hatırla sevgili

34 /
elitas elitas
babamın eski bir mttb üyesi olmasına rağmen deniz gezmiş hüseyin inan ve yusuf aslanı hatırlayıp
" hala üzülürüm bu çocuklara onlar suç bile işlememişlerdi dediği " dizi
thomas sankara thomas sankara
bu diziyle ilgili en çok aklımda kalan şey, mahir çayan'ın bütün teorik derinliğinin ve bu yönüyle sol'a yaptığı katkıların atlanması, tamamen genç ve dolayısıyla aşırı heyecanlı bir devrimci gibi gösterilmesiydi. dizide sürekli elinde silah, plansız programsız, sert bir sesle devrimci sloganlar haykıran bir mahir çayan görüntüsü var. halbuki mahir de özünde bir öğrenciydi, ve gerek okuldaki derslerine, gerekse marksist külliyata oldukça hakim bir öğrenciydi. yaptığı işlerin çoğunu da gayet bilinçli yapmıştı.
siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
15-16 yaşlarındaydım. cuma günleri oynardı. cuma sevincinin üstüne bir de akşam bunu seyrederdik ailecek.
cok çok güzel bir diziydi. aklıma geldi şimdi. tekrar izlemeye karar verdim. önümde 69. bölüm 'hatırla sevgili' var. büyük mutluluk.
siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
tekrar izlemeye başladım, bu çok önemli değil de. az önce bir sahnede şöyle bir cümle işittim;

"aaaa vişne likörlerini içmeden bırakmam. kendi ellerimle yaptım"

vişne likörü dedi ya la. öyle hiç biplenmedi. açık acik "likör" dedi kadın. kulaklarıma inanamadım. geri sardım. yine "likör" dedi. sonra tüm aile geldi, shot bardaklarına doldurulmuş vişne likörlerini alıp içtiler amk! likör diyom, bip yoktu diyom, shot bardakları da sansürlenmemişti üstelik.

i̇cim ferrahladı yemin ederim. bi sevindirik oldum. derin bir "ohhhh" çektim.

lan ne güzel zamanlarmış. ne güzel dizilerimiz varmış bizim. hepsi eskide kaldı.
caotic caotic
üniversite üçüncü sınıfta sömestr tatilinde hatırlamak istemediğim kadar saçma bir nedenle bomboş yurtta bir hafta sonraki uçağımı bekliyordum. o dönemde, yurttakilerin gazıyla örgü örmeye başlamıştım. bir hafta boyunca şekilsiz, eciş bücüş bir şeyler örerek sürekli hatırla sevgili izledim. bir daha örgü gibi şeylere girişmedim ama kendimi kaybolmuş hissettiğim her dönem özellikle ilk bölümleri olmak üzere hatırla sevgili izledim. yasemin'in yıllarca ahmet'i beklemesi, ahmet'in her koşulda tutkuyla aşkına sahip çıkması bana hep garip bir huzur verdi. oysa ne ahmet ne yasemin vardı gerçek hayatta. ahmet olsa, yasemin'i yok; yasemin olsa ahmet'i yok. nejdet filan zaten hak getire.

şimdi dördüncü bölümü izlerken, nejdet'in yasemin ile ahmet'in birbirlerine aşık olduğunu öğrendiği sahne geçiyor. bölüm altına birisi "ben ve nejdet bunları hiç hak etmedik." yazmış. sabah izlerken, ağzımdaki gazozu püskürtüyordum.
(bkz: yaşasın platonik aşıkların onurlu mücadelesi)

aynı bölümde ahmet, michele ile ayrıldıklarını ailesine açıklarken "kızın kalbini kırmamışsındır inşallah." diyen annesine "ayrılıklar, kalpler kırılmadan olmuyor anne. maalesef." diyor. bu diyalogu yıllar sonra fark ettim. belki de algıda seçicilik.

o kadar haklısın ki ahmet reis.
ila ila
çok hatırlamıyorum ama sol bakış açısıyla yapılmış bir diziydi sanırım. iyi keklediler milleti o dönem. sol romantizm cidden çok bayık.
mei kusakabe mei kusakabe
müzik derslerinde 3/4 lük ritime filan hep bunu örnek verirler. niye? çünkü vals filan hep batının ahlaksızlığı işte. toy beyinlerimizi yıkamak için hep.

neyse goygoyu bırakıyorum

benziyor biraz bu da



bi de benim annemin anneannesinin adı sümbül soyadı da menekşe. (dalga geçmiyorum). dinlerken bu geliyor aklıma hep.
karl radek karl radek
berbat ötesi bir dizi. duygusal olacağız diye tarihsel gerçekleri çarpıtmışlar. bunu bilinçli bir şekilde yapıyorlar, belli. zaten bu şahısların fikri önderleri bugün chp'ye iyice yanaşacağız diyerek yayınlarında işçi direnişlerini, farklı solukları görmezden geliyorlar. kendi seslerini bile taşımaktan acizler.

bu arkadaşlar 60'ların sonu-70'li yılların başlarını anlatıyorlar ama ne yazık ki ortada bir işçi sınıfı yok, kaypakkaya yok, ideoloji desen ara ki bulasın. yani duygusal olacağız diyerek bütün herşeyi sansürlemişler.

15 yıl oldu dizi başlayıp biteli ama bunları söylemek istedim sadece.
caotic caotic
youtube sayfasinin admini, bir iki aydir ozel sahneleri koymaya baslamis:

"ne ayriliklar, ne araya giren mesafeler sevenleri ayiramaz ahmet. bunu goreceksin."



anabacı vokke anabacı vokke
aşk meşk temalı sol tandanslı dönem dizilerinin öncüsü. öncelikle konunun devrim olduğunu çaktırmamak için çiçek böcek temalı bir isim seçiyoruz, sonra sanki devrim değil büyükada'da karnaval yapıyormuşcasına bir senaryo kurguluyoruz. dansedemeyeceğim devrim, devrim de değildir değil mi azizim?

vallahi bıktım şu türk solu'nun bir türlü kendi eylemini meşru göremeyip, hep bir mausmiyet karinesi aramasından... oradan da anca kültür merkezi solculuğu çıkıyor işte.
34 /