hayvansever

1 /
soldier in the army soldier in the army
bu hayvansever insanlar için yalnızca fok balıkları, aslanlar, köpekler, kediler vs.'ler hayvan kategorisine girer. böcekler de hayvan bir bakıma. böcek gördüm mü bir öldürme dürtüsü mutlaka can bulur içlerinde. fare geçse yanlarından tiksinerek bakıp köşe bucak kaçarlar. bu nasıl hayvanseverliktir anlamıyorum. sanki gösteriş için tüm bu yapılan eylemler... işte yine;

(bkz: ırk ayrımı)
sugibiazizol sugibiazizol
ölü balıkları bile seven kişidir.

dostlarına "hayvan" dendiğinde bile rahatsız olan kişidir.

kelimenin dile gelişinde sürekli agresif iki hatunun hatırlanmasından yakınan, gerçek bir " hayvansever" in insanları da incitmemesi gerektiğini düşünen kişidir.
trinity trinity
sadece evde beslediği hayvanı değil bütün hayvanları sevendir. bir de denir ki hayvan sevmeyen insan sevemez... sonuçta zararsız zavallı sana muhtaç bir hayvana bile kötü davranıyorsan içinde sevgi yok demektir... ee sevgi yoksa insan hayvan ne fark eder...
özetlersek; hayvanları sevelim, onlara eziyet etmeyelim, çocuklarımıza hayvan sevgisi aşılayalım derim ben...
zinkafnun zinkafnun
iş arkadaşım ceyhun'dur. şaka yapmıyorum.

öğle tatilinden elinde bir torbayla döndü ceyhun, siyah orta boy bir torba. "gofret mi aldın?" dedim, "yok" dedi. "bira mı yoksa?" dedim*, "ehehe bira değil fitil aldım" dedi. her şeye gülüyorum adamın söylediği de buna hepten koptum. bürositten düşmek üzereyken toparlanıp sordum: "fitil mi? nasıl fitil? çocuğa mı? ateşi mi var?"

ben böyle kalitesiz esprilerin peşindeyken, ceyhun'un fitil dediği şeyin -ki adı gerçekten de fitildir belki bilmiyorum- eskiden yani pimapen'den önce, soğuk hava gelmesin diye pencerelerin içine çekilen o bir tarafı yapışkan diğer tarafı sünger olan şeritlerden olduğunu anladım.

reklamını da yaptı: "ya zin bu var ya bu, yaşayan en eski yalıtım tekniği, sen bilmezsin bunu"...

"ne yapacaksın bunu yahu?" diye sordum.

"balkon demirlerine yapıştırıcam ya kuşlar konuyo, demir buz gibi üşüyorlar. üşümesinler diye..." dedi.

şaka yapıyor sandım, baktım adam ciddi. nasıl hoşuma gitti ya, bu nasıl güzel bir fikirdir böyle? bu nasıl bi incelik, bu nasıl bir hayvan sevgisi?

ben hayran hayran bakarken, vurucu cümleyi de yapıştırdı: "ben bizim kediden sonra böyle oldum. bilmezsin sen, insan gibiler. her şeyi düşünürüm ben, insan gibiler çünkü."

hayvansever kimdir? ceyhun'dur, şaka yapmıyorum.
antitartaklar antitartaklar
iki yüzlü, sahtekar, insanlık bilincinden uzak insanlardır. çünkü insanlara verilmesi gereken değerden fazlasını hayvanlara verirler ve bunu dahi adaletli yapamazlar. misal bir kedi ile kelebeği eşit sevip onların yararına eşit miktarda çalışamaz. bu nedenle günümüz hayvan severleri yalnızca kedi, köpek sever.
white shadow white shadow
bir kedi ile bir kelebeği eşit miktarda sevmek gibi bir zorunlulukları da yoktur mesela.

bir varlığı sevip korumaya çalışmak, insan olsun, kedi-köpek, iguana, lüfer olsun güzel bir durumdur, diğerlerini niye sevmiyorsun diye saldırmak değil, bu davranışı teşvik etmek, onaylamak daha fazla sevgiyi getirir.

ve zaten bir türe/varlığa sempati veya sevgi duymak genellikle insanın iradesi dışında gelişir.

