helsinki

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
beatrice
avrupa'nın en sıkıcı başkenti olmaya aday, tüm kentin yaklaşık 4-5 saat yürüyüş parkuruyla görülüp bir daha geri gelmemek üzere terkedilmeye değer olduğu ve ilginç şekilde yerli halkın da bu gerçeği kabul ettiği, turistik eşya fiyatlandırmasında dünya ortalamasının 10 katı üstünde olan, şehrin neredeyse her yerinden görülebilen beyaz kilisesi ile ortalama güzellikte sayılabilecek şehir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
madeleine akaino
resmi iki dili olan ve fince'den sonraki ikinci resmi dili isveççe olan bir ülke finlandiya.
lakin, aşırı milliyetçi finliler isveçlileri pek sevmezler.
rusya'dan 1917 senesinde ayrılmış...

helsinki'de bazı yapılarda rus kubbelerinin izlerini görmek mümkün. (uspenski katedrali)

marketplace'e gitmeden gezinizi tamamlamayın. türlü kışlık elbiseler, enfes balıklar (finnish salmon roll yenmeli, bu benim dünyada en sevdiğim yiyecek artık!) böğürtlenler ve meyveler burada...

insanların yüzleri fazlasıyla kendine özgü. dolgun elmacık kemikleri, geniş alın ve bu ikisi arasında kafatasına biraz gömülü kalan göz çukurları; oldukça yapılılar. (ben kendimi uzun ve yapılı sanırdım.)

sibellius, dünyaca ünlü klasik müzik bestecileri. alvar aalto da en ünlü mimarları. bu ikisine dair pek çok şey var..

kiasma modern sanatlar müzesi gezilmeli. ziyaretçilere birden fazla ''patika'' sunuyor. mimari incelemesi başlı başına yapılabilir.

esplanade parkı şehrin ünlü caddesi. seyyar dansçılar ve akrobatlara rastlarsınız yürürken...

temppeliaukio, rock church de taşa oyulmuş bir kilise, brüt beton ve pirinç malzemeyle desteklenmiş.

kiliselerdeki turuncu saçlı isa figürleri insana tebessüm ettiriyor!
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
eldar
ilk yurtdışı deneyimime ev sahipliği yapan finlandiya adlı güzide ülkenin başkenti.

metropolitan veya bizim tabirimizle şehir merkezi denebilecek bölgesi gayette düzenli, birbirine paralel ve bunları dik kesen sokaklardan oluşan bir şehir. zaten her sokağın başında ve sonunda sokak ismini gösteren tabelalar asılı durumda. bu yüzden elinde haritası olan birinin kaybolması neredeyse imkansız. ayrıca çok da büyük olmadığını ve iki gün içerisinde kolayca öğrenilebilecek bir şehir olduğunu da söyleyebilirim. ayrıca her binanın ortasında bulunan otoparklar trafiği oldukça rahatlatıyor gerçekten.

ulaşım ağı gerçekten mükemmel bir şekilde metro, tramvay ve otobüs seferleri ile donatılmış durumda. eğer birkaç günlüğüne bulunuyorsanız her metro istasyonundan alabileceğiniz 1, 3 veya 5 günlük turist kartlarıyla feribot dahil her türlü ulaşım araçlarından faydalanmanız mümkün.

türkiye dışında gördüğüm ilk yer olmasından dolayı mı, yoksa gerçekten öyle mi bilmiyorum ama mimarisi ve eski binalarıyla beni acayip bir şekilde büyüleyen bir şehir oldu helsinki. o eski devasa taş binaların aynı hizada sokak boyunca dümdüz uzanışı gerçekten etkileyici.

garip gelen bir nokta, önemli sokaklarda neredeyse her köşe başında bir mc donald's var ve hepsi de ağzına kadar tıklım tıklım dolu. fakat mc donald's a alternatif olarak, aleksanterinkatu'daki carrolls ve fin markası olan hesburger fast food için tercih edilebilecek yerler.

ilk izlenimleri geçersek, helsinki'ye giden birisi için kısa bir bilgilendirme sekansı geçeyim.
helsinki-vantaa havaalanı'na inecek olduğunuzu varsayarsak yapacağınız ilk iş bavulunuzu aldıktan sonra danışma görevlilerine şehir merkezi'ne giden otobüsleri sormak olsun. helsinki'nin merkezine gitmek için en kolay yol, 615 numaralı otobüs(3,9 €) veya finnair city bus(5,9 €). bu iki otobüs de sizi en son şehir merkezindeki tren istasyonu meydanı'na (rautatientori) bırakacaktır. buradan hızlı trenlerle istediğiniz şehrine gidebilirsiniz finlandiya'nın. en hızlı ulaşım şekli budur. yok otobüste gitmek isterseniz gideceğiniz yere, havaalanından kalkan şehirlerarası otobüsler olduğu gibi, rautatientori'ye indikten sonra buraya çok yakın mesafedeki kamppi alışveriş merkezi'ne giderek buradan kalkan şehirlerarası otobüsleri de kullanabilirsiniz.
evet yanlış değil, bu şehirdeki kamppi isimli devasa alışveriş merkezi aynı zamanda metro ve otobüs istasyonu olarak da iş görüyor. ayrıca kamppi'ye çok yakın durumda olan kapalı bir tenis salonu var, aynı zamanda şehrin en büyük sinemasını bulunduruyor.

