hayvan barınakları

kazulet kazulet
evsiz, sakat, hasta, aç hayvanların belediyeler tarafından toplanılarak rehabilite ve tedavi edildikten sonra kısırlaştırılması veya sahiplendirilmesi gerekirken ülkemizde bir tecrit alanı olarak görülmektedir. maddi imkansızlıklar nedeniyle yardımlarınız onlar için çok makbule geçmektedir. ayrıca ankara'da yerlerini bulmak için derin bir araştırma yapmanız gerekir. barınak değil lost adası mübarek.
photographer photographer
ülkemizde hiçbir şekilde "olması gereken standartlara" ulaşamamış ve muhtemelen de ulaşamayacak yuvalardır. aslında sözde yuvadır bunlar, bir süre sonra oradaki hayvancıklar ya -uyutulur-, ya hastalıktan kendileri ölürler. paticiklerden şanslı olanlar hayvanseverler tarafından sahiplenilir, olmayanlar ise kaderleriyle başbaşa bırakılır.


sorun sanırım insanoğlunun bu dünyayı fazla sahiplenmesi ve yerkürede başka canlıların da olduğu gerçeğini kabullenememesi...
komiknickbulamadim komiknickbulamadim
çok basit görülen, kayda değer olmayan ufacık şeylere ihtiyaçları olan ulu yerler. barınakların devlet tarafından ciddi anlamda gelirleri yoktur. genelde belediyeler tarafından desteklenir ancak bu da çok küçük bütçelerdir. barınaklar gönüllüler tarasından ayakta tutulur.

hani geceleri hiç susmayan, sokakta sizi kovalayan köpekleri, önünüze çıkıp tırmalayan kedileri arayıp şikayet edip sonrasında barınaklara kapanmasını istiyorsunuz ya ; işte o barınakların her daim basit ihtiyaçları da var. ne gibi diye merak ederseniz;


- kuru mama ,konserve mama ve bebek mamasi..
- kağıt havlu..
- her boyda çöp poşeti..
- makarna..
- eski gazete..

mümkün bunları onlara sağlamak. maddi büyük külfetler değil. hadi bir zahmet el atın bakayım.
madeleine akaino madeleine akaino
istanbul`un hayvan barınakları adres: dudullu çıkışı, atasehir, kadikoy-istanbul telefon: 0216 499 62 83-84-85 sorumlu: mehmet ali bey gönüllü: pınar satıoglu personel: 4 veterin... haber34 burada hangi barınakların neye ihtiyaç olduğu yazılı.

fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi

[eskişehir] hayvan barınağı gezisi (o.pazarı bld.) eskişehir] hayvan barınağı gezisi (o.pazarı bld.) güzel olmus ellerinize sağlık özellikle ybr cbr ve cbf yanyana cok güzel durmmus tebrikler arkada... motosiklet burada da hayvan barınağına gezi fotoğrafları var.

çok basit kuru yavru ve yetişkin maması, çöp poşeti, kullanmadığınız gazete vb. malzeme sağlayabilirsiniz.
ayrıca o kadar güzel yavrular var ki! eğer onları istediğinizden, ömrü boyunca bakabileceğinizden eminseniz, evlat edinebilirsiniz...