bu durumda bazı insanların kafalarında oluşturdukları doğruya göre diğer insanlara "sen hayvanı insandan daha çok seviyorsun, onu bırak kediyle kelebek arasında bile sevgini adaletli paylaştıramıyorsun demekki iki yüzlü sahtekarın tekisin" demesi ne kadar doğru ve yapıcı kalıyor, kendinizde yapabileceğiniz basit kontrollü deneylerle görebilirsiniz.
antitartaklar antitartaklar
öncelikle hayvandan kastımız nedir onu tartışmak gerekir. eğer insanı düşünen bir hayvan olarak kabul edersek seveni sevmeyeni vardır sevmeyenler zaten katliam yaparak, sosyal ve ekonomik eşitsizliği sağlayarak duygularını açık yüreklilikle dile getiriyorlar. sevenler ise genelde sadece kendilerini sevdikleri için pek bir şey ifade etmiyor.

lakin hayvanlardan kastımız düşünmeyenler ise çok seviyoruz. çünkü hiç biri bize cevap veremiyor. onlara aldığımız götümsü kazakları giydirip, orta çağda kölelere takılan tasmalardan boyunlarına geçirdiğimizde bize sövmüyorlar ya da birleşip isyana kalkışmıyorlar.

farklı bir açıdan bakarsak bizim her türlü pisliğimize rağmen bize tepki gösteremedikleri için seviyoruz. kazıklanmaktan korktuğumuz için sadece hayvanları seviyoruz, güven duygumuz eksik çünkü. bir nevi asosyal insanların sosyalleşme, kendini tatmin etme aracı oluyor.

bunların hepsine eyvallah deyip siğneye çektiğimizde bu seferde hayvanlar arasındaki sınıf farkı çıkıyor karşımıza. kedi, köpek ve balıklar 1. sınıf; kelebek, iguana ve kuşlar 2. sınıf hayvan oluyor. böcekler çok çirkin oldukları için, leoparlar ise derilerinin çok güzel olduğu ve şık gece elbiselerine ham madde oldukları için bu sınıflandırmaya giremiyorlar.
white shadow white shadow
sevgi, zaten kompleks bir konudur, çeşitli kalıplara sokulmaya çalışılsa da genellikle işe yaramaz, daha da karmaşıklaşır. hayvanlara duyulan sevginin de bu sebeple çok çeşitli nedenleri olabilir. bazılarının acıma, üzülme duygusu sevgiyi getirir, bazıları emirlerine itaat edilmesinden duydukları haz sevgiyi getirir. bazen sadece alışkanlık sevgiyi getirir. bazılarının sevgilerinin kaynağı ise, örneğin kedi severlerin büyük bir kısmının, kedilerinin nispeten özgür iradesi ve asi (kimine göre nankör) yapısıdır, ki kendilerine itaat edildiği için hayvan sever olanlarla da çelişir. örnekler oldukça çoğaltılabilinir.

benim ise bu konuda söyleyeceğim şey aslında azıcık yukarıdaki girimden pek farklı olmayacağı halde, tarihten ikinci henrinin güzel bir sözüyle başlamak istiyorum; so what?

sevginin sebebi en kötü örneklerden biri olabilecek "kendine itaat edilmesinden duyulan haz" olsa bile, ki gerçekten çok az hayvan severin sevgisinin sebebi budur, bu durum kötü bir sonuç doğurmaz. gerçekten sevgiyi bir şekilde kazanmış bir insan, yani bahsettiğimiz "hayvansever"ler, bu sevgiyi doğal olarak hayvanına da toplamdaki mutluluğuna da yansıtır. başkaları tarafından kazıklanmaktan korkan insanlar da köpeklerine duydukları sevgiden mutlu olurlar. o veya bu nedenle var olan sevgi hemen hemen her zaman insanlar için ve çevreleri için pozitif etki oluşturur.

bu durumda bu insanların hiç bir suçu ve "herkesi her şeyi eşit sevmek" gibi bir zorunluluğu yokken onlara "sahtekar, insanlık bilincinden uzak" demek, toplumda küçük görmek bu insanlara haksızlık olduğu gibi sadece negatif etki yaratır.

bu arada insanlar, insanlar arasında bile belli sınıfları daha fazla severken -şahsen ben kendim otobüs teyzesi olarak adlandırabileceğim sınıfı hiç sevmem mesela- bir hayvansever'in iguanaları kköpeklerle eşit sevmek zorunda olması ve onlar için eşit çalışmak zorunda olması düşüncesi oldukça saçma kalıyor. ve evet böcekleri de sevmiyorum ancak evimdeki muhabbet kuşlarını çok seviyorum. sanırım faşistin biriyim, insanlık bilincinden uzağım. bir de sahtekar evet.
1 /