her gün balkona gelen karatavuk

güse güse
istisnasız her gün, benim onu görebileceğim bir zamanda balkonuma gelen karatavuk.

evim ulu ağaçlara bakıyor, bahar itibariyle etraf yemyeşil oluyor. çok sık bakıyorum camlardan çünkü doğayı, ağacı ve yeşili çok seviyorum.

ama bu karatavuk yeni türedi, daha önce hiç gelmezdi.

hatta yan komşularım balkonlarına kuş yemi koyuyor ve oraya çeşitli kuşlar geliyor. onları hep görüyorum. balkona doğru pike yaparlarken sürekli dikkatimi çekiyorlar.

ama bu karatavuk başka. bu geliyor, benim balkon korkuluğumun tam ortasına konuyor. önce sanki öylesine konmuş gibi, şöyle bir etrafına bakıyor, bazen tüylerini temizler rolü de yaptığı oluyor.
ama benim orada olduğumu ve onu farkettiğimi biliyor. ben de onun benim dikkatimi çekmeye çalıştığını biliyorum. sonra bu karatavuk dönüp gözlerimin içine bakıyor. bakışıyoruz. zaten kafasını çevirse de bir baksa diye bekliyor oluyorum.

bir şey söylemeye çalışıyor hal diliyle anlıyorum. çünkü bu kadar denk gelemez.

bazen evde olmadığım zamanlar "acaba geldi mi? beni bulamayınca ne düşündü? nerede olduğumu, ne yaptığımı da biliyor olabilir mi?" diye düşünürken buluyorum kendimi. onu merak ediyorum. onun da beni merak edip etmediğini bilmek istiyorum.

"hep aynı karatavuğun geldiğine nasıl emin olabiliyorsun?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. insan kendi karatavuğunu anlıyor. sizin de bir gün olursa, siz de anlayacaksınız. onun kanatlarının rengi bir başka, gözlerime bakışı bir başka, bana hissettirdikleri bambaşka. ruhu diğer karatavuklardan farklı. işte ben onu ruhundan anlıyorum.
o da bir kuş olduğu için muhtemelen onun gözünden bakınca ben de diğer insanlar gibi bir insanım. benim için kuş neyse, onun için insan o.
o da beni ruhumdan biliyor.

ruhlar bir kere tanışırsa dış görünüş sadece ufak bir detay oluyor. tür farkının önemi kalmıyor.

"seni nereden buldu?" diye de soruyor olabilirsiniz.
sabahları erken kalkmak bir zevktir benim için. güneşi doğarken görmek. havanın yavaş yavaş aydınlanmasını izlemek. izlerken düşünmek .
o vakitlerde, etrafın ağaç dolu olması sayesinde ben bir konser de dinleyebiliyorum. kuşlar bir sürü şey söylüyor. sabah havasını içime çekmek için balkona çıkıp, ağaçlara bakarım. o kadar yeşil olur ki ben kuşları göremem, ama onlar beni görür.
bu karatavuk beni bu sabahlardan birinde gördü.
herkes uyurken balkondan ağaç yapraklarına minnetle bakan birini hiç görmemişti. herkes uyuyor o saatlerde.

farklı bir şey oldu işte onun için. geldi ve benim balkonuma konup benimle iletişime geçmeye başladı. kendisine minnettarım. kendime ait bir kuşum oldu.

acaba gel beraber uçalım mı demek istiyor diye bazen kendi kendime düşünüyorum. haklı. nereye kadar bakışacağız?
bir an gelecek ve birlikte uçacağız.
çünkü insan olmak sıkıcı, kuş olmak daha cazip.

seni seviyorum karatavuk. sen benim karatavuğumsun. bir sürü kuş vardı, ama sadece sen beni farkettin. beni seçtin. senin beni seçişin, benim de seni bir tanrı misafiri olarak görüp gönlümün baş köşesine kabul edişim oldu.

iyi ki geldin.