hayvanları kesip yemek

1 /
rose whisper rose whisper
modern dünyada çok normal olan bi durum.

ama düşününce canilik değil de ne?

bizim boğazımız kesilince nasıl canımızın yanacağını düşünün. onlara ne hakla bunu yapıyoruz. et yemek için. kendi keyfimiz için.

bu gidişle vegan olucam.

edit: vejetaryen daha iyi uyuyor sanırım kastettiğim şeye.
5
bitli piyade bitli piyade
sadece hayvanların kesilmesini öne sürerek vegan olma isteği feryadıdır. çok komik. oysa ki peyniri, sütü, yumurtayı hayvanları kesmeden de tüketebilirsiniz.
dişte kalan maydonos dişte kalan maydonos
ayni mantaliteyle etobur hayvanların da itlaf edilmesi gerektiğini düşündüren önerme. yazık değil mi kendi halinde otlayan ceylana? kaplanlar tarafından tuzağa düşürülüp katledilmesini besin zinciri bize açıklayamaz. hepçillik yasaklansın, etçiller öldürülsün. yaşasın özgür otçullar.
3
neverendingblueroad neverendingblueroad
benim de yumurtalar hiç aklımdan çıkmaz. tavukadın'ın binbir zorlukla dünyaya getirdiği evlatlarını yuvalarından hiç çekinmeden koparıp, keke böreğe koymak için acımasızca kırıp, sabahları kızgın tereyağında kızartarak, belki kaşarla veya sucukla süsleyerek afiyetle yiyoruz. üzerine de belki çörek otu, yanına sıcak çay, taze bir de gevrek, namnammm.. öhöm nerede kalmıştık? hah işte ben de her yumurta yediğimde gözümden yaş geliyor inanın, timsah da değilim ama onları da anlıyorum. sen nehre sadece bi yudumcuk su içmeye gelen geyiği boynundan kavra, evire çevire parçala ve o muazzam sivri dişlerinle ye, sonra da ben ne yaptım aman allaam diye ağla. olacak iş değil. hayatta kalmak bu kadar acı olmamalı. bir de süt var, ineğin memelerine uzanan eller kırılsın dedirtecek kadar acı bir olay. düşünsenize her gün evladını besleyecek sütü biriktiriyorsun ve elin adamı gelip kendi evlatları için senin memelerini mıncırıp sütünü alıp seni de büzüşmüş memelerinle başbaşa bırakıyor. ölmeyi tercih eder sanırım ona sorsanız.

uzattım affedersiniz. konu besin zinciri denen bir olay ile doğa koşulları ve bunun sonucunda ortaya çıkan doğal seleksiyon denen bir kavramla da açıklanabilir ama bunlar zaten bilinen şeyler değil miydi yahu?
coptralt coptralt
genelde herkes hayvanların kesilmesine karşıdır ama herkes et yemeye de bayılır. burada muhteşem bir tezatlık vardır. hiçbir zaman çözülemeyecek sorunsaldır.
ropte ropte
hayvanları çok severim en çok da kızarmış tavuğa bayılırım. ehe!

doğanın kanunudur arkadaşlar. çok fazla dramatize etmek saçma bence. doğada her şeyin dengesi vardır. ekolojik sistemde her türden hayvan popülasyonunun kalması gereken nicel bir değer var. bu değer arttıkça sistemin dengesi bozuluyor. azaldıkça türün nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalınıyor.

atıyorum bir bölgede tilkiler olmazsa tavuk sayısı dengesiz bir şekilde artar. tavuk sayısı artınca toprağın havalanmasını sağlayan solucandı, börtü böcekti tükenir. bir süre sonra hem bu hayvanlar aç kalır. hem toprağın besleyiciliği düşer, hem de havalanmayan toprak kuraklaşır çölleşir.

ha, tavukların olmadığı bir coğrafyada bu defa böceklerin sayısı dengesiz artar, fareler çoğalır, buna bağlı olarak hastalıklar artar vs.

bu bağlamda zaten vahşi doğada her hayvan aslında ekolojik sistemde başka bir canlının (hayvan ya da bitki) abartılı bir şekilde çoğalmasını engellemek gibi bir misyonu vardır. doğada muazzam bir denge var. evet bu güçlünün zayıfı yenmesi olayı maalesef romantizmimize biraz gölge düşürüyor ancak, aksi durumda bu defa hiç romantik bir ortam oluşmayacak.

