hem ofansif mizah yapıp hem komik olmak

mothello mothello
adı üzerinde mizah, muhteviyat komediden oluşuyor. ama ülkemizde insanlarımız gerçekleri duymaktan pek hoşlanmazlar. hep başkasına gülmek ister. eğer mizah unsuru kendisi olmuşsa hemen şikayet, duyar peşinden gelir. birde putlarımız çok tabi. bunlardan kurtulup, biraz gevşemek için çok ihtiyacımız var keşke güzel örneklerini daha fazla görebilsek.
azwepsa azwepsa
genel olarak mizahın konusu olduğunuzda "ofansif" hissedebilirsiniz. mizah, mizahın konusu olanlara komik gelmez. zira bu sanat gördüğü, yakaladığı çarpıklıkları neşeli bir şekilde göz önüne koyar. iyi mizah sizden bir şeyi konu alsa bile size değil bu çarpık duruma odaklanmıştır ve en hassas durumda sizi güldürmese bile bir farkındalık verir. mizahı sanat yapan da bu yoldaki inceliktir. bu sanatta ne kadar zayıfsa kişi kolaylıklara kaçar. cinsellik ve küfür vasit kaçışlardır. kimi zaman sanatın gücü yeterli değildir o zaman da vekleben sonuçları farklılaşır: tespitler hatalıdır, çarpıklığı eleştirmiyordur, farkındalık yaratmıyordur, letafet ekleyemiyordur, vb... neticede ger ressam bir monet ya da picasso olamıyor. sorun değil, yine de mizahtır.

bazı kişilerin ise bu sanatla işi yoktur. radikal fikirlerin peşinde, toplumsal bir hedef, değer, kıymet tanımadan saplantılı şekilde bağlandığı alanın diğer radikal üyelerinin gözüne girmek için maymunluk yapma ihtiyacı hissederler. nefretle yola çıkıp bir çarpıklığı işaret etmeye de çoğunlukla gerek duymaksızın o saplantılı kliğin nefret objesini aşağılama çabasına girerler. insanlar buna "ofansif mizah" diyorlar. bu mizah bile değil, zavallılık. radikalleşmiş insanların nefretini gıdıklayıp saplantılarını kıkırdatmaya yarayan şebeklikleri komik buluyorsanız ne yazık.
frijit bardot frijit bardot
zor değildir. kafanızı kutsallarınızdan kaldırmayı başarıp, dürtüsel tepkilerinize ket vurduğunuz anda siz de hak vereceksiniz. bu kadar katı olmayacaksınız ya da. keza en hafifinden ofansif bir south park bölümüne, ufak bir sahnesine marjinal arkadaş ortamınızda güldüğünüzü hepimiz biliyoruz. şöyle derseniz dürüst olursunuz ama: benim değerlerime dokunmayan ofansif mizaha ayı gibi gülüyorum. bunu en iyi kızıllar ve 7/24 allah sövücülüğü yapan tipler yapıyor mesela wink wink.

ben herkese, en önemsiz duygulara bile saygılı, hassasiyetten ölecek insanım diyorsanız da herkesi mutlu etmeye çalışan beyazıt öztürk türevlerini izleyebilirsiniz. ekranda kumandayı ısımanıza sebep olacak bir alçak, namussuz, kendini bilmez gördüğünüzde egm mentionlayacak kadar mal olmayın yeter.
madafakamanki madafakamanki
zor. bizim yobazımız sevmez. orta doğulu alt yapısını yıkamadan kendini entelektüel, değerler hakkında bilgi sahibi ve bir ''dünya'' görüşü olduğunu düşünen pembe götlü tayfa hiç sevmez.
şöyle bir oyun oynayabiliriz mesela. tarihi, içeriği, kalitesi hiç fark etmez herhangi bir mizah örneği gösterin bana ben de size bu mizahın bir yerlere dokunduğunu, öyle ya da böyle bir kesimi aşağıladığını ya da bir kesime kötü hissettirebileceğini ispatlayayım. bu durumda da en azından 1 tane dahi beğendiğimiz bir mizah türü varsa bu bizi canımızın istediği ya da mantıklı bulduğumuz değerlere dokunulmasın ama diğerlerine gülebilirim iki yüzlülüğüne götürüyor. hiç götünü yiyeyim ayağının lüzumu yok. down sendromlu bir çocuk hakkında yapılmış iğrenç bir şakayı burada örnek gösterip kendinizi ve kendiniz gibi götünü yiyim ayağı yapan 5-10 kişiyi memnun edebilirsiniz tabi ama bu şakanın, bu örneğin kötü olduğunu gösterir sadece. bir içeriğin kötülüğünden de tüm konsepte sövebilip kendini haklı görmek de lafa gelince hepinizin en çok taşşak geçtiği, en umutsuz vaka gördüğünüz insanların refleksi esasen.
2
arhavili arhavili
ofansif mizah olmaz ofansif futbol olur.

günümüzde kişi davranışlarından biçimlerine kadar yaşamın her alanına sızan bir anlayış var. çoğaltma ve dejenere etme. karmaşık hale getirme. reel kılma. kavram kargaşası yaratma. günümüzde nasıl gerçek anlamda organik bir domates bulamıyorsak organik tek bir kavram da bulunanaz oldu. mizahın kendi özünde tekrar edilebilirlik yatar. anlık değildir. anlık olan durumdur. komik olma ile mizah benzer gözükse de farklılaşan iki alandır. komik olana refkleksif gülebilirken mizah düşündürerek bunu yaptırır. mizahı komikten ayıran en önemli farkı tekrar edilebilir oluşu ve zamanla varlığını koruyabilmesidir. komik olan zamanla eskirken mizah eskimez. en eski tiyatro oyunlarından nasrettin hoca fıkralarına kadar mizah varlığını korur.

neoliberal sistemin özünde her şeyi metalaştırma ve satılabilir kılma vardır. mizahın özünden dinin ritüellerine kadar kavramları dejenere etme ve özden öte farklılaştırma yönünde bir çaba var. herşey satılık herşey kabul edilebilir. çöp çöp çöp.

ofansif mizah denilen orospu çocukluğu da bunun bir parçası. şimdi nezih nezih yazarken niye küfür ettin diyeceksiniz. kusura bakmayın. ben de şeker var sinirliyorum aniden amk.

ancak bir kaç ofansif mizah örneğine geldiğimde ağzımdan çıkan galiz küfürleri duysanız şok olursunuz.

ofansif mizah olmaz ama ofansif futbol olur. hatta o maçta ofsayt olur taç olur . eğer mahallede oynuyorsan üç korner bir penaltı olur. en güzel rövaşatalar mahalle maçlarında olur. hele pas gelmeyen birkişiysen top sana gelince dibine dibine çakıp topun golünü atınca sevinmeyeceksin. yere bakarak hafifçe yürüyeceksin havalı havalı sittiğimin yerinde...
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
halk arasında eskiden beri yapılan şeyler :

- oğlum israfil anana söyle akşam gelicem suyu ısıtsın ehhuehheuu
+ uruspu çocuğusun oğlum!

akşam olup israfillere gidince
- ver öpeyim mübarek elini şukufe teyze !
+ sağol evladım, annengil nasıllar?
- sağlığına duacılar şukufe teyze
+ allah razı olsun oğlum
....
- oglum israfil sukufe teyzenin elleri de yımışacıkmış lan pembik pembik...
+ uruspu çocuğu