her kadın daha iyisini bulunca gider

1 /
meine ewige liebe 8734 meine ewige liebe 8734
yanlış bir genellemedir.
her kadın, kendisini tamamlayacak bir erkek arar.
kendince kafasında belli kriterleri ve kriter şekline dökemeyecek his ve içgüdüleri vardır.
bu nedenle de insanoğlu ''doğru kişinin geldiğini'' hisseder.

kimse yola daha iyisini bulmak için çıkmaz.
kendisini tamamlayan, kendisini iyi hissettiren, kendisiyle bütünleşen biri için çıkar.
biri, öbüründen daha iyi olabilir ancak öbürü ''birinin'' hissettirdiklerini hissettiremez.
bu nedenledir ki, aşkı ancak ''işte bu'' dediğimizde buluruz...
arizaceker arizaceker
her kadın için geçerli midir bilemem. ama acı bir şekilde keşfettim. bir kere bana değil statüme aşıkmış ( bölgenin en çok dinlenen radyo programcısı, hocaların gözdesi, fakültenin şımartılmış çocuğu bla bla bla) onu cezbeden şeyler bunlarmış. önce potansiyel tehlike gördüğü radyodan uzaklaştırdı beni. sonra okulda ki işi gücü boşlayıp ona daha çok vakit ayırmamı istedi böyle böyle derken onu cezbeden tüm özellikler gitti. sonra 6 yıl tek bir kavga etmeyen biz ayrılıverdik. hop daha popi biri girivermiş hayatına... lan söyleyince kadın düşmanı oluyoz
parkla ilişkiler uzmanı parkla ilişkiler uzmanı
bir bayandan darbe yemiş kişi söylemidir.sadece bir cinsiyeti bağlamayan durumdur.kişilik bozukluğu sadece kızlarda değil erkeklerde de mevcuttur.kısacası maymun iştahlı olmaktır.

daha iyisini bulamayacak kadar kendini sevdir , daha iyisini bulamayacakmış gibi sev.
gabrielus gabrielus
yanlış olan önermedir. çoğu kadın gider evet ama bazı kadınlar gitmez arkadaş. o "bazı kadınlar" için bile yaşamaya değer ve en çok da onları aramaya deger.
ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam
altına imzamı atabileceğim kuraldır.. kural evet, direkt kural, önerme, tez, mez değil, direkt kural bu..

hatta her kadın birini bulunca gider demek daha doğru olacaktır.. daha iyisi olmasına gerek yok.. biri olsun yeter ki..

bu arada söylemezsem haksızlık etmiş olurum; erkekler de aynen böyledir..

kimler kimler terkedilmedi, boynuzlanmadı ki..
velovis velovis
daha kötüsünü bulup gidenler de oldugunu dusununce inanasim gelmeyen, tedirgin eden önermedir.

orlando bloom'u justin bieber icin terk etmek nedir lan?
mojito mojito
her kadın diyerek yanlış genelleme yapılmış söylemdir. erkek arkadaşımdan ayrı olduğum dönemde ondan şikayet ettiğim ne varsa tam tersi yanı istediğim gibi bi adam çıktı karşıma hemde çok daha üst bi pozisyonda ne oldu tabiki ayrı olduğum sevgilime döndüm.. iyiki diğer adam karşıma cikmiski gerçekten şikayet ettiğim adamı ne kadar çok sevdiğimi anlamamı sağlamış. her ne kadar olumsuz şeyler yaşanıp üzülsemde gerçekten onun yanında mutlu olduğum kadar olmadım, onunla en aptal ve basit şeyleri yaparken bile deli gibi zevk alıp mutlu oluyorum. ha hala beni deli ediyor o ayrı mesele. bugun olsa gene ayni karari verirdim.
mardy bum mardy bum
"daha iyisi" derken ne kastedildiğine göre değişir. biriyle berabersem ve onu seviyorsam zaten o kişi benim için en iyisidir, daha iyisi yoktur. eğer daha iyisinin olduğunu düşünüyorsam o an beraber olduğum kişiyle yolunda gitmeyen bir şeyler vardır ya da belki yeterince sevmiyorumdur. yani ayrılma sebebi "daha iyisini bulmak" gibi çok basit bir ifadeyle açıklanamaz.
bıyıklı voyvoda bıyıklı voyvoda
kız hep çocuğu çok sevdiğini söylerdi. çocuk ilk önceleri inanmazı kıza. bu durumu içinde bulundukları koşulların oluşturduğuna inanırdı. üniversite ortamın sunmuş olduğu özgür ve bohem ortama bağlardı hep. çocuk hiç kıza onu sevdiğini söylememişti. seviyordu belki ama söylerse her şeyin bozulacağından korkuyordu. kız sürekli evlenelim biz evlenmeliyiz gibi cümlelerle çocuğun aklını çeliyordu ve bunda da başarılıydı. çocuk ta ufaktan kafasında evlilik fikirini oluşturuyor ve kendince planlar yapıyordu. şu kadar maaş alsam oda çalışsa 500 tl kira versek gibi. gel gelelim hayatın çarkı öyle işlemiyordu. hayatın kaos planında her şey yalın ve basit mantıkla yürüyordu. ve kız çocuğu çok seviyordu ve bunu söylüyordu....