helsinki'de kalacağınızı varsayarsak, rautatientori'de tren istasyonunu arkanıza aldığınızda karşınızda göreceğiniz, dev bir forum, yine bir alışveriş merkezi olacakır. forum yönüne doğru gittiğinizde karşınıza tramvayların ve arabaların aktığı büyük bir cadde (mannerheimintie) çıkacak. bu cadde üzerinde sol tarafa doğru giderseniz iskandinav devi stockmann alışveriş merkezi'ni görürsünüz. ayrıca stockmann'ın soluna doğru devam eden cadde de aleksanterinkatu'dur. şahsen istiklal caddesi'ne çok benzettim ben burayı. bu sokak boyunca da bir çok alışveriş mağazası, helsnki üniversitesi (helsingin yliopisto), devasa beyaz katedral ve meydanı (senaatintori), upsenski katedrali görülür.ayrıca bu sokak sonunda denize ulaştığınızda şehrin eski açık pazarına da ulaşırsınız. kışın sadece balık satılıyordu ama yazın cıvıl cıvıl olduğu söylenmişti bana.

akşamları barlara veya konser mekanlarına gitmeyi düşünenler için de birkaç öneri vermek gerekirse, ve finlandiya'nın bir rock-metal ülkesi olarak görüldüğünü kabul edersek;
tavastia
semifinal
on the rocks
virgin oil's
dante's highlight
nosturi
bar loose
benim gördüğüm ver gerçekten hoşuma giden yerler. ayrıca hellsinki isimli bir rock shop da mevcut. türkiye'de bulamadığınız pek çok grup tişörtünü rahatça bulabileceğiniz bir yer.

daha bahsedilecek bir çok yeri olmasına rağmen helsinki'ye ilk kez giden birisi için yararlı olabilecek bilgiler en azından bunlar olabilir. son olarak da stockmann'dan kendinize bir finlandiya hatırası almayı unutmayın. daha ucuzlarını bulacağınız yerler olacaktır fakat stockmann'dakilerin kalitesi dokununca bile anlaşılır.

ayrıca gitmek isteyen olursa beni de götürsün lan, çok sevdim ben bu şehri.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
lucy on a flush draw with diamonds
geçtiğimiz yıllarda birkaç haftalığına arkadaşlarım vasıtası ile kaldığım güzel finlandiya şehri. kışa denk gelmesi ne kadar kötü olmuş olsa da insanın ölmeden önce görmesi gereken şehirlerden sadece bir tanesidir.

bir çok avrupa ülkesine kıyasla oldukça pahalıdır. özellikle alkol fiyatları türkiye'ye kafa tutacak kadar uçuktur. bu yüzden bu ülkenin vatandaşları genelde boş bavullarla feribot'a binip tallinn*'e giderler. bavullarını doldurup geri dönerler. zira estonya'daki alkol fiyatları helsinki'nin dörtte biridir. en son geçen yıl bıraktığımda bir kutu bira 9 krona alınabiliyordu. o da türk parası ile 0.8tl ediyordu. şimdi euro gelmiş diyorlar, göremedim. tabi bir de helsinki'den buraya giden büyük abilerimiz bira değil viski, rom, votka falan alıyorlar. yükte hafif, kar marjı büyük olsun diye.*
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
mcn
çok yaşanılası ancak hiç gezilesi bir şehir. şehrin her yeri son derece modern, temiz ve rahat yaşam alanlarına sahip. hem zenginlikleri hem de gerçekten insanca yaşamak için oluşturulmuş alanları ile düşünmeden yerleşilecek bir yer. ayrıca hemen her yerde son derece yüksek hızda internet olması da (sokakta bile!) garip geliyor insana. gerçi internetin insan hakkı olduğu düşünülürse bu hiç de garipsenecek bir şey olmuyor. aslında doğal güzellik olarak olarak da çok başarılı. şehrin girişindeki küçük küçük adalar ve şehrin içindeki doğal güzellikler son derece fazla. halk belli ki gayet zengin, cool ve kurallara riayet eden insanlardan da oluşuyor ancak gel gör ki şehirde bir turistin yapabileceği hiçbir şey yok. bir bisiklete atlasanız 1 saat yeter gezmeniz için. 2 tane kilise, bir tane park bir de sanat müzesi dışında görülecek yer bulmak için kendinizi kasıp saatlerce tramvayda dahi gayet hızlı olan beleş interneti sömürüp blogları arıyorsunuz ama bir şey bulamıyorsunuz. sonra gidip şehrin merkezinde bir bara oturuyorsunuz, 33lük bir bira söylüyorsunuz ve 7.20 euro hesaba bakıp düşüncelere dalıyorsunuz. ha bir de garip bir melankoli var bu şehirde anlamadığım. o kadar ki içim hiç o kadar sıkılmamıştı başka bir yerde ve trene atlayıp turku'ya doğru yola koyulur koyulmaz tüm sıkıntım geçti.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın