hayvan gibi üreyip açım diye ağlamak

enes batur izliyorum enes batur izliyorum
düşüncesiz anne baba eylemi. dünyada böyle bir cehalet var. ülkemizde "allah rızkını verir" olarak kkendini gösterirken avrupa dolaylarında "isa babamız yer yatarız" görüşü hakim. iyi de o işler öyle olmuyor işte.

sonra ağlıyrsunuz yardım filan bekliyorsunuz size değil de çocuklara yazık. kimi kötü yola düşerken, kim suç makinası oluyor.
morgion morgion
arap kültürüdür. üreyelim daha çok üreyelim sayısız bebelerim olsun alayını sokağa salalım sonra kendimizi acındıralım 37372829 tane çocukla açız perişanız diye..
clitor eastwood clitor eastwood
orta doğu coğrafyasında "çocuk kısmetiyle doğar, bereket getirir" diye bir gelenek olmasından kaynaklı bu durum.
işi gücü yolunda gitmeyen, batan biten insanlar rabbe sığınıp "bi çocuk yapalım da bereket gelsin evimize, allah yardım eder nasılsa" düşüncesinin eyleme dökümü sonrası oluşan manzara bu.
olan o yavrucaklara oluyor..
acarabi acarabi
etnik sömürünün dibine dibine vurmaktır.
anlayan beri gelsin, anlatsın da anlayalım ama anlayacağımız dilde anlatsın.
ben anlamıyorum çünkü...
dumrul korkut dumrul korkut
cahilce bir söylem.
en başta, sen o hayvan gibi ürüyor dediğin insanlara herhangi bir yardım yapıyor musun? ya da onların sana ne zararı var? senin insanlığa bu güne kadar ne katkın oldu? hangi hakla başkalarının üreme ya da başka bir seçimine karışma hadsizliğini kendinde buluyorsun?

şimdi insanların çocuk yapma mantığına gelirsek, çocuğun yaşamdaki yeri toplumun yapısına göre değişir. bati gibi çok gelişmiş toplumlarda çocuk bir maliyettir. bir çocuğa bağımsız yaşayabilecek yaşa gelinceye kadar sadece masraf yaparsınız. karşılığında da sadece sevgi ve çocuk sahibi olma doyumu sağlarsınız. ekonomik mecburiyetlerin yanında, çocuk ebeveynin özgürlüğünü de oldukça kısıtlar. gelişmiş toplumlarda aile büyüklerine çocuk bırakmak çok görülmez. dolayısıyla, ekonomik olarak çok daha ucuz mevsimlerde turistik gezi yapmak mümkün olmaz. pahalı sezonda sadece okul tatillerinde tatil yapabilirsiniz. ayrıca gelişim sürecinde de çok fazla zaman ayırmanız gerekir.

az gelişmiş toplumlarda ise, buradaki bir çok faşizan ve cahilce yazının aksine, çocuk bir zorunluluktur. sosyal güvenliğin veya devlete olan güvenin olmadığı toplumlarda çocuk sayısı mecburen fazladır. çocuklar, oldukça küçük yaşlardan itibaren aileye katkı sağlarlar. çocuk çalıştırmaya karşı olan yasalar, geri kalmış yerler için geçmez. zaten orada da bu yasaların batı tarafından uygulanmaya zorlanması, nüfusun artmasını engelleme çabasıdır.
daha düne kadar bile geri kalmış bir tarım toplumu olan türkiyede, anadoluda aileler çok çocuk yapmak zorunda idi. bu günkü gelişmiş tarım aletleri olmadan, kol gücüyle ancak kalabalık olursanız, karnınızı doyurabilir, yaşlılığınızda bakılırdınız. çocuk ölümlerinin oranı da toplum gelişmişliğine ters orantılı olarak artar. ölüm oranının yüksek olduğu bir toplumda, 2 çocuk yapıp, 50 yaşında ikisini de kaybetmiş olan ebeveynler, yaşlılıklarında sürünürler.

tabi ki, suudiler gibi prematüre bir devlette yaşayanlarda farklı, ama geçici durumlar ortaya çıkabilir.

birçok bilimsel araştırmalara göre dünya nüfusu da 11 milyara gelmek zorundadır. bu konuda güzel bir örnek: "hans rosling" in "global population growth" başlıklı konuşmasıdır.

son olarak naçizane tavsiyem, dünyanın gerçekleriyle kendi dünyanızın gerçeklerinin aynı olmayabileceğini göz önüne almanız, hiçbir bir şeyin nedensiz olmayacağı gerçeğini unutmamanızdır.