üniversite ortamının o özgür romantik havası dağılıyordu artık. kepler havaya atılmıştı bir kere . ve herkes için eve dönme vakti gelmişti artık. uzak mesafe ilişkisine alımalıydı çocuk. kız memleketine ailesinin yanına dönerken çocuk gitmedi. üniversiteyi okudu şehirde kaldı. çünkü öyle planlamışlardı . kız hafta sonları çocuğun yanına gelecek bir müddet sonrada evleneceklerdi nasılsa. çünkü kız çocuğu çok seviyordu ve bunu söylüyordu... bütün planları kız yapmıştı çocukta koşulsuz katılmıştı kıza. ve kız salya sümük , döne döne, sarılala sarıla otagardan otobüse binmişti gitmişti. çocuk bu geçici ayrılık karşısında çok etkilenmişti ama nasılsa geçiciydi. ve biliyordu kız çocuğu çok seviyordu.

ardadan biraz zaman geçtikten sonra telefon konuşmaları azalmaya başlamıştı artık. çocuk sürekli arıyor kız ise yoğunluğundan dem vurup günü 1-2 mesajla geçiştiriyordu. çocuk kıza çok sinirlensede biliyordu. kız çocuğu çok seviyordu. bir müddet sonra kız mesaj atma işini 2-3 güne aralığa çıkarmıtı. ve yoğunluktan dem vurmaya devam ediyordu. ve kız bir gün çocuğu hiç aramadığı bir saatte aradı. o heyacanlı sesinden hiç eser yoktu gayet sakin bir şekilde, kusura bakma biz seninle olmayacağız galiba. annem seni istemiyor. bizim bir akraba varmış. genel müdür (genel müdürü vurgulamıştı) ben onunla görüşüyorum. çocuk hiç bir şey diyememişti 10 saniye kadar. yaşadıkları o çılgın romantik aşk birden görücü uslüne ve kızın lüks yaşam ve makam merakına ezilmişti. selefi üstelik genel müdürdü. anneside istemiyordu. herşey çocupun alayhineydi. üstelik kız bile. kızın sesinde zaten bir katilin soğuk kanlılığı vardı. çocuk fakir edebiyatı yapmak istemedi. ne kadar zor olsa da böğrü yansada şakaklarına mıhlar çakılsada. beni istemeyeni bende istememe bağladı. mutluluklar dilemedi ama. ahı vardı hemde ahhhhhı. sadece peki dedi . kızın bu kadar dirayetsiz olduğuna şaşırmıştı. onu tanıyamamasına şaşırmıştı. ve çocuk, kızın o doğal ve ciddi sesine karşılık ağlamaklı sesiyle son konuşmalarında ''seni seviyorum'' dedi ve kapattı. amacı dramatik bir son yaratmak değildi. spontane gelişmişti herşey. belkide bunu bir daha söyleyememekten korktu. son şansını değerlendirmeliydi.


ve her şey soğumuş her şey azalmıştı. aradan bir çocuğun doğması gülmesi ve konuşması arasında geçen zaman kadar bir zaman geçmişti. bir gün çocuğun telefonu çaldı tanımadığı bir numaraydı. açtı, telefondaki bir zamanlar onu çok sevdiğini söyleye kızdı ağlıyordu. çocuk şaşkın olmasına rağmen çok sakindi . kız anlattı da anlattı anlattı da anlatı genel müdür bunu bırakmıştı , kızın söylemesine göre kız ayrılmıştı. ama çocuk yemezdi tabi bu sefer. çocuk sadece dinledi. ve kız seni hala seviyorum dediğinde çocuk bir stepme lastiği durumuna düştüğünü anladı. sakin ses tonuyla mahşerde görüşürüz dedi ve kapattı.

sonrasında 'ahmet kayadan hep sonradan' şarkısını açtı bir sigara yaktı ve nakarata eşlik etti. ne sen leylasın ne ben mecnun, kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu!
hoboshow hoboshow
kadınlar genetik olarak güce aşık olurlar, haliyle daha güçlüsünü gördükçe onu isterler. ama unutmamanız gereken bir şey var. bu suç değildir. doğanın kanunudur. aynı erkeklerin birden fazla dişiyi dölleme isteği gibi. kabul etmesi zor ama gerçektir.
içinde ketçap yok içinde ketçap yok
iyinin iyisi var sorunsalı yüzünden paradox ile sonuçlanacak önermedir. ha ben katılıyor muyum bu önermeye? zaman zaman. çünkü karaktersiz hatun çok piyasada. karakterli ve kaliteli insan bilir ki herkesin ve herşeyin daha iyisi var, ama bi kendini bil yakıştırıyor musun bu durumu kendine? velhasıl insanda olması gereken temel unsurlar vardır vicdan, sevgi, saygı tarzlarında. bu kategorilerdeki puanları 0 a yakınsa her insan gider. öyle insan siktirsin gitsin zaten hehe.
1 /