hayalimdeki resim

navalboy navalboy
alpayın insanı kendisinden alan bir şarkısı. sözleri:

o anda anladim olmuyor sensiz
bu daha ilk günü ağladim sessiz
alişmak çok zor sensizliğe, imkansiz
her yerinde sen varsin bu evin
duyuyorum, pişmanim diyor sesin
acilar benim artik acilar
görecekmiş gibi seni gözlerim
tutacakmiş gibi ellerim
ama yoksun sen
sen benim nefesim, hayalimdeki resim
aşki anlatan sesimsin
hiç batmayan güneşim
ve bir şarki usulca dökülen dudaklarimdan
böylemi başlamiştik seninle
böylemi bitecekti ?
herşeyimi verdiğim o sevgilim
beni birakip gidecekti
çikiverecek gibisin çerçeveden
usul usul yaklaşip yanima
sariliverecekmiş gibisin o anda boynuma
sen benim nefesim
aşki anlatan sesimsin
hiç batmayan güneşim bitmeyen hasretim
hayattaki tek eşim
ve bir şarki usulca dökülen dudaklarimdan
tatalu tatalu
çok pis gaza getiren şarkı, böyle bir yan etkisi var.

- arka planda şarkının açık olması tercih sebebi-

"görecekmiş gibi seni gözleriiiiiğm
tutacakmış gibi seni elleriiiiğim... "

- aha burada mide fokurdamaya başlıyor-

"ama yoksuuğğn seenn"

- fokurdama devam-

"sen beniiim nefesiiiiğm hayalimdeki resiiiğm
aşkı anlatan sesimsiiin
hiç batmayan güneşimmm... "

- kola bakıyoruz, deri tavuk derisi olmuş, karıncalanma mideden göğüse çıkıyor -

"bitmeyen hasretiiim
hayattaki tek eşiiiiğğim"

- allah belanı versiiiinnn aaarhh
* kimin abi?
- bilmiyorum.

"ve bir şarkı usulca dökülen dudaklarımdağğan"

- sakinledim tamam-

alpay yorumunda, her sesli harfte baskın bir "ğ" sesi olduğu da dikkatlerden kaçmasın. buğulu, puslu söyleme sanatı sanırım.
duygusuz duygusuz
bilmeden kapıldığındır.
yarım yamalak bir silüet vardır. kendin doldurursun, istediğin gibi boyarsın, her allah'ın günü değiştirirsin.
aşık olur sevişirsin. sinirlenir kavga edersin. yorulur sarılıp uyursun. şehir efsaneleri gibi günden güne büyütür, kafana perçinlersin. resmin çerçevesi kalmaz. sen çerçeve olursun. içini o resim doldurur. birisi o resmi alsa bomboş kalırsın. izin vermezsin kimsenin dokunmasına. kimse o resmi oradan çıkartıp yerine başka resim koysun istemezsin. çünkü gerçekten sana aittir o resim. sen yaptın, sen boyadın, sen süsledin, sen pislettin, sen temizledin... senin lan o. sensin o. bütün hayal sana ait. resimdekinden sadece boyaları aldın. gerisini sen çizdin.
aşk bu değil mi lan?
biri gerçekleri açıklasın artık. kandırılıyor muyum yoksa kendimi mi kandırıyorum merak ediyorum.
bildiğine aşık olamazsın. kendi yarattığın şeye aşık olursun. gerçeğe olamazsın. gizemdir insanı çeken. doğruyu söyleyin. vallahi kızmayacağım. acıdır. firkatin kendi veya ihtimali olmadan aşk olmaz ki. acısı yoksa aşk eksiktir.
hep böyle dedi büyüklerimiz. (sebeb sensin gönülde ihtilale / sürüklersin beni sonsuz melale / bilirsin müptelayım ben ezelden / belâ-yı ateşe, belki hayale / senin cevrin senin zulmünle şadım / niçin dursun figânı-ı şule zadım / benim sensin bu âlemde muradım / düşürsen de beni sonsuz melâle -`mustafa nafiz ırmak)
mutlu ve kalıcı aşk yoktur. hayalindeki resmi geliştirdiğin sürece aşıksındır. tamamlandığı vakit yeni resme başlarsın.
resmi yarım bırakırsan sen de yarım kalıyorsun. o da apayrı bir çelişki. taamlamaya çalışacaksın ama tamamlanmamasını sağlayacaksın. hep bir adım öteye gidecek. yok başka yolu.
hâyâl ressamı olmak zor iş.
fular fular
hayatımda ne yoksa döktüğüm tuvaldeki çizgilerin her biri ve hepsi bu. sahip olduğum hoşuna giden şeyleri de eklemişim bunların yanına - ki genelde az bi' kısım bu - öyle bi' resim ki şarkı çalarken çizebiliyorum sadece, oda sessizleşince elim kalakalıyor, fırçam da haliyle. şarkıyla çiziyorum resmen, hatta bir adım - sol ayakla atılan bir adım, solağım ki ben - daha ileri gidip şarkıyı çiziyorum diyebilirim elimden geldiğince. nakarata geldiğinde şarkı, alpay' ın sesi yukarılara çıktığında fırça darbelerim sertleşiyor, çiziyor değil de yıkıyorum sanki birşeyleri.
ve kurduğum her cümleye iyelik ekimi katıyorum mümkün olduğunca.
kurduğum her cümleye iyeli ekimi katıyorum...
benim şarkım...