evde bakamayacaksanız dahi gidip oynayabilirsiniz onlarla!
evet tarafından evet tarafından
sahipsiz hayvanların(özellikle köpeklerin) bakıldığı yer. iyi yer de burada gönüllü çalışan orospu karılar varken biraz zor sahiplenir bu hayvanlar. bu köpek çükü yalamayı seven karılar yüzünden yemin ediyorum çok istediğim halde barınaklara gidip hayvan sahiplenesim yok. sırf bu karıların yüzünü görmeyeyim diye. sadece bunlarda değil, bu hayvan sever kadınlarda bir iticilik, göt kalkıklığı oluyor.
kızıl kurt kızıl kurt
hayvanların pis yerlerde yaşamaya mecbur bırakıldığı, bazılarının hastalıktan öldüğü, barınak görevlilerinin sık sık dövüp işkence ettiği yerlerdir. bir çok barınağa yapılan habersiz baskınlar sonucu ortaya çıktı bunlar. gebze hayvan barınağında her metrekaresi dışkı olmuş bir kafeste tutuyorlar hayvanları. bu şekilde yaşatacağınıza salın sokağa daha iyi. en azından başlarının çaresine bakıyorlar orada. böyle hem esaret altına alıyorsunuz, hemde işkence ediyorsunuz.
anarşistkedi anarşistkedi
hiçbir şekilde standartların olmadığı alanlar. bu yüzden denetim olsa dahi standart olmadığı için denetimin havada kalmasına yol açıyor. öncelikle petshoplarda hayvan satışı tamamen yasaklanmalı ve insanlar hayvanları satın almak yerine sahiplenme yoluna itilmeli. teşvik falan demiyorum, itilmeli diyorum. bir canlının satışından bahsediyoruz ulan, böyle bir şeye müsamaha gösterilebilir mi ? bu barınaklar da tıpkı çocuk esirgeme kurumu'ndan çocuk sahiplenmek isteyenlere kriter konduğu gibi, uyulmadığı çok açık onlara da neyse, kriterler getirmeli. sahiplendirilen canlılar düzenli olarak takibi yapılmalı.

ya gerçi kime anlatıyorsun anasını satayım. ülkenin tarihi belli. 1911 yılında ittihatçılar insanlardan önce hayvanlara çektirmiş zaten. istanbul'daki bütün sokak köpeklerini toplatıp da sivriada'ya gönderiyor yönetim. çevredeki adalarda yaşayan insanların rivayetine göre geceleri köpeklerin inlemeleri o boyuta geliyor ki, insanlar köpekleri kurtarmaya çalışıyor vicdan azabından; fakat hiçbir şekilde izin verilmiyor. köpekler de açlıktan birbirlerini yemek gibi bir sona sürükleniyorlar.

ha yine de şöyle bir güzelliğimiz var ama allah'tan. sokak hayvanları var bizde hala. avrupa'da pek çok şehirde sokakta köpek veyahut kedi göremezsiniz; fakat bizim sokaklarımızda çok şirin misafirlerimiz var hala.
tacsizkralpele tacsizkralpele
bazı hayvan maması satan sitelerden buraya bağış yapabilirsiniz. bunun dışında en güzeli gidip orada o hayvanları sevmektir ama vicdanınız yetmeyebilir.

diğer konular zaten yazılmış, keşke düzgün işler yapılsa.
ürkek ürkek
bugün bir yazıyla karşılaştım. öncelikle bunu okumanızı istiyorum sizlerden.

bir barınak görevlisinin yazdığı mektup;

"ben bir barınak yöneticisiyim. sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. umarım bu sesi duyarsınız.

öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar… hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.

az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya… büyüyüp de artık "küçük şirin köpek yavrusu" olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu… peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin % 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? ister safkan olsun, ister olmasın… ister sahibi tarafından terkedilmiş olsun, ister başıboş olsun.. barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler…

en çok duyduğum bahane; "taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil." öyle mi gerçekten? ya da "büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu". bir alman çoban köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? "ona fazla zaman ayıramıyoruz" öyle mi? ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince mümkün bu… "bahçeyi birbirine katıyor". onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç? köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de; "biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek"

hayır… büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.

bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz? anlatayım size isterseniz…siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. eğer barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.

köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.

eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii…

eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (pitbull, rottweiller, mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten… bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. ne kadar "şirin", "akıllı" ya da "iyi huylu" olurlarsa olsunlar, farketmez.

eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.

çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. en masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.

köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.

size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz? önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. o "oda"nın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek.

ölümün kokusu mu var, bilmiyorum. orada yitip giden ruhları mı hissediyorlar, bilmiyorum. ama orada benim anlayamadığım bir şey var, ve istisnasız her köpek o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.

köpeğiniz önce bağlanacak. ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyeni tarafından sıkıca tutulacak. sonra ötenazi teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. ön ayakta bir toplardamar bulacak ve öldürücü dozda bir pembe sıvıyı damara enjekte edecek.

umarım köpeğiniz bağlı olduğu için panikleyip aniden bacağını çekmez. ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben… fışkıran kandan kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. hepsi hemen oracıkta "tatlı bir uykuya dalmaz", bazen bir süre kasılırlar ve solukları kesilir, nefes almaya çalışırlar ve kendi üzerlerine dışkılarlar.

her şey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.
sonra ne olur dersiniz? yakılır mı? çöpe mi atılır? başka evcil hayvanlar için mamaya mi dönüştürülür?

bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz. zaten bilmek de istemezsiniz.

nasılsa o sadece bir hayvandı. hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz, öyle değil mi?

umarım bunları okurken gözleriniz yuvalarından fırlıyordur ve umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırıyorsunuzdur.

işimden nefret ediyorum. işimin ve barınakların hala var olmak zorunda oluşundan nefret ediyorum. sizler değişmedikçe barınakların var olmaya devam edecekleri gerçeğinden nefret ediyorum. etkilediğiniz hayatların, sadece barınağa atıp gittiğiniz zavallı bir köpeğin hayatından ibaret olmadığını bilmiyor oluşunuzdan nefret ediyorum. her yıl sadece amerika birleşik devletleri'nde barınaklarda 11 milyon hayvan ölüyor ve bunu sadece siz durdurabilirsiniz. her bir canı kurtarabilmek için elimden gelenin fazlasını yapıyorum, ancak barınaklar tıka basa dolu, ve her gün yeni hayvanlar gelmeye devam ediyor.

söyleyeceğim şeye lütfen kulak verin:

barinaklardaki köpekler ölüyorken köpek satin almayin. köpeğinize eş aramayin, köpeğinizi çiftleştirmeyin.

"bir kez olsun anneliği / babaliği yaşasin" demeyin. köpeklerde annelik / babalik duygusu insanlardaki gibi değildir, aile kavrami yoktur. dişi köpekler, büyüdüğü zaman yavrularini tanimazlar bile… erkekler ise hiç bir zaman yavrusunu bilmez.

kisirlaştirilmamiş her bir köpek, 6 yilda 67.000 köpeğin doğumuna neden olur, bunu unutmayin.
kaçinilmaz sonlari barinaklarda ölmek olan yavrularin doğmalarina izin vermeyin.
"doğacak yavrularin hepsini de sahiplenecek güvenilir insanlar buldum" diyorsaniz tekrar düşünün. 6 ay sonra gidip baktiğinizda artik o "güvenilir" kişilerde olmadiklarini göreceksiniz, bundan emin olun…

isterseniz benden nefret edin. ama gerçeği değiştiremezsiniz ve gerçek her zaman acıdır.

belki bunu okuyanlar içinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyetli bir tek kişinin olsun fikrini değiştirebilirim. belki bunu okuyan bir kişi bir barınağa gider, "bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim" der.

işte o zaman bu yaziyi yazdiğima değer..."


ama bizler oturduğumuz sokaklarda çok gürültü yapıyor diye belediyelere sığınan insanlarız. belediyeleri arayarak mahalleden alınmasını istediğimiz her canlının ölümüne sebep oluyoruz. çünkü insan ırkı yüce bir varlık.

hayvanları saldırganlaştıran sizin kibriniz. bunu anlayın artık. hiç sevgiyle yaklaşmayı denediniz mi? herhangi sokak köpeğinin başını okşadınız mı? sıcaktan bayılmak üzere olan bir hayvana su verdiniz mi? yoksa siz hayvanlar için bırakılan kapları ortadan kaldıracak kadar kötü müsünüz? "oturduğum yerde pislik olmasın" düşüncesiyle hareket edip hayvanları uzaklaştıracak kadar haysiyetsiz ve k ö t ü s ü n ü z...
7