ayrıca hayvansal gıdalara da ihtiyacımız var bünyesel olarak. yoksa sürekli bitkisel ürünlerle beslenmek gen aktarımı ile gelecek nesilleri de tehlike altına atar.
zararsızdeli zararsızdeli
bir doyma biçimidir.
kesmeden de yenebiliyor mu ?
( eksi oy veren suser hiç et yemiyorsunuz veya hayvandan üretilmiş herhangi birşey yemiyorsun veya kullanmıyorsun ? )
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
bu mantıkla tüm bitki ve hayvanları kesmeden (öldürmeden, koparmadan) önce uyutmamız gerek. pratikte sanırım imkansız. onun yüzünden binlerce yıldır olagelmiş, bizim için besin kaynağı olan hayvanları ve bitkileri canice yemeye devam etmeliyiz. gönül isterdi ki fotosentez yapabilelim, ancak öyle evrilmemişiz. hepçil bir lanet olup çıkmışız. kaderdir bizi suçlu yapan.
tanım: cani bir insan davranışıdır.
ganjaman ganjaman
yediğimiz hayvanlar da bizim gibi memeli olduğu için aslında daha bir hassasiyetle yaklaşıyoruz. mesela böceğin üzerine basıp geçiyoruz ve düşünmüyoruz bile, ya da sineği şap diye duvara yapıştırıp öldürebiliyoruz. hayvan yenilmesine karşı değilim, kendim şahsen daha etik olduğunu düşündüğüm için sadece av hayvanı yiyorum. endüstriyel hayvancılıkta hayvanlara kötü muamele had safhada. asıl sorun da bu bence. kesimhaneye çoğu zaman işkence edile edile götürülüyor hayvan. kesileceğini anlayan hayvanların ağladığı videoları herkes görmüştür. sadece bir anlığına kendinizi o hayvanların yerine koyun. işkence edilerek öldürülmeye götürülseniz neler hissederdiniz? korkunç bir his değil mi? oysa öleceğinizi hiç bilmeden, hiç acı hissetmeden de ölme ihtimaliniz varken. belki bundan bir 500 yıl sonra kendimize bu kadar yakın memeli türlerini sistematik şekilde köleleştirip, günü gelince kesip yediğimiz için utanacağız. ama bugün de en azından hayvanların tamamen acıyı hissetmeyeceği seviyede uyuşturulmadan öldürülmesine engel olmalıyız.
psamathe psamathe
hücredeki besinlerin metabolizmada kullanılmasına beslenme denir. bütün canlılarda ortak olarak gerçekleşir.

insan bir canlıdır. canlılar beslenme şekillerine göre 2 gruba ayrılır.

- üretici beslenme (ototrofluk) : organik besin ihtiyacını fotosentez yaparak karşılamadır. hücrelerinde taşıdıkları klorofiller yardımıyla güneş enerjisini emerek organik besin yapılmasında kullanırlar.
ürettikleri besinin bir kısmını yaşam olaylarında kullanırken bir kısmını da yedek olarak depolarlar. yeşil bitkiler öglena mavi yeşil alg ve bazı bakteriler bu gruba girerler.

- tüketici beslenme (heterotrofluk): organik besin ihtiyacını dışarıdan hazır alarak karşılanmasıdır. beslenme de kullandıkları kaynağa göre dört alt grubu bulunur.

1) otçul beslenme veya otoburluk : besin ihtiyacını bitkisel besinlerden karşılarlar. bitkilerin kök gövde yaprak meyve ve tohumlarında depolanmış olan besinleri kullanırlar. ağız ve sindirim kanalları otların sindirimini sağlayacak şekilde farklılaşmıştır. ağızlarında azı dişlerin sayısı fazla olup yüzeyleri de genişlemiştir. sindirim kanalları otların selülozunu parçalayabilmek için etçillere oranla daha uzun yapıdadır.

2) etçil beslenme veya etoburluk : besin ihtiyacını hayvansal kaynaklardan karşılarlar. hayvansal organizmaların vücudunda depolanmış olan besinleri kullanırlar. ağız ve sindirim kanalları etlerin parçalanmasını sağlayacak şekilde farklılaşmıştır. ağızlarında köpek ve kesici dişleri gelişmiş yapıdadır. sindirim kanalları otçullara göre daha kısadır.

3) hem otçul hem etçil beslenme veya hepçil beslenme : besin kaynağı olarak hayvansal ya da bitkisel kökenli organizmaları kullanırlar. ağız ve sindirim kanalları hem etçil hem otçul beslenecek şekilde farklılaşmıştır.

