciye not:
metal dinlemek araştırmaya inanmamak değildir.


edit: referans belirtmediğim için özür dilerim
(bkz: t.c.yozgat valiliği yozgat valiliği yozgat )

(bkz: ekşi ye koyiyim sana bir şey olmasın)
nomennocry nomennocry
zara seslendirmesi gerçekten güzel olan türküdür.türkülerin de kendine göre bir haysiyeti bir gururu vardır.herşeyi sentezlemenin de bir alemi yoktur.gitarla bilmemneyle nereye kadar bilemiyorum.tamam belki daha fazla insana ulaşıyor bu şekilde ama hakikaten mahvediyorlar güzelim türküleri.yani ortalama bir rock şarkısı nasıl bağlamayla çalındığında iğreti duruyorsa türküler de ters durumda iğreti duruyor.o yüzden rica ediyorum türküleri olduğu şekliyle koruyalım,sevelim,sevdirelim
catpower catpower
durup dururken adamın amına koyan türküler listesinde numara bir.
şükriye tutkun insanı ağır depresyona sokacak şekilde söylerken; kalp, buz kıracağında buz.
gitana gitana
türkü dinlemeyi sevmeseniz bile etkilenebileceğiniz ve belki de zamanı gelince 3-5 kere ardı ardına dinleyebileceğiniz yegane türküdür. çok sevdiği bir/birkaç insanı kaybetmiş olanlar bu hissiyatı daha da iyi anlayacaklardır.

tetkiklerin ardından ortaya çıkan amansız hastalığı öğrendiğiniz an (ki okulunuz olduğu için hep en son siz öğrenirsiniz) beyninizden vurulmuşa dönersiniz. ameliyatlar ve hastane ziyaretleri boyunca umudunuzu asla yitirmezsiniz. kilosunu yitirmeye, güçten düşmeye, saçları dökülmeye başlasa da kabullenmek istemezsiniz hiçbir şeyi. kilosunu yitirdiğinden bahsettiğinde daha çok yemesi için ısrar edersiniz, yemek istemezse çeşitli oyunlarla onu kandırmaya çalışırsınız... güçten düştüğünü söylediğinde "olur mu canım? bugün nerden nereye kadar yürüdün" gibi saçma sapan sözlerle teselli etmeye çalışırsınız... saçları dökülmeye başladığında güzel bi örtü alırsınız ve çok yakıştığını söylersiniz.. (gerçekten de yakışmıştır.)
hiçbir şey anlamadığınız raporların içinde kaybolursunuz, gözlerini açıp gülümseyeceği anı dört gözle kovalarsınız, size annelik etmiş insanı o halde gördüğünüzde kalbinize saplanan derin sızıyı hafifletecek bir umut ışığı ararsınız. bu bazen gülümsemesi, bir kase yoğurt yemesi, kimi zaman da mutfağa kadar gelip oturabilmesidir.

iyileşeceğini düşünürken sabah saatlerinde gelen bir telefonla "hiç ölmeyeceğini düşündüğünüz insanlar"dan birini kaybettiğinizi öğrenirsiniz. tüm sevenlerinin gecelerce ettiği dualar, gözyaşları, umutlar... her şey hayatın en acımasız gerçeği karşısında soluk kalmıştır artık.

üzerinden kısa sayılmayacak bir zaman geçmesine rağmen bu türküyü dinlediğinizde o acıyı yine içinizde hissedersiniz. keşke demenin anlamsızlığını tecrübe etmişsinizdir zaten. umutlarınız ise yüz değiştirmiştir. artık sevdiğinizin gittiği yerde mutlu olmasını umut edersiniz...
1 /