4) çürükçül beslenme (saprofitlik) : besin ihtiyacını ölmüş canlıların vücutları ve sindirim atıklarını kullanarak karşılarlar. ağız ve sindirim kanalları yoktur. besinleri vücut dışında çürüterek sindirir ve emerler.

evrimsel süreç ve insanın anatomik yapısı göstermektedir ki, "insan" tüketici beslenme şekli ile yaşayan ve hepçil beslenme sınıfına dahil edilen bir canlıdır. ancak bazı bilim çevrelerinde, insanın hepçil olmadığı ve aslında otçul beslenme ile de yaşamını sürdürebilmesinin mümkün olduğu öne sürülür. özellikle de modern insanın, artık et tüketmesine gerek olmadan yaşamına devam edebilecek olabileceği, ciddi bir tartışma konusudur. hatta belki de tartışmaya otoburluk kısmının bile dahil edilebildiği söylenebilir. bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi, laboratuvar da üretilen minik haplar ile de beslenme şeklimizi değiştirebilir ve bu şekilde yaşama devam edebiliriz vs.

yukarıdaki geçen tüm bilgiler işin bilimsel çerçevesindeki tartışma boyutuna ilişkindir.

bir de işin etik ve felsefi boyutunda ki tartışmalar vardır ki ; vejetaryenlik ve veganlık kavramlarının çıkışı da ağırlıklı olarak bu tartışmaların bir sonucudur.

hayvanların kesim şekilleri yani onların "acı" çekmeden ya da mümkün olan en az acı ile öldürülerek, besin olarak tüketilmesi ise bambaşka bir tartışma konusudur. burada da işin içine farklı dinlerin, farklı yaklaşımlarından tutun da, tüketilme aşamasında en sağlıklı yöntemin hangisi olacağına dair çok farklı yaklaşımlar dahil edilebilir. tabii bir de bu yöntemlerin maliyet boyutu vardır. misal bazı kesimhanelerde, kesilecek hayvanlara kısa süreli elektro şok yöntemi ile kendinden geçmelerini sağlayan, dolayısıyla kesim anında acıyı minimum seviyede ve belki de hiç acı hissetmeden kesilmelerine olanak veren ancak nispeten maliyetli olan bir yöntem uygulanırken, çoğu kesimhane de doğrudan kesim işlemi gerçekleşir. bununla ilgili videoları izlerseniz, duygusal tarafınız ağır basıp, göz yaşı dökmeniz ve et tüketiminden vazgeçmeniz, ihtimal dahilindedir. ha bir de balık tüketimi var ama sanırım, balıkların sesi çıkmadığı için onların öldürülme şekli çoğu kişi için rahatsız edici görünmez. ancak sinir hücrelerine ve bu hücrelerin işlendiği basit bir beyin sistemine sahip hemen her canlının, canını verirken "acı" dediğimiz duyguyu yaşayabileceği bir gerçektir. tabii ekstra bir bozukluğu yoksa. öte yandan acı duygusu, sadece ölüm anında hissedilen bir duygu değildir. parmağınıza sivri bir cismin batması ya da aşırı sıcağa maruz kaldığınız da hissettiğiniz duygu da bir tür acı dır.

yaşamınızı nasıl ve ne ölçüde devam ettireceğiniz tercihi tamamen size kalmıştır. kendim için konuşursam ; hayatımın hiç bir döneminde vejetaryen veya vegan olmayı düşünmedim. gerek kırmızı eti, gerekse beyaz eti tüketmekten yana bir rahatsızlık da duymadım. öte yandan balık tutmak da dahil, bu yaşıma kadar hiç bir canlıyı, besin olarak tüketmek için öldürmedim. ancak şartlar değişirse yani yaşamak için öldürmek zorunda kalacağımı hissedersem bunu yapabileceğimi de biliyorum.

son olarak tdk'ya göre doğru yazılımı "vejetaryen" şeklindedir. ancak bu başlıkta veya başka başlıklarda, savunsun veya karşısında olsun vejeteryen şeklinde yanlış şekli ile kullanıldığını görüyorum. belirtmeden geçmek istemedim.

kaynak : alembil.blogspot.com


editbüdüt : çelişki gibi gelebilir ancak hayvanları çok seviyorum. ve kesim hayvanı olsun veya olmasın çoğu hayvanın da hayatta kalabilmesi adına kendi şartlarım ölçüsünde büyük efor harcıyorum. karasinek ve sivrisinekler hariç, onları öldürürken gözümü bile kırpmıyorum, bende yalan yok.